Rubrik Esnek Uygulanmalıdır…

Akreditasyon uygulamasının yeni başladığı 2020 itibarı ile seçici, başarılı/ başarısız kurumları ayırt edici, kamuoyunu aydınlatıcı olması, ama bunun kadar kurumları teşvik edici, öğretim elemanlarının onayını alan, hiç değilse reddedilmeyen bir uygulama olması beklenir. Tartışmalı konular tekrar tekrar değerlendirilmelidir. Buna hizmet edecek bir yaklaşım dereceli değerlendirme anahtarının (rubrik) esnek uygulanmasıdır. Temelde her etkinlik için (küçük bir etkinlik olsun, temel etkinlik olsun, farketmez) PUKÖ döngüsünün kapatılması beklenir. Planlama çoğu kurumda yapılır, uygulama hemen her kurumda gerçekleştirilirken, kontrol/ ölçme ve hedeflere veya  standartlara ulaşılamayan durumlarda önlem alma ancak gelişmiş kurumlarda, o da kısmen uygulanmaktadır. Bu nedenle rubrik ile değerlendirme, kurumun olgunluk düzeyini kurumun kalite döngüsünü ne oranda kapatabildiğine bağladığı için pratik ve etkili olacaktır. Ancak bu “döngünün kapatılması olayının” ruhuna bakmak lazımdır; kılavuzluk için hazırlanan rubrik metninin katı yorumu, kelimelerin dar anlamlarında ısrar etmek akreditasyon uygulamalarını zora sokabilir.

 

Esnek uygulama ihtiyacının altında yatan en az dört nedeni şöyle sıralayabiliriz:

 

  1. Bazı alt ölçütlerin içinde değişik alt unsurlar bulunmaktadır. Örnek olarak A.1.1 Misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedefler alt ölçütünün misyon ve stratejik plan gibi iki farklı değerlendirmeye muhtaç alt unsuru vardır. Birini yapan diğerini yapmayabilir; her ikisinin de var olmasından çok, anlamlı, uygulanabilir, yol gösterici olması önemlidir. İkinci örnek, A.2.3 Liderlik ve kalite güvencesi kültürü alt ölçütünün birbirinden farklı iki unsuru barındırmasıdır. Liderlik yukarıdan aşağı (top down) özelliği baskın bir davranış biçimi iken kalite kültürü oluşumu tamamen aşağıdan yukarıya (bottom up) gelişmesi öngörülen kurumsal davranıştır. Dolayısıyla birinin olması diğerinin olacağı anlamına gelmez. Üçüncü örnek, B.4.1 Atama,yükseltme ve görevlendirme kriterlerinin içerdiği muhtelif hususlardır. Öğretim elemanı atama/ görevlendirme süreçleri, kriterleri kamuoyuna açık mıdır? Uygulamanın kriterlere uygun olduğu kanıtlanmakta mıdır? Öğretim elemanı ders yükleri, ortalama, saçılım şeffaf olarak paylaşılmakta mıdır? Kurumun öğretim üyesinden beklentisi (standart- kişiye ait-hangisi?) bireylerce bilinir mi?

Kadrolu olmayan öğretim elemanı seçimi ve yarıyıl sonunda performanslarının değerlendirilmesi şeffaf, etkin ve adil midir? Kurum eğitim-öğretim ilkelerine ve kültürüne uyumsuz elemanların devamı engellenmiş midir?

Akran değerlendirmesi, öğrenci değerlendirmesi  ve öğretme portfolyosu yöntemi kullanarak eğitimde kalitenin değerlendirilmesi yapılmakta ve bu değerlendirmeler öğretim elemanının sorumluluk üstlenmesi kararlarına ışık tutmakta mıdır? Bu soruların, “kriterlerin uygulanması ve karar almalarda kullanılması, sistematik olarak izlenmesi ve önlemler alınması”  ifadesinden hareketle gündeme taşınması zordur.

 

  1. Alt ölçütlere ait kalite döngülerinin çok farklı zaman dilimleri Örneğin, A.1.2 Politika ifadeleri belki 10-15 yıllık döngülerle değerlendirilerek revize edilmelerine karşın, B.6.1 Program ve ders çıktılarının izlenmesi yarıyıl/ yıl bazında olmaktadır. A.4.1 ve 4.2, Uluslararasılaşma politikası ve örgütlenmesinin sorgulanması için herhalde en az 5 yıl beklemek yerinde olacaktır. Ülkemizde tüm politika ifadeleri, daha yeni yerleşen kavramlar olup, uluslararasılaşma veya topluma hizmet etkinliklerinin örgütlenmeleri çok yenidir, YÖKAK ısrarı ile gündeme alınan hususlardır. Bunların planlama ve uygulama aşamalarının anlamlı, kurum bünyesine ve önceliklerine uygun olması, kurum içinde bilinir olması, genel kabul görmüş olması, paydaşları sözde değil, özde kapsaması o kadar önemlidir ki “sonuçların izlenmesi ve önlem alınması” ısrarı biraz gerçeküstü kalmaktadır.

 

  1. Alt ölçütlerin bazılarında belirsizlik Örnek olarak, B.1.6 Ölçme ve değerlendirme rubriğindeki yeterlilik temelli sistemin ne olduğu muğlak iken bu sistemin tasarımı ve tasarımın uygulanmasının bulguları ve önlemlerinde ısrarlı ve katı olunmaması yerinde olacaktır. Öğrenci merkezli ölçme ve değerlendirme başka bir alt ölçütün (B.3.2) konusudur. Günlük hayatta en önem verdiğimiz ölçme ve değerlendirmenin güvenilirliği, yani dersten derse, hocadan hocaya, yıldan yıla notlandırmaların tutarlı sonuçlar vermesi yazılı bile değildir. İkinci örnek, C.1.3 Araştırmaların yerel/ bölgesel/ ulusal kalkınma hedefleriyle ilişkisi genelde yerinde ve anlamlı olmakla beraber bazı vakıf üniversiteleri veya uluslararası arenada yarışmacı olmayı hedefleyen devlet üniversiteleri için uygun olmayabilir. Bilgi ve araştırma bulgularını toplum hizmetine sunmak başkadır, araştırma hedeflerini ulusal önceliklere göre belirlemek başka… Üçüncü örnek, C.2.4 Doktora programları ve post doc imkanlarıdır. Tüm üniversitelerin doktora programı açmaları beklenmemelidir, hatta belirli olgunluğu ulaşıncaya kadar engellenmelidir.

 

  1. Genelde doğru olan ancak çeşitliliğe izin anlamında gevşek yorumlanmasında yarar olacak hususlar da olabilir. Örnek olarak, C.1.2 Araştırma yönetimi ve organizasyonel yapısında veya E.1.1 Yönetim modeli ve idari yapıda, gelişmiş ve kendini ispat etmiş üniversitelerin kendi tarzlarına müdahale etmemek adına esnek davranılması düşünülmelidir.

 

 

Akreditasyonu ulusal çapta yürütebilmek için şablonların oluşturulması kaçınılmazdır. Bu şablonları uygularken dikkatli, adil ve tutarlı olmak gerekmektedir. İlgili alt ölçütün çok yönlü değerlendirilmesi, yorumlanması yapılırken her bir alt ölçütün temelde bir araç olduğu ve akreditasyon uygulamasının ruhunda “iyi eğitim- iyi araştırma- iyi topluma hizmet” e varmanın yattığı unutulmamalıdır

Kurum üst yönetimi akreditasyona hazırlanmak istiyor mu?

Kurum üst yönetimi kalite güvencesi konusunda kurumsal akreditasyona hazırlanmak istiyor mu?  Evet ise, öncelikle yapılacak İç Kalite Güvencesi Sisteminizin kurgulanmasıdır. Bu, tüm etkinlikleriniz için standartlarınızı saptamak ve bu standartlara uygun bir akademik yaşam sürdürdüğünüzü kanıtlamaktır. Bu aşamada “İç Kalite Güvence sistemi neleri içermeli” başlıklı yazım size yararlı olabilir.

 

Kurumsal standartları geliştirmekte zorlanıyorsanız akreditasyon sürecinde eşik seviye/ minimum standartlar olarak kullanılacak “ulusal standartları” doğrudan benimseyebilirsiniz. Ulusal standartların geliştirilmesi sürecinde aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz:

 Ulusal Standartlar Tablosu (2020) 

 

  1. Standartlar, beklentiler, beklenen/ özlenen seviye, iş yapma ölçüsü, gelişmişlik seviyesi … bu tabloda mavi ile C kolonunda yazılan hususlardır. Bu hususlar dünya üzerindeki iyi uygulamaların ülkemizin şartlarına uyarlanmış halidir; yarışmacı ve etkin bir yükseköğretim kurumunun ihtiyaçlarıdır. Bunları kabul ediyor musunuz? Nasıl değiştirmeyi önerirsiniz? Genel olarak siz neredesiniz? Bu standartlara erişmeyi hedefliyor musunuz, buna öncelik veriyor musunuz?

 

  1. Tek tek bu standartlara ne kadar uyum sağladığınızı değerlendirebiliyor musunuz? 1000* puan üzerinden kurumunuz kaç puan alır? [hata payınız (gerçek akreditasyon ile sizin değerlendirmeniz arasındaki fark) 50’den az ise , +50 puan(ödül), 100’den çok ise (-hata payı) puan (ceza) kazanacakmışsınız gibi -gerçekci- düşünün!… “kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz!”]. Zaman içindeki iyileşme hızınızı takip edin, beğeniyor musunuz?                  (* puanlama  için KG:200, E&Ö:400, A:150, TH:100, YÖ:150 seçilebilir)

 

  1. Her bir alt ölçütü masaya yatıracak ve kurumunuz açısından tartışacak 4 kişi bulabilir misiniz? Sahiplenme var mı? Bilinç, birikim var mı? Sahiplere yetki ve sorumluluk verilmiş mi? Bu alt ölçütler arasından bazılarını tartışmaya açmak, kurum genelindeki algıyı araştırmak ihtiyacını hissediyor musunuz?

 

  1. Ölçüt veya alt ölçüt seviyesinde hiç birikim/ gelişme olmayanları tanımlayabiliyor musunuz? Bunlarla ilgili destek aramak, uzman/ danışman kullanmak düşünülüyor mu?

 

  1. Benzer üniversiteler ile biraraya gelerek ölçüt veya alt ölçütler temelinde karşılaştırmalı değerlendirmeler yapma, akranlardan öğrenme fırsatınız oluyor mu?

 

  1. 58 alt ölçütün yaklaşık 38’i kurum misyonu veya politika ifadeleri ile ilintilidir. Anlamlı misyon ve politika ifadeleri geliştiremediğiniz durumlarda doğrudan alt ölçüt bazındaki standartlara uygun bir sistem geliştirebilirsiniz. Ancak bu durumda günlük, kendi kendine gelişen davranış biçimleri ve tercihler zaman içinde kurumsal tavrı oluşturacaktır; baştan tutarlı ve akılcı, ortam ve kaynaklarla uyumlu hedef ve politikalar tasarlama ve buna göre proaktif, etkili ve verimli bir büyüme fırsatını kaçırmış olacaksınız (Örneğin misyonun uluslararasılaşmaya vurgusu çerçevesinde uluslararasılaşma politikası, bu politika çerçevesinde uluslararasılaşma yönetimi ve organizasyon yapısı, kaynakları, performansın izlenmesi ve iyileştirmesi ele alınmalıdır. Tersden gittiğinizde uluslararasılaşma yönetimi, oluşan kaynaklar, çıkan performans, onun izlenme şekli, birbirleriyle uyumlu veya uyumsuz, ortaya bir uluslararasılaşma politikası çıkaracaktır; ama bu özlenen midir?). Kurum kimliği, profili, varlık nedeni ile ilgili  tespitleri yapmakta kurumunuz ne kadar başarılı?

 

  1. Excel tablosunun D kolonunda gösterilen PUKÖ çevriminin en az kapsanması gereken aşamaları tamamen kişisel görüşlerdir. Sadece başlangıç yıllarında kurumların yükünü biraz hafifletmek, önceliklere dikkat çekmek üzere konmuştur. Yıllar içinde her alt ölçüte ait çevrimlerin kapatılması beklenir.Alt ölçütlerin çevrimleri farklı olmak zorundadır. Ders kazanımlarının izlenmesi 4-5 aylık bir çevrim iken misyon ifadesinin veya uluslararasılaşma örgütlenmesinin çevrimi 5-10 yıla uzayabilir. Misyonu veya örgütlenmeyi her yıl tekrar tekrar sorgulayamazsınız; makul süre kullanıp sonra ölçüm ve değerlendirme çalışmaları yapabilirsiniz. Ülkemizde bazı hususlar daha çok yeni tasarlandığı ve uygulamaya koyulduğu için 2020 yılında başlayan bir akreditasyonda  misyon, politika ifadeleri, program tasarımı gibi hususların çevriminin kapanmasını beklememek lazımdır.

    Kurumunuzda kapsanan aşamaları/ olgunluk düzeylerini (P?; PU?; PUK?; PUKÖ?) net görebiliyor musunuz?

 

  1. Performans göstergelerine atıf sadece A.1.3.Kurumsal performans yönetimi alt ölçütünde görünmektedir. Ancak göstergeler kurumun kendini takip etmesinde kullanılabilen güçlü araçlardır. Bu nedenle Kalite Kurulunun listelediği göstergeler dışında kurumun kendi profili/ kimliği, misyonu, yapılanması gereği takip etmeyi önemli gördüğü göstergeler de bu tabloya eklenmeli ve tüm göstergeler ilgili alt ölçütlere ait kanıtlar içinde (hangi oluşumu nasıl desteklediğini izah ederek) kullanılmalıdır.

Göstergeler listesinin içindeki en kritik olanları “KPI: kurumsal (temel) performans göstergeleri” şeklinde tanımlayarak kurumsal gelişmenin izlenmesi ve gerektiğinde uygun strateji seçilmesi için kullanıyor musunuz? Temel performans göstergelerinin yıllar içinde değişimi (trend analizi); ilerideki yıllar itibarı ile hedef değerleri ile, yani öngörülerle karşılaştırma; başkaları ile kıyaslama size yol gösteriyor mu?

 

 

 

Ulusal Kalite Güvencesi Sistemi Politika Tercihleri

Strateji:

Hofstede’in[1] geliştirdiği kültürel boyutlar ulusal özellikleri yansıtan, dolayısıyla uluslararası uygulamaları ulusal yaklaşımlara uyarlama aşamasında değerli ve çokca kullanılan bir araç olmuştur.  Güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, erkeksi/ kadınsı yaklaşım ve bireycilik/ çoğulculuk boyutlarının farklı kültürlerde farklı gelişmiş olması kullanılacak kalite güvencesi yöntemlerinin ulusal bünyeye uyumunda bu boyutları dikkate almayı düşündürmektedir[2]. Hofstede’in kültürel boyutlarının açılımları şunlardır:

 

Güç mesafesi : bir ülkedeki kurum ve örgütlerdeki güçsüz üyelerin gücün eşit dağılmadığını kabul etme derecesi; kültürün otoriteye verdiği değer; kurumdaki maaş farklılıklarının kabul seviyesi, hiyerarşiye duyulan ihtiyaç…

 

Belirsizlikten kaçınma: bireylerin belirsizlikten kaçınmalarının seviyesi (kaçınmanın çok olduğu toplumlarda bireyler riskli ve sonucu belirli olmayan durumlardan sakınma eğilimindedirler. Bu durumlar bireylerde yüksek oranda stres ve tedirginlik oluşturur). toplumdaki tolerans seviyesi, farklılıkların tehlikeli algılanma seviyesi; insan haklarına verilen önem, protesto edebilme seviyesi …

 

Erkeksi/ kadınsı yaklaşım: toplumdaki kadın/erkek rollerinin farklı algılanma seviyesi; konsesüs/ oydaşma kültürü; zayıfın korunması kültürü; Erkeksi toplumlarda bireylerin motivasyonu rekabet ve başarı ile sağlanır. Kadınsı toplumlarda insanların odakları iyi ilişkiler kurmak ve herkesin yüksek bir hayat kalitesine sahip olması üzerinedir. Herkes mutlu olduğu sürece en iyi olmak önem taşımaz.

 

Bireycilik/ çoğulculuk: göreceli ağırlık, bireyin hakları ile grubun haklarına nasıl bölünür, ‘ben’ ile ‘biz’ yaklaşım farkları (bireyci bir toplumda bireyler kendi kararlarını kendileri verme eğilimindedirler,  çoğulcu toplumlarda grubun dayattığı sorumlulukların yerine getirilmesi gereklidir).  Bireyler arasındaki bağlar, aile kavramının kapsamı, gruba sadakat seviyesi…

 

Ülkelerin bu boyutlara ait verilerine internet üzerinden kolayca erişilmektedir. Türkiye Hofstede’in kültürel boyutları itibarı ile Fransa (dört boyuttan üçü benzer) ve Portekiz (dört boyutun tümü benzer) ile yakındır; Almanya ve Birleşik Krallık ile çok uzaktır. H.R.Kells değişik ülkelerin sistemlerini inceleyerek yükseköğretimde kullanılması akılcı olacak kalite yaklaşımlarını aşağıdaki tabloda yansıtmıştır. Makalenin tamamı kültür farklılıklarının yöntem belirlemedeki önemine ait örneklerle doludur.

 

Uzun güç mesafesi Belirsizlikten çok kaçınma Erkeksi davranış
·  Nesnel ölçüm ve performans göstergelerinin yoğun kullanımı

·  Sıralama ve karşılaştırma kullanımı

·  Hesap verebilirlik vurgusu

·  Kamuya rapor/hesap verme

·  Iktidardaki kişilerce tasarlanan merkezi system

·  Akran değerlendirmesi önemli

·  Güçlü birim ve kişilerin değerlendirme dışı olması

 

·  Katı, nesnel ölçütler ve standartlar

·  Sıralama ve karşılaştırma kullanımı

·  En iyiyi öne çıkarmak

·  Tek bir model, tek yüksek standart eğilimi

·  Değerlendirme için kesin tarihler ve programlar

·  Sistemi tasarlamaya uzun süre harcanması

·  Kısa perspektif

·  Para önemli; mümkünse değerlendirmenin mali destek ile ilişkilendirilmesi

·  Yaptırım uygula; tercihler sun

·  En iyiyi lanse etmek

·  Performans ölçümleri yap

·  Kural, takvim ve uyum üzerine odaklan

·  Özdeğerlendirme zor; kamuoyu önünde başarısızlığın kabulü zor

 

Kısa güç mesafesi Belirsizlikten az kaçınma Kadınsı davranış
·  Sistemin tasarımına birçok meslek sahibinin destek olması

·  Tüm seviye ve birimlerin dahil olması

·  Özdeğerlendirme ve iç odaklılık  vurgusu

·  Herkesin değerlendirilmesi

·  Iyileşme/ gelişme  odaklılık

·  Ulusal sistem üniversite temelli kültür ve iç değerlendirme üzerine kurulu

·  Değişik yaklaşımlar kabul görür

·  Uzun vadeli perspektif, çevrimler kullanılır

·  Yaparak öğrenme; başla-sürdür; koruma şemsiyesi

·  Standartlara dayanma az

·  İlan edilen hedef ve niyetleri başarmaya odaklılık

·  Mesleki uzmanlıkların kullanılması

 

·  Yaptırım yok veya az

·  En iyiyi öne çıkarmadan herkese destek ol

·  Kamuya rapor/hesap verme az

·  Eğitim/yetiştirme var

·  Keşfetme ve psikolojik sahiplenme yoluyla değişim

 

Kültürel farklılıklara göre ulusal değerlendirme sistemlerinin olası özellikleri,  H.R.Kells[2]

 

 

Buna göre ülkemiz için, hesap verme/ kıyaslama merkezli, nesnel ölçütlere ve performans göstergelerine dayanan, yüksek standartlı tek modeli benimseyen, kısa vadeli, merkezi yönetimce geliştirilen, hakem değerlendirmesine ağırlık veren bir sistem uygundur. Standartlara uyum (compliance), kurumların kendi amaçlarına uygun gelişme çizgileri benimsemesinden (fitness for purpose-enhancement) daha uygun görünmektedir. Bu tabii ulusal sistem için geçerli bir yargı olmaktadır; kendilerini uluslararası yarışmanın parçası olarak gören ve ulusal standartların üstünde, amaca uygunluk ve gelişme hedefine yönelen kurumlar olabilir, hatta olmalıdır.

 

Kültürel boyutların ötesinde mevcut koşullar (sistemin büyüklüğü, olgunluğu/ gelişmişlik düzeyi, sistemin karmaşıklığı/ çeşitliliği, kalite  farklılığı/ aralığı, kurumsal özerklik seviyeleri, paydaş etkileşimi) etkili olmaktadır ve yukarıdaki kültürel boyut temelindeki yelpazede yer değişikliklerine neden olacaktır. Örneğin, Fransa ile olan kültürel boyut benzeşmesi, yükseköğretim sisteminin olgunluğu, yeni kurulan üniversitelerle yerleşik/ tecrübeli üniversiteler arasındaki farklar (kalite aralığı) itibarı ile farklı politikalara götürebilir.

 

Mekanizma /süreçler:

Ulusal sistemler öncelikle dış değerlendirme ayağını şekillendirir. Burada alternatifler  kurumsal akreditasyon ile kurumsal değerlendirme (audit) olarak belirmektedir. Her ikisi de 5-6 yıllık çevrimlerle yapılan değerlendirmeler olup, akreditasyon net yaptırımlara yönelik sonuç yargısını (geçti/ kaldı/ kısmi geçti) içeren ; audit sonuç yargısı yerine güçlü ve zayıf yönleri irdeleyen, önlem alma inisiyatifini kuruma bırakan, daha çok EUA-IEP tipi öneriler sunan bir mekanizma olmaktadır. Her ikisinin de amacı mevcut iç kalite güvencesi sisteminin gelişmişliğini, etkinliğini kontrol etmektir.

 

Ülkemizde düşey farklılıkların (kalite seviyesi itibarı ile oluşan farklılıklar) büyük olduğu, üniversitelerin %60’nın 15 yaş veya daha genç olduğu, kalite güvencesi kavramının ülkenin gündemine çok geç girmiş olması ve bu alanda kurumsal farkındalığın/ birikimlerin göreceli az olduğu göz önüne  alınırsa, kararlı, net mesajlar içeren üniversite yönetimlerince daha ciddiye alınacak akreditasyon mekanizmasının  benimsenmesi daha doğrudur. Bu görüş bu sitede muhtelif yazılarda vurgulanmıştır. Ancak mevcut yasal düzenleme yeterli değildir. Yükseköğretim Kalite Kurulunun yasal olarak bağımsız statüsü olmakla beraber bağımsızlığının pekiştirilmesi gerekir; ölçme ve değerlendirmenin YÖK, MEB, siyasi tercihler, üniversite ve diğer paydaşların tercihlerinden bağımsız, adil, tarafsız, şeffaf hareket edebilmesini güvence altına alan ve tüm üniversitelerin kurumsal akreditasyon sürecinden beş yılda bir geçmeleri ve önceden belirlenmiş ulusal standartlar çerçevesinde akreditasyon sonuçlarının bağlayıcı yaptırımlara dönüşmesine yönelik ek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.  Yükseköğretim Kalite Kurulu ile Yükseköğretim Kurulu arasındaki ilişkiler ve işbirliği mekanizmaları netleştirilmelidir. Tüm faaliyetler itibarı ile olmazsa olmaz eşik standartların mevcudiyeti ve bunlardaki zafiyetin karşılığındaki tedbir ve yaptırımların bu iki üst kurulun ortak politika ve deklarasyonları ile ulusal duruş şeklinde tescil edilmesi gerekir.

 

Özerk/ bağımsız yapının güçlendirilmesi hem yasal düzenleme ile, hem de güven verici/ tutarlı/ şeffaf uygulama ve sürtüşme ihtimallerini en aza indirme yoluyla yapılmalıdır. Bunun için, en azından:

  • Özerk/ bağımsız yapının yasal düzenlemede açık ve net ifade edilmesi ve vurgulanması,
  • Kurulun kompozisyonu, bütçesi, karar alma mekanizması, kararlara itiraz mekanizma ve sürçlerinin açık ve net özerklik/ bağımsızlık mesajını veriyor olması,
  • Kurum iç değerlendirme ve Değerlendirme takımı sonuç raporlarının kamuoyuna açık olması,
  • Kalite güvencesi sistemi/ çerçevesi ile ilgili tüm aktörler arasında genel mutabakat sağlanması

yerinde olacaktır.

 

Program akreditasyonu farklı bir yaklaşım türü olmaktadır. Genelde düzenlenmiş mesleklerin (regulated professions) kendisine has standartlarının, odalar / meslek kuruluşları eliyle kontrol edilmesi yaklaşımıdır. Kurumun geneline değil, tek bir diploma programının yetiştirdiği mezun yeterlilikleri özeline odaklıdır. Bu anlamda ulusal ajansların etkinliği olmaktan çok, ulusal ajansın yetkilendirdiği meslek kuruluşunun etkinliğidir. Ülkemizde dekanlar konseylerinin ön ayak olduğu program akreditasyonları kurumsal akreditasyonun noktasal, ayrıntılı uygulanması gibi çalışmaktadır.

 

Örgütlenme:

Ulusal sistemlerin örgütlenmesinde iki farklı model görülmektedir: kendi kadrosu, değerlendirme takımları olan, tam teşekküllü devlet kurumları modeli giderek terkedilmektedir. Daha tercih edilen yalın (lean) örgütlenmedir; karar verici pozisyonunda bir heyetin / kurulun bulunması, sekreterya hizmetlerinin minimumda tutulması, değerlendirme uygulamalarında üniversite, meslek kuruluşları, iş dünyası temsilcilerinin kullanılması  yaygınlaşmaktadır. En önemli husus değerlendirme takımı başkan ve üyelerinin benzer ilke ve yaklaşımları içselleştirmiş olmalarıdır. EUA örneğin, kurumsal değerlendirme hakem havuzunu yaklaşık 25 yıldır her Ekim ayında iki günlük bir tazeleme toplantısına davet ederek gelişmeleri tartışma, vakaları değerlendirme, ortak görüşleri perçinleme seansları düzenlemektedir. Ülkemizde de Kalite Kurulu yapılanması ve çalışma tarzı benzerdir. Üzerinde çalışılması gereken hususlar arasında, takım başkanlarının çokca rektörlerden oluşmasının getirdiği zorluklar, takım üyeleri havuzunun henüz stabilize olmamış olması (başlayan-ayrılan sayısı yüksek), sadece üniversite mensuplarından oluşması, uluslararası hakem kullanılmaması sayılabilir. Rektörlerin diğer rektörleri ve üniversite sorunlarını anlama/ değerlendirme becerisi yüksek olsa bile, birbirlerinin doğal rakibi ve doğal yandaşı olmaları, kendi tarzlarını merkezi yöntemlerin üstünde görme ihtimali ve başka üniversitelere zaman ayırabilmelerinin zor olması gibi dezavantajları değerlendirilmelidir.

 

Ulusal Kalite Kurulunun takım başkanlarından akreditasyon/ değerlendirme etkinliğine   paralel olarak çeşitli şekillerde yararlanması düşünülebilir; örneğin Kurulun etrafında eşmerkezli halkalar şeklinde yer alacak çalışma grupları olabilir. Kalite güvencesi ve kültürü konularında çalışan, birikimli ve bu yönde daha çok emek ve zaman harcamayı kabul eden10-12 kişilik bir ekip beyin fırtınası, politika geliştirme, kurula katkı anlamında; biraz daha geniş bir ekip (20-25 kişi) çalıştaylar, bilgi paylaşımı, tematik toplantılar temelinde; 35-40 kişilik toplam takım başkanları heyeti de ortak görüş oluşturma, benzer yaklaşımları benimseme, üniform davranış sağlama, beceri geliştirme amacıyla kullanılabilir. Ulusal ajansların görevlerinden biri kalite güvencesi alanında araştırma ortamı oluşturmaya liderlik etmek, tartışma platformları yaratmak, proje ve diploma- sertifika programları desteklemek olması itibarı ile bu tip veya benzeri çalışma grupları anlamlı olacaktır.

 

[1] G. Hofstede, (1991). Cultures and Organizations: Intercultural Cooperation and Its Importance for Survival. London: Harper Collins.

[2] H.R.Kells, (1999) National higher education evaluation systems: Methods for

analysis and some propositions for the research and policy void, Higher Education 38: 209–232,

 

 

Kalite Güvencesi Sistemi Temel İlkeleri

Kalite Güvencesi Sistemi (KGS) Temel İlkeleri

 

Kalite güvencesinin değişik konuları bu web sitesinde analiz edilmiştir. Bu yazıda bazı görüşleri tekrarlamak pahasına ülkenin genelini ilgilendiren kalite güvencesi sisteminin temel ilkeleri gözden geçirilmektedir. Ulusal Kalite Güvencesi Sisteminin tasarlanması ve işletilmesi aşamalarında rehber niteliğinde kullanılması önerilen hususlar OECD 2008 ‘Tertiary Education for the Knowledge Society, vol 1. s.310-316’  yayınından faydalanılarak listelenmiştir. Her madde sonrasında da 2020 itibarı ile ülkemizin durumuna ait kişisel saptalara yer verilmiştir.

 

  1. Kalite Güvencesi Sistemini ulusal yükseköğretim amaç ve politikaları ile uyumlu kıl: KGS’nin amaçlarının somut ve net olarak ortaya konması ve ulusal yükseköğretim sistemi stratejileri ile ilişkilendirilmesi gerekir. İyi koordine edilmiş sistemin öğrencilere kaliteli eğitim verilmesini, yükseköğretimin ülkenin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlamasını, kurumların etkin çalışmasını desteklemesi beklenir.

Ülkemizde yükseköğretimin amaçları, politikası ve stratejileri net ve anlamlı bir şekilde tanımlı değildir. Kulağa hoş gelen yuvarlak ifadelerle yetinildiği için ve genel ilkelerle münferit uygulamaların uyumlu olması başarılamadığı için KGS’nin nasıl genel politikaya eklemleneceği biraz belirsizdir. Gelişme /iyileşme sağlanması, kurumların daha şeffaf olması gibi genel beklentiler tabii ki geçerlidir; ancak ulusal standartlarda konsensüs ve KGS çıktılarının kullanılması konusunda ortak tavır pek gözlenmemektedir.  

 

  1. Kalite Güvencesi Sisteminin amaçları ve beklenen kazanımları konusunda tüm paydaşların desteğini, kararlılığını sağla: Özellikle yükseköğretimi yönlendiren aktörler arasında kalite güvencesinin rolü ve ondan beklenen kazanımlar hususunda kuvvetli birliktelik sergilenmelidir.

Eğitim ekosistemi diyebileceğimiz, MEB, YÖK, YÖKAK, Politika Kurulları (Eğitim ve Öğretim; Bilim, Teknoloji ve Yenilik) , Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TUBA, Strateji ve Bütçe Bşk gibi kurumların ortak tavrı veya belirgin bir ortak desteği / yorumu bulunmamaktadır. En basitinden başlaması öngörülen akreditasyon ölçütlerine yönelik ulusal standartlarda buluşma/ deklarasyon gözlenmemektedir.

 

  1. Kalite Güvencesinin hem iyileşme/ gelişme, hem de hesap verme fonksiyonlarına hizmet etmesini sağla: İlk başta minimum standartlara uyum vurgusu daha ağırlıklı olsa bile ve akreditasyon uygulamasının temel amacı hesap verme/ şeffaflık olsa bile, Iç Kalite Güvencesi Sisteminin sürekli gündemde tutulması yoluyla yükseköğretim kurumlarının eğitim-araştırma- topluma hizmet etkinliklerini sürekli iyileştirmeleri vurgulanmalıdır. Zaman içinde minimum standartlara uyum halledildikçe, denge iyileşme/ gelişmeden yana bozulabilir.

Kalite Kurulu ilk aşamada (2016-2020) dostça değerlendirme ve kurumlara öneriler çerçevesinde iyileşme/ gelişme vurgusunu benimsemiştir; ikinci aşama ulusal kalite ajansı olması itibarı ile hesap verme ve akreditasyonu yerleştirmektir. Ümit edilir ki 2020-2024 aşamasında akreditasyon,  yani minimum standartlara uyum meşru ve etkili bir araç olarak geliştirilirken sürekli iyileşme hedefi hiçbir zaman unutulmaz.

 

  1. İç ve dış kalite güvencesi mekanizmalarını birleştirerek etkin kullan: İyileşme/ gelişme ile hesap verme dengesi, iç ve dış kalite güvencesi mekanizmalarını farklı değerlendirme süreçleri olarak tasarlayarak başarılabilir. Dış Kalite Güvencesi adımlarının kalıcı ve etkili izleri olması için bunu değerlendirebilecek bir İç Kalite Güvencesi mekanizmasının bulunması gerekmektedir. Kurumu ileriye taşıyacak olan da kendi bünyesine, misyonuna, politikalarına uygun, yıllık faaliyetlerini gözden geçirerek (izleyerek/ ölçerek), kendi hedefleriyle, kendi standartlarıyla uyumunu değerlendirmek, gerektiği yerlerde önlem almaktır. Bu İç Kalite Güvencesi Sistemidir. 5-6 yılda bir yapılacak dış değerlendirme içerideki sistemi motive eden, onu onaylayarak ona değer katan ve temelde “kendi” hedef ve standartlarının “ulusal” hedef ve standartlardan aşağıda olmadığının teminatı anlamınadır.

Ülke genelindeki iş bölümünün kabaca Kalite Kurulunun Dış Kalite Güvencesi Sistemini, üniversite rektörlüklerinin iç kalite güvencesi sistemlerini öncelikli projeleri olarak benimsemeleri olmalıdır. Buna paralel olarak birinin diğerini desteklemesi, motive etmesi beklenir. 2020 itibarı ile Kalite Kurulunun sahiplenme tavrı başarılı iken, üniversitelerimizin daha çok isterlere cevap oluşturmakla sınırlı kaldığı, kendi güvence sistemlerini ulusalın ötesinde bir heyacanla sahiplenmedikleri gözlenmektedir.     

 

  1. Kapasite geliştir ve meşruiyeti güçlendir: Sadece yasal mevzuat olarak değil, aynı zamanda kilit paydaşlarca (özellikle akademik personel) kabul edilme, sindirilme, benimsenme önemli bir unsur olmaktadır. Dış değerlendirme takımının isabetli, yansız ve etkin hareket etmesi ve şeffaf ölçütler temelinde, kanıta dayalı değerlendirme yapması meşruiyeti güçlendirmektedir. Takım üyelerinin sürekli eğitilmesi, değerlendirme mekanizmalarını kullanmada uzmanlaşmaları, araştırma sonuçlarının ve iyi örneklerin paylaşılması kapasitenin geliştirilmesine destek olmaktadır.

Tüm ülkelerde kalite güvencesi çalışmalarının yumuşak karnı akademisyenlerin cılız desteği, hatta kösteği olmuştur. Ülkemizde de durum farklı değildir. Rektörlüklerin kalite güvencesi kavramlarını akademisyenlere benimsetmek üzere samimi gayretleri ve uzmanlar yardımıyla itirazların , endişelerin, karşı önerilerin tartışıldığı ortamlar yaratmaları; Kalite Kurulunun da değerlendirme hakemlerini,özellikle takım başkanlarını sürekli eğitme yönünde daha fazla katkıları gerekmektedir.

 

  1. Kalite güvencesi sistemini herkesin katıldığı ama net sahiplenmenin belirgin olduğu bir faaliyet olarak kurgula: Kalite güvencesi süreç ve mekanizmalarında kimin neyi sahiplendiği, yetkili ve sorumlu olduğu, kime rapor vereceği çok net ve somut olarak bilinmelidir. Bu asla kalite sorumluluğunun bir grup görevliye ihale edilmesi değildir. Üniversitelerde tüm öğretim elemanları ve idari personelin, ülke genelinde eğitim ekosisteminin tüm aktörlerinin kalite güvencesi sisteminde rol alması sağlanmalıdır.

Kalite güvencesi henüz ülke genelinde sadece Kalite Kurulu, üniversitelerde sadece kalite komisyonlarının üstlendiği ve orta/ uzun vadede nasıl bir model hedeflendiği düşünülmeksizin mekanik eylemler dizisi olarak yürütülmektedir. Yasal mevzuat yanında kurumsal modellerin geliştirilmesi beklenir.

 

  1. Öğrenci, mezun ve işveren gibi paydaşları değerlendirme sürecinde etkin kullan: Meşruiyeti genişletmek üzere bu paydaş grubunun görüşlerine sistematik erişim, geri bildirim kanallarının etkin çalıştırılması, hatta kararlara doğrudan katılımları vasıtasıyla topluma hesap verme işlevini tamamlamaya özen gösterilmelidir.

Ülkemizde paydaş katılımı sembolik olmaktan öteye gidememektedir. Bunda çift taraflı isteksizlik (hem paydaşların ilgisizliği hem de kalite güvencesi sürecini yönetenlerin samimi olmaması) rol oynamaktadır. Gerçek ihtiyaçlar, sistematik uygulama, etkinliğin gerçekci değerlendirmesi ve karşılıklı güvene dayalı bir sistemin kurulması ve işletilmesi başlı başına bir proje olmak durumundadır.

 

  1. Öğrenci kazanımlarına odaklan: Öğretim üyesi ve altyapı gibi girdilerden çok öğrenme kazanımları ve iş dünyası/ piyasa performansı gibi çıktılara odaklanmak, ulusal yeterlilikler çerçevesi vasıtasıyla yükseköğretimde ortak hedeflere yönelmek gerekmektedir. Öğretme kalitesinin ölçümlenmesi, kullanılan araçların gerçek öğrenmenin iyileşmesini ne kadar yansıttığının irdelenmesi kurumların öncelikleri olmak durumundadır.

Yükseköğretim kurumlarımızda dersler ve programlar bazında çıktı/ kazanım ifadeleri bir zorunluluğu yerine getirmek üzere hazırlanmıştır. Ancak bunların gerçekten kurum misyonu, eğitim politikası, program amaçları doğrultusunda ve bilişsel seviyesi dikkate alınarak oluşturulduğunu, yıllar içinde izlendiğini, ölçüldüğünü, aksayan yerlerde önlem alındığını söylemek çok zordur. TYYÇ’deki yabancı dil yetkinliği hedefini neredeyse on yıldır görmezden gelme tavrı beceri temelli yaklaşımı içselleştiremediğimizi anlatmaktadır.İş dünyasına katılan mezunların performansını sistematik irdeleyen bir mekanizma bulunmamaktadır.

 

  1. KGS’nin uluslararası karşılaştırılabilirliğini arttır: Küreselleşme ve yükseköğretimin uluslararası normlarda oynanan bir oyun olması, kalite güvencesi sistematiğinin uluslararası ortaklarca anlaşılmasını, onaylanmasını ve/veya uluslararası uzman kullanımını ihtiyaç haline getirmiştir. Dünyadaki iyi örnekleri benimsemek, Avrupa Standartlar ve Kılavuzlarını (ESG) uygulamak başlangıç adımları olmalıdır.

Uluslararası görünürlük ve küresel örnekleri takip etmek anlamında Kalite Kurulu başarılıdır. ENQA tam üyeliği bunu perçinlemiştir. Değerlendirme takımlarına uluslararası üye katılması ve bu üyenin aktif/ etkin çalışabilmesinin sağlanması yararlı olacaktır. Tek tek kurumların iç kalite güvencesi sistemleri ile ilgili atabileceği adımlar çoktur.

 

  1. Kalite güvencesi çalışmalarında güvencenin araçlar üzerinden sağlandığını, amacın Eğitim-Araştırma-Topluma Hizmet etkinliklerini iyileştirmek olduğunu unutma: Araçlar/ ölçütler ve onlara ait standartlar üzerinden yürüyen kaliteyi garanti etme çabasının, doğrudan temel etkinliklerin iyileşmesine hizmet ettiğinin kanıtları ile desteklenmesi, yani bunu ölçecek yöntemlerin geliştirilmesi beklenir.

Uzun vadeli , ama sürekli irdelenmesi gereken, ulusal hatta uluslararası ölçekte çalışılacak husustur.

 

 

İç değerlendirme

 

  1. Kurumda kalite kültürü oluştur.
  2. İç kalite güvencesi sistemine daha fazla önem ve öncelik ver.
  • İçe hesap verme adımlarının öncelikle öğrenmeyi iyileştiren önlemler olmasına dikkat et.
  1. İç Kalite Güvencesi sistemini dış değerlendirmeler ile geçerli kıl.

 

 

Dış Değerlendirme

 

  1. Sistem olgunlaştıkça dış değerlendirmeyi destek/ danışmanlık rolüne indirge.
  2. … ama ihtiyaç duyulduğu sürece güçlü bir dış değerlendirme etkinliği yürüt.
  • Yeterli takip prosedürleri geliştir ve Kalite Güvencesini süreklilik temelinde tasarla.
  1. Zaman içinde ulusal önceliklerin ihtiyaç duyacağı değerlendirmeleri Kalite Güvencesi Ajansı (Kalite Kurulu) üstlensin.
  2. Değerlendirme sonuçları ile kamu kaynaklarının dağıtılması ilişkisine girme.

 

 

 

 

 

Kurumsal Politika Metinleri

 

KURUMSAL POLİTİKA METİNLERİ

 

Politika metinleri 5-10 yıllık bir perspektifte kurumun uzun vadeli gelişmesini yönlendiren ilke, kural ve ortak standartlardır; o konu ile ilgili niyetini, duruşunu, hedeflerini, sahiplenme şeklini, kullanacağı temel araçları, organizasyonunu ifade eder; o konuya harcanan emek, zaman ve kaynakların verimli kullanılmasını, yıllar içinde birbirini destekleyecek ve sürekli gelişme sağlayacak şekilde eklemlenmesini hedefler. Bunlar kısa ve öz metinler olmaktadır; Yarım sayfa veya bir–iki paragraf mertebesindedir, ilgili konunun üniversite için ne anlama geldiğini, hangi süreç/ mekanizmaları içerdiğini, nasıl örgütlendiğini kısaca özetler, ayrıntının tasarlanması ve uygulanması yönünde, hem kılavuz olarak kullanılır hem de tüm paydaşların farkındalığını sağlar. Bu metinler tanıtım veya reklam amaçlı olmayıp her bir kelimenin itina ile seçildiği ve kesin bir mesaj içerdiği, yüklü ifadeler olmak durumundadır.

 

Politika metinlerinin doğru üretilmesi sürecinde geniş bir istişare, tartışma, danışma faaliyeti vardır; bu süreç kurumlara, kendi kimlik ve misyonlarını içselleştirmeleri, hedef ve stratejilerini sağlıklı saptama ve ilgili araçları erken ve isabetli saptama fırsatını verecektir. Dolayısıyla üretilme süreci de, sonradan bu konudaki etkinlikleri yönlendirmesi kadar önemli ve yararlı olmaktadır. Katılım içermeyen, tepeden inme politika metinleri geliştirme süreçlerinin yararlı etkilerini heba etmeleri dışında bir sonraki yönetim tarafından iptal edilmeleri riskini de barındırırlar.

 

Çeşitli etkinlikler ile ilgili politika metinlerine örnek olmak üzere aşağıda bir dizi konu ve soru listelenmektedir. Bunlar asla tam ve kesin bir soru takımı değildir, düşündürmeye sevkedecek örnekler verilmektedir. Bunlara verilecek cevapların politika metnine katkı yapması beklenir. Tümünün ele alınması zorunlu değildir; kurumun tercihi, bunların ne kadar önemsendiği, anlamlı ilke/ saptama getirmek için olgunluk düzeyinin ne olduğu gibi hususlar dikkate alınabilir.

 

Kalite güvencesi politikası

Kurumlar, kamuya açık ve stratejik yönetimlerinin parçasını oluşturan bir kalite güvencesi politikasına sahip olmalıdır. İç paydaşlar, dış paydaşları da sürece katarak uygun yapılar ve süreçler yoluyla bu politikayı geliştirmeli ve uygulamalıdır. Kurumun kalite güvence politikası sürekli iyileştirme döngüsünün  tüm faaliyetlere uygulanmasını sağlamalı ve  tüm birimlere (akademik ve idari) yol göstermelidir.

Kurumun kalite güvencesi stratejisi nedir? İç kalite güvencesi stratejisinin belirlenmesinde iki seçenek bulunmaktadır: ‘Standartlara uyum- hesap verebilirlik’ ve ‘amaca uygunluk-gelişme’. Standartlara uyum yaklaşımında; hangi standartların ele alınacağı, bunların ne denli var olduğu, üniversite için tek bir standardın mı yoksa fakültelerin/enstitülerin ayrı ayrı standartlarının mı olacağı, bunların sorumluluğu, takibinin kimde olacağı gibi sorulara yanıt aranır. Bu kapsamda, Avrupa Standartları ve Kılavuzu (“European Standards & Guidelines – ESG”)’ndan faydalanılması ve tüm temel etkinliklerde kuruma özgü standartların oluşturulması veya dış akreditasyon kuruluşlarının standartlarının benimsenmesi, ardından bu standartlara uygun işleyişin kanıtlarının toplandığı yıllık özdeğerlendirme mekanizmalarının tasarlanarak uygulamaya konulması gerekir.

Amaca uygunluk yaklaşımında ise; uzun vadeli amaçların nerede kabul edildiği ve sahipliğinin kesin ortaya konulup konulmadığı, her yönetim ile değişim gösterip göstermediği, tüm üniversite için tek bir amacın mı olacağı yoksa her fakülte/enstitü için ayrı amaçların mı belirleneceği ve bunların sahipliği ile sorumluluğunun kimde olacağı gibi zor sorulara yanıt aranmaktadır.

Daha çok Kuzey Avrupa ülkelerinde gözlemlenen ve uyumdan çok gelişmeye yönelik bu yaklaşımın ülkemizin sosyolojik yapısıyla çok fazla uyum sağlamadığı bilinmektedir. Ayrıca amaca uygunluk yaklaşımı çerçevesindeki değerlendirmelerle kurumları karşılaştırmak da çok zor olmaktadır. Ayrıca toplumdaki güven seviyesi bu tercihi yönlendirmektedir; toplumun yükseköğretime ve yükseköğretim kurumlarına duyduğu güvene bağlı olarak yaklaşımlar hesap verme – gelişme ekseninde farklı konumlanmaktadır. Ülkemizde güvenin düşük olması nedeniyle hesap verme ve standartlara uyumun öncelikli olduğu düşünülür.

İç kalite güvencesi stratejisi genelde bir dış değerlendirme ile ilişkilendirilmelidir. Bu, zorunlu bir ulusal kurumsal akreditasyon mekanizması ve/veya tercih edilen bir kalite güvencesi kurumu değerlendirmesi olabilir. İç kalite güvencesi sisteminin işlerliği böylece onaylanır.

Belli başlı kalite güvence uygulamaları, yani mekanizmaları ve süreçleri, nelerdir? PUKÖ döngüsünün temel mekanizmaları, özellikle veri toplama, analiz etme, hedeflerle

karşılaştırma ve önlem alma adımlarının ana hatları belirtilmelidir. Sorumluluklar, zaman içindeki akış şemaları tariflenmelidir. Ayrıntıların yer aldığı (kalite el kitabı gibi) dokümanlara atıf yapılmalıdır.

Kalite güvence organizasyonu/ örgütlenmesi nasıldır? Genelde kalite güvencesi örgütlenmesi merkezi, rektörlük şemsiyesi altında kurgulanır. Ülkemizde de Kurum Kalite Komisyonu yapılanması öngörülmüştür. İlgili yönetmelikte (23 Kasım 2018 tarihli) yer alan  görev tanımları, yetki ve sorumlulukların yorumlanarak netleştirilmesi (temsil ağırlıklı mı, uzmanlar grubu mu?), alt örgütleri, çalışma ve sahiplenme yöntemleri kurum özelinde tasarlanmalıdır. Ayrıntıların yer aldığı (kalite el kitabı gibi) dokümanlara atıf yapılmalıdır.

Program, bölüm, fakülte, rektörlük ve idari birimlerin sorumlulukları ve konumları net olarak planlanmalıdır. PUKÖ döngüsünün temel mekanizmaları kurgulanırken her seviyedeki birimin genel resmin içine nasıl dahil olduğu, özellikle farklı karakteri olan fakültelere nasıl yansıyacağı düşünülmeli, formüle edilmeli ve paylaşılmalıdır.

Eğitim-araştırma-topluma hizmet- yönetişim-uluslararasılaşma alanlarına uygulama çerçevesi kapsanmakta mıdır? PUKÖ döngüsünün temel mekanizmaları kurgulanırken her bir etkinliğin genel resmin içine nasıl dahil olduğu düşünülmeli, formüle edilmeli ve paylaşılmalıdır.

Kalite güvencesi politikasının izleme ve gözden geçirme yöntemleri nelerdir? Politika metninin kendisi belirli aralıklarla gözden geçirilmeli, gereken güncellemeler yapılmalıdır. Kurumun bu yöndeki öngörüsü paylaşılmalıdır.

Kalite güvencesi sisteminin kurum içi sahiplenilme durumu nedir? Sahibi olmayan etkinlikler etkili, sürekli, kalıcı olamamaktadır. Kurulların liderlik, sahiplenme gücü de sınırlı kalmaktadır. Sahiplenen, sorumluluk taşıyan bireylerin net olarak bilinmesi, yazılı olarak kurumsal görev şeklinde algılanması başarıyı arttırmaktadır.

Çalışanlardaki politika farkındalığı nasıl izlenmektedir? Kurumdaki kalite kültürünün gelişmesini izlemek, değerlendirmek üzere ne gibi kurgular öngörülmektedir?

Kalite güvencesi sisteminde dış paydaşların rolü nedir? Dış paydaşların kurumsal ve sistematik yapılar/ platformlar çerçevesinde kalite güvencesi sistemindeki varlığı, etkinliği, sürekliliği tariflenmelidir. Ayrıntıların yer aldığı (kalite el kitabı gibi) dokümanlara atıf yapılmalıdır.

İç ve dış paydaşlara hesap verme yaklaşımları nelerdir? Kalite güvencesi sistematiğinin başarılı olması paydaşların süreçlere ne kadar isteyerek, hevesle katıldığına bağlıdır. Bu nedenle onları sürekli bilgilendirmek, oyun içinde tutmak, eleştiri getirebilmelerine fırsat vermek önemli olmaktadır. Paylaşma ortam ve mekanizmaları bu nedenle vurgulanmalıdır.

Kurumdaki eğitim ve araştırma ilişkisi nedir? Zor ve sürekli kaçınılan eğitim-araştırma dengesi, beklentileri, ilişkileri kurumun kalite güvencesi sistemini de etkilediği için mümkün olduğunca netleştirilmelidir.

Kalite güvencesi sistemini destekleyen başka unsurlar var mıdır? Akademik dürüstlük, özgürlük vurgusu, akademik sahtekarlığa karşı destekler, öğrenci ya da çalışana karşı her türlü hoşgörüsüzlük veya ayrımcılığa karşı koruma mekanizmalarına atıf yapılabilir.

 

Yönetişim politikası

Geliştirilmesi zor, sürdürülebilirliği en düşük alan yönetim sisteminin kuruma ait özellikleridir. Ülkemizde kurumsal özerkliğin düşük seviyede olması nedeniyle dış müdahale ve akademik kültürün yerleşmemiş olmasından kaynaklanan iç müdahale yaygındır. Yine de yönetim sistemi ve karar alma ile ilgili bir politika metni düzenlenmesi önerilir. Yasal düzenleme yanında kurumun tercihlerine açık birçok alan vardır ve bunlarla ilgili kurum duruşu netlik kazanmalıdır; şu konular yönetişim politikasına dahil edilebilir:

 Rektörlük ve dekanlık katındaki görevlerin paylaşımının kurumsal/ kalıcı tasarlanması,

görev hiyerarşisinin kademeli/ dallanan yapısı: Rektör ve dekan yardımcılarının görevleri her rektör/ dekan değiştiğinde değişen değil, kurumun yapısı, öncelikleri çerçevesinde kalıcı, kuruma has hale getirilmelidir. Çok sayıda aynı seviyede yardımcı yerine, uzmanlıkların gelişmesine uygun, kalıcı ve dallanan bir organizasyon yapısı önerilir.  

 Paydaşların kararlara katılımı: Gerek iç paydaşların, gerekse dış paydaşların  kararlara katılım mekanizmaları, sistematik kurgu ve zamanlama, bu paydaşları belirleme yöntemleri, özellikle dış paydaşlarla ilgili memnuniyet, etkinlik, sürdürebilirlik değerlendirmelerinin yöntemleri paylaşılmalıdır.

 Kararların paylaşımı: Kararların ilgili kurum çalışanlarınca bilinmesi, onlara kolayca ulaşılması, gerektiğinde kararların yorumlanması veya uygulanması ile ilgili destek verilmesi kurum içinde aidiyeti arttıracak, işleyişi hızlandıracaktır.  

 Bilgi yönetim sistemleri: Bilgi yönetim sisteminin bütünleşik olması, öğrenci- personel-mali işler- satın alma-yurtlar-kütüphane vb birimlerin aynı veya benzer yazılımlar vasıtasıyla iletişim içinde olması,  kurumsal verilerin bütünleşik bilgi sistemi yoluyla toplanması, raporlanması, stratejik plan gelişmelerinin izlenmesi, güvenli, güvenilir, paydaşlarca benimsenen ve kullanılan olması gibi hususların irdelenmesi önerilir.

 Hizmet ve mal alımı politikaları: Hizmet  alımlarının neleri içerdiği, hangi standartlarda hizmet alınacağı, mal alım süreç ve mekanizmaları itibarı ile kurumsal yaklaşımların neler olduğu irdelenmelidir.

 Finansal öncelikler: Gelir ve gider ana kalemleri itibarı ile öncelikler, temel yaklaşımlar var mıdır?  Özgelirlerin dağılımı , oranı, meblağı ile ilgili kurumsal duruş mevcut mudur?

 Temel etkinliklere ayrılan bütçe paylarındaki kurumsal tercihler: Eğitim-öğretim, araştırma, topluma hizmet etkinliklerine harcanan kaynaklar ve kurumun devam etmesine ait yönetim ve işleyiş harcamaları itibarı ile paylaşım ilkeleri var mıdır? Akademik birimler itibarı ile paylaşım ilkeleri var mıdır?

 Hesap verebilirlik araçları ve prosedürleri: Kurum hesap verebilirlik kavramını nasıl hayata geçirmeyi öngörmektedir; içe ve dışa hesap verme kanalları nasıl tasarlanmıştır ve yürütülmesi hedeflenmektedir? Bu öngörülerin gerçekleşmesi nasıl izlenecek ve önlem alınacaktır?

 

Eğitim-öğretim politikası

Eğitim-öğretim üniversitelerin asli görevidir ve yüzyıllar boyu süregelen bir etkinlik olarak kurumlarca içselleştirilmiştir. Yine de son 30 yıldaki gelişmeler ışığında kurumun eğitim-öğretim alanındaki duruşunun bir politika metni vasıtasıyla paylaşılması ortak tavır, kurum kimliği oluşturma / kuvvetlendirme sürecinde vazgeçilemez olmaktadır ; eğitim-öğretim politikasına dahil edilmesi önerilen konular aşağıdadır:

 Kurumun eğitime bakış açısı, öncelikleri nelerdir? Örneğin, eğitim kurumun odak alanı mıdır? İstihdam/atama sürecindeki kriterlerin eğitim vurgusu ne kadardır? Kurumun önceliklendirdiği ilkeler, temalar, yaklaşımlar, davranışlar var mıdır?   Kurum, hemen her bilim dalını kapsayan, tam teşekküllü üniversite (comprehensive) midir? Beş-altı bilim dalı ile sınırlı olan ‘sınırlı alanda yoğun üniversite’midir? Bir veya birkaç bilim dalına yoğunlaşmış ‘tematik üniversite’ midir? Bu tercihin sonuçları nedir?

 Eğitimin araştırma fonksiyonu ile olan ilişkisini kurum nasıl kurgulamaktadır? Göreceli ağırlık/ öncelik konusunda kurumsal bir duruş var mıdır? Etkileşimi yöneten tercihler, kurumsal özellikler var mıdır?

 Kurumun eğitim-öğretime ait organizasyonel yapısı nedir? Bir rektör yardımcısının (provost) eğitim-öğretimi sahiplenme, tüm dekanlara , müdürlere rehberlik etme, kurumsal ilkelerin uygulanmasını izleme sorumluluğu var mıdır? Benzer sahiplenmeler fakülte ve bölümlerde nasıl gerçekleşecektir?

 Öğrenci sayıları ve öğrenci-öğretim üyesi oranlarının kısa ve uzun vade hedefleri nelerdir? Misyon ve hedeflerle uyumlu, stratejik planda benimsenmiş, akademik kamuoyunun paylaştığı temel istatistikler  kısa ve uzun vadede nelerdir?

 Lisans/lisansüstü dengeleri nasıl öngörülmüştür? Oranlar, öngörülen trendler, sınır değerler var mıdır?

Bölüm ve diploma programı hedefleri genelinde politika nedir? Tüm program hedef ve kazanımları saptanmış ve ilan edilmiş, sistematik izlenmekte midir? Kurumsal bir yapı/ karakter var mıdır (örneğin jenerik, alana ait olmayan kazanımlar itibarı ile)?

 Ders verme yöntemlerini kapsayan kurumsal yaklaşımlar var mıdır? Tek yönlü ders verme yöntemi dışında kurumun önceliklendirdiği yöntemler var mıdır? Bunların yaygınlığı, kurumsallığı, sürekliliği hakkında neler söylenebilir?

 Ölçme ve değerlendirme ilkelerini kapsayan kurumsal yaklaşımlar var mıdır? Bunların yaygınlığı, kurumsallığı, sürekliliği hakkında neler söylenebilir?

 Öğrenimi değerlendirme yaklaşımı nasıldır? Öğrencinin  öğrenmeyi ve öğretim elemanını değerlendirmesi, öğretim elemanı akran değerlendirmesi, öğrenmeyi öğretim elemanının değerlendirmesi gibi yöntemlerin yaygınlığı, kurumsallığı, sürekliliği hakkında neler söylenebilir?

 Bilgi teknolojileri kullanımının eğitim-öğretimdeki yeri ve yaygınlığı nasıldır? Kurumsal hedefler var mıdır? Müfredat yapısı veya ders verme teknolojisi itibarı ile bilgi teknolojilerine verilen önem nedir, ne kadar içselleştirilmiştir, kullanılmaktadır?

Çok disiplinliliğe yaklaşımlar nasıldır? Müfredat itibarı ile planlanan ve öğrencilerin dersleri, uygulamaları itibarı ile öngörülen gerçekleşme hakkında neler söylenebilir?

 Performans izleme ve kaliteyi iyileştirme tercih ve yöntemleri öngörülmüş müdür? Kurum çalışanlarının, özellikle öğretim elemanlarının performansı değerlendirilmekte midir? Bunun kaliteyi iyileştirme bağı net ve sürekli midir? İç kalite güvencesi sistemi eğitim-öğretimi gerçekten iyileştiriyor mu?

 

Araştırma politikası

Üniversitelerin asli görevlerinin diğeri araştırmadır. Araştırma etkinliği olmayan yükseköğretim kurumuna üniversite adı verilmemesi evrensel yaklaşımdır. Ancak araştırma yoğunluğu üniversiteler arasında büyük farklılıklar gösterir. Bu nedenle kurumların araştırma politikalarını oluşturarak geniş yelpazede nerede konumlanmayı seçtiklerini, bu seçime uygun nasıl örgütlendiklerini ve araştırma faaliyetlerini nasıl desteklediklerini, izlediklerini kurum genelinde paylaşmaları kurum çalışanlarının kişisel ve grup/ birim stratejilerini geliştirmelerine ışık tutar. Araştırma politikasına dahil edilmesi önerilen konular aşağıdadır:

Kurumun araştırmaya bakış açısı, önceliği: Kurum genelinde araştırmanın ne kadar vazgeçilmez olduğu, ne kadar güncel, yarışılan (frontier), uluslararası fonların yönlendirdiği, takım ve ağlar içinde yürütülen araştırmalar kategorisine dönük, ne kadar odak alanlarda uzmanlaşmaya, yeni bilgi üretmeye, sentezlemeye dönük, ne kadar eğitim alanındaki araştırmalara dönük, ne kadar uygulamalı araştırmalara ve sanayiye, iş dünyasına teknoloji aktarmaya dönük, ne kadar araştırmaları izlemekle yetinen araştırma anlayışı olduğu paylaşılmalıdır. Kurumun odak etkinliğinin eğitim veya topluma hizmet olması son derece doğaldır.

 Araştırmayı geliştirme için nasıl bir yönetimi benimsediği, ‘etkin araştırma yönetimi eliyle kurumsal rehberlik’ ile ‘hobi mantığıyla herkesin istediği yönde ve yoğunlukta çalışması’ arasında kurum nasıl konumlanmaktadır? Araştırma etkinliklerini yönetme ihtiyacı ve kararlılığı gelişmiş midir?

Eğitim fonksiyonu ile olan ilişkisi: Kurum çalışanlarına gerçekci ve net bir mesaj verilmekte midir, tercih, duruş paylaşılmakta mıdır?

 Öğretim üyelerinden beklenen araştırma yoğunluğu: Genelde veya kişi bazında görev tanımları , bu tanımlar içinde araştırma yoğunluğu verilmekte midir, net ve gerçekci bir kurumsal duruş var mıdır?

 Araştırma destek birimleri ve gelişme hedefleri: kurumun ne gibi araştırma destekleri ve bunları yöneten, hizmeti sunan birimleri vardır? Öncelikler, gelişme öngörüleri hakkında neler söylenebilir?

 Kurumsal tematik araştırma tercihleri: Kurumun adres olmayı seçtiği, uzmanlığı ile öne çıkmayı hedeflediği araştırma alanları var mıdır?

 Kurumun önde gelen araştırma odakları: Kurumda özellikle gelişmiş, rakipleri arasında sivrilmiş, ulusal veya uluslararası akademik camiada kabul görmüş araştırma odakları var mıdır?

 Doktora programlarının yapısı, hedefleri; doktora sonrası (post doc) imkanları (bazı kurumlar bu konuyu eğitim politikası içinde kapsamayı yeğlemektedir).

 Kurumun yıllık araştırma bütçesi veya oranına, değişim trendine ait öngörüler ve bunun izlenerek strateji gelişimine yansımaları

 Kısa ve uzun vadede erişilmek istenen mükemmeliyet merkezleri: Kurum böyle tanımlar, tespitler, öngörüler geliştirmiş  midir?

 Kurumun özellikle beyan etmek istediği araştırma vurguları.

 

Topluma hizmet politikası

Topluma hizmet fonksiyonu genelde üçüncü misyon veya üçüncü gelir kanalı olarak da adlandırılmaktadır ve üniversitenin uzmanlıklarını topluma aktararak gelir temin etme etkinliğini tanımlar. Eğitime ait uzmanlıklar erişkin eğitimi olarak, araştırmaya ait uzmanlıklar know how transferi olarak aktarılır. Bölge veya şehir hayatına, sosyal ve kültürel yaşama katkı şeklinde gelir içermeyen sadece kurumun içinde bulunduğu topluma ücretsiz katkı olacak projeler de bu kapsamda mütalaa edilir. Bu gibi ücretsiz hizmetlerin de üniversiteye getirileri tanınma, isim yapma, sosyal ve kültürel bağları güçlendirme olmaktadır.

 

Topluma hizmet yaklaşımını bir bütün olarak irdeleyen ve aşağıdaki bileşenleri ele alarak bunların kurum hayatındaki yerini, hedeflerini, stratejilerini, mekanizmalarını, organizasyon yapısını, yıllık bütçelerinin veya oranların genel yapısını, yıllar içindeki eğilimi, geliştirme çerçevesini kısaca özetleyen bir metin üretilebilir.

 Sosyal sorumluluk (ücretsiz hizmetler; sosyal ve kültürel yaşama katkı; üniversitenin şehir hayatına katkısı; bilimin topluma tanıtılması, sevdirilmesi; vb).

 Yaşam boyu öğrenme çerçevesinde eğitim, kurslar, sertifikalar, diplomalar. Tezsiz YL programlarının burada veya eğitim etkinliği altında değerlendirilmesi kurumların tercihlerine bağlı olmaktadır.

 Bilgi ve teknoloji transferi (endüstriye yapılan sözleşmeli araştırma, danışmanlık, hizmet, proje; kamu kurumlarına yapılan sözleşmeli araştırma, danışmanlık, hizmet, proje; politika geliştirmeye katılım, uzmanlık paylaşımı; vb) ,

 Girişimcilik, spin-off/ yenilikci şirketler,

 Fikri mülkiyet, patent, lisans

 Tesis yönetimi (kira gelirleri, laboratuvar hizmetleri, vb),

 Kuruma has diğer konular.

 

Uluslararasılaşma politikası

Uluslararasılaşma öğrenci hareketliliği ile başlayan, aşağıdaki listeyi kapsayan , hatta onu aşan etkinlikleri içerebilir. Kurumlar bunlardan kendileri için önemli olan, kurum profilinde yer almasını istedikleri etkinlikleriyle ilgili temel duruşlarını, ilke ve hedeflerini yazılı politikalar olarak paylaşırlar. Bu konulardaki stratejilerini, süreç ve mekanizmalarını, organizasyon yapısını, zamanlamayı, geliştirme çerçevesini belirtirler:

 Erasmus ve diğer hareketlilik programları ( öğrenci, staj, akademik personel, idari personel),

 Diploma programlarına kayıtlı uluslararası öğrenci,

 Maaşlı uluslararası akademik personel,

 Müfredatın uluslararası yaklaşımlarla uyumu,

 Ortak diploma programları etkinlikleri,

 Araştırma takımları, projeleri, yayınları çerçevesindeki uluslararası araştırmacı; değişik bilim alanlarındaki ortak araştırmalar,

 Uluslararası ağlar ve organizasyonlar.

 

Yabancı Dil Politikası

 Kurum varlık nedeni ile yabancı dil ihtiyacı arasındaki ilişkiyi tartmak durumundadır. Yabancı dil politikası yabancı dilde öğretim yapmayı ve/ veya yabancı dili öğretmeyi hedefleyebilir. Ayrıca aşağıda sıralanan değişik bağlamlarda ele alınıyor olabilir. Kurum yabancı dil yetkinliğini geliştirmek istediği alanları seçerek bunlarla ilgili yaklaşımlarını, sorumlu aktörleri, bütçe imkanlarını, izleme ve önlem alma yöntemlerini paylaşmalıdır.

Uluslararasılaşma bağlamında: hareketlilik etkinlikleri çerçevesinde yabancı dil öğretimi ve yabancı dilde derslerin sunulması, gelen ve diploma programlarına kayıtlı öğrenciler için yabancı dilde kaynak hazırlanması,

 Araştırma bağlamında: uluslararası işbirliklerini geliştirmek üzere yabancı dil yetkinliğinin arttırılması,

 Ulusal yeterlilikler çerçevesinde (TYYÇ) – eğitim bağlamında: mezuniyette yabancı dil yetkinliğinin B1 (yabancı dilde öğretim yapan üniversitelerde B2) olması şartının yerine getirilmesi ve kanıtlanması,

 Hazırlık okulu eğitimi bağlamında: Öğretim dili yabancı dil olan kurumların hazırlık okulunda kazandırılması öngörülen yetkinlikler ve bu okulun yaklaşımları, sorumlu aktörleri, bütçe imkanları, izleme ve önlem alma yöntemleri  

 Topluma Hizmet, Yaşam boyu eğitim/ erişkin eğitimi bağlamında: Sunulan yabancı dil kursları, sertifika programları, vb.

 Kurum içi iletişim, İngilizce web sitesi, kararların duyurulması, öğrenci ve akademik personel yaşam çevrimi bağlamında: Özellikle yabancı dilde öğretim yapan üniversitelerde uluslararası öğretim elemanlarının çok sayıda olması beklenir. Buna paralel kurum içi iletişim araçları, kararların paylaşılması vb akademik yaşamın sürdürülmesiyle ilgili çevrimlerin çift dilde sunulması

Kalite güvencesi süreç ve değerlendirmelerinde uluslararası uzman kullanımı bağlamında: kurumsal dokümanların, kanıtların, raporların çift dilde sunulması

 

 

 

 

Kurumsal Akreditasyon – II

Son altı aydaki gelişmeler çerçevesinde, yükseköğretim kurumlarından akredite olmak için beklenen performans önerisini güncelleme ihtiyacı oluşmuştur. Beş bölüm (A. kalite güvencesi sistemi, B.eğitim-öğretim, C.araştırma, D.topluma hizmet, E.yönetim sistemi) içinde 22 ölçüt, 58 alt ölçüt kullanılmıştır. Burada amaç her bir ölçütün neleri içerdiği (üniversitelerden ne beklendiği, o alandaki ulusal standardımızın ne olduğu) konusunun netleşmesidir.

 

Kalite Kurulunun son 4 yıldır sürdürdüğü kurumsal değerlendirme süreci (ki EUA Institutional Evaluation programı ile çok büyük benzerlikler içerir) ile başlamayı öngördüğü kurumsal akreditasyon sürecinin farklılıklarına tekrar kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır. Kurumsal değerlendirme kuruma 10-15 öneri sunmak, ona gelişmesi yönünde rehberlik yapmak üzere yapılır. Akreditasyonda belirli kriterlerin tümü değerlendirilerek minimum standartlara uyum ölçülür. Kurumsal değerlendirmede çok ayrıntılı ölçüt listesi gerekmez, kurumun özelliklerine uygun (belki kurumun talebi doğrultusunda) bazı alanlar daha çok mercek altına alınabilir, bazıları ihmal bile edilebilir. Amaç “bir tık” iyileşme sağlanmasıdır. Kurumun genel seviyesi hiç önemli değildir; her gelişmişlik seviyesindeki kuruma “bir tık” iyileşme reçetesi sunulabilir. Hakem farklılıkları, yargı tutarsızlıkları “öldürücü” değildir.

 

Kurumsal akreditasyon ayrıntılı, önceden paylaşılmış ölçüt listesi gerektirir. Beklenti (özlenen seviye) veya beklenen mükemmellikten ne kadar ödün verilebileceği açık ve net olmalıdır. Amaç eşik addedilen değerin aşılıp aşılmadığının tespitidir, kamuya hesap vermektir; kurumun genel seviyesinin (mutlak, kriterlere/ölçütlere göre) belirlenmesidir. Hakem farklılıkları, yargı tutarsızlıkları “öldürücü” olabilmektedir.

 

Her akreditasyon, süreci yürüten ve akreditasyon veren kurumun standartlarına tabidir. Ulusal akreditasyon, ulusal standartları temel alır. Bunların ne olduğuna dair ilk çalışma (Kurumsal Akreditasyon I ) geçerliliğini korumaktadır. 58 alt ölçüt çerçevesinde ifade edilmesi ufak bir revizyondur.

 

Bir önceki başlıkta (Kurumsal Akreditasyon I) ‘minimum standart beklentisi’ ifadesi kullanılmıştı. Minimum belirlendikten sonra tam puanın yüzde 62,5’i ile akredite olma durumu (50/80) belirtilen standartın minimum değil, maksimum olduğuna işaret ediyor, denilebilir. Diğer taraftan bu beklentileri maksimum olarak adlandırarak bunları aşan gelişmeleri engellemek de doğru olmayacaktır; belki nominal / itibari denebilir.

 

Özlenen seviyeyi (ilgili ölçüt itibarı ile ülkemiz üniversitelerinin erişmesi arzu edilen gelişmişlik düzeyini) tanımlamak nispeten kolaydır. Burada yapılan da temelde budur. Zor olan “yeterli” seviyenin ne olduğuna karar vermek olacaktır ( ve tabii üniversitenin bu seviyede çalışması ve bu seviyede çalıştığının kanıtlarını sunmasıdır). Yeterli seviye sadece teknik bir konu olmayıp, politik tercihlerin yönlendirmesine açık olmaktadır. Üzerinde geniş uzlaşı olan hususlar (öğrenme kazanımları ve bunların nasıl ölçüleceği gibi) teknik süreç olarak değerlendirilebilir. Geniş fikir ayrılıklarının bulunduğu hususlarda (amaçların ne olduğu ve nasıl ölçüleceği; veya araştırma performansı veya finansal kaynakların yönetimi, gibi) politik yaklaşımların öne çıktığı görülür. Gerek “özlenen seviye”, gerekse “yeterli seviye” veya “özlenen seviyeden verilecek tavizin yüzdesi” akreditasyonun meşruiyetine gölge düşürme potansiyeline sahiptir; çok iyi irdelenmek, tüm taraflarca sindirilmek durumundadır.

 

Ekim 2019, YÖKAK Ara.2019, ÖV
A.1.Misyon ve Stratejik Amaçlar (Kurum, stratejik yönetiminin bir parçası olarak kalite güvencesi politikaları ve
bu politikaları hayata geçirmek üzere stratejilerini belirlemeli ve kamuoyuyla paylaşmalıdır.)
A.1.1. Misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedefler Misyon ve vizyon ifadesi vardır, kurum çalışanlarınca bilinir ve paylaşılır, kuruma özeldir (onun
profilini/kimliğini yansıtır), hedef ve yönelmesine yardımcı olur. Sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için uygun
ve yol göstericidir. Stratejik Plan (SP) kültürü ve geleneği vardır, mevcut dönemi kapsayan, amaçlar, hedefler, alt
hedefler, eylemler ve bunların zamanlaması, önceliklendirilmesi, sorumluları, mali kaynakları bulunmaktadır, tüm
paydaşların görüşü alınarak (özellikle stratejik paydaşlar) hazırlanmıştır. Mevcut SP hazırlanırken bir
öncekinin ayrıntılı değerlendirilmesi yapılmış ve kullanılmıştır; yıllık gerçekleşme takip edilerek ilgili
kurullarda(?) tartışılmakta, gereken revizyon yapılmakta, önlem alınmaktadır.
A.1.2. Kalite güvencesi, eğitim öğretim, araştırma geliştirme, toplumsal katkı ve yönetim sistemi
politikaları
Kalite güvencesi (KG) politika metni vardır, kurum çalışanlarınca bilinir ve paylaşılır, yalın, somut,
gerçekci, sürdürülebilirdir ve kalite sistemini ana hatları ile tam tarif etmektedir. KG yönetim şekli, örgütlenme,
temel mekanizmalar, merkezi kurgu-birimlere erişim
tariflenmiştir.
Aynı şekilde  eğitim öğretim, araştırma geliştirme, toplumsal katkı ve yönetim sistemi politikaları vardır ve
önceki cümlede KG politikası için sayılan özellikleri taşır. Bu politika ifadelerinin somut sonuçları, uygulamalara
yansıyan etkileri vardır; örnekleri sunulabilir.
A.1.3.Kurumsal performans yönetimi Tüm temel etkinlikleri kapsayan kurumsal (temel, anahtar) performans göstergeleri (KPI) tanımlanmış ve yazılıdır.
İç KG sistemi ile nasıl ilişkilendirildiği tanımlanmış ve yazılıdır. Kararlara yansıması örnekleri
mevcuttur.Yıllar içinde nasıl değiştiği takip edilmektedir, bu izlemenin sonuçları yazılıdır ve gerektiği
şekilde kullanıldığına dair kanıtlar mevcuttur. KPI hedefleri, seçilen rakiplerle karşılaştırma, benchmark
uygulamaları vardır.
A.2. İç Kalite Güvencesi (Kurum, iç kalite güvencesi sistemini oluşturmalı ve bu sistem ile süreçlerin gözden
geçirilerek sürekli iyileştirilmesini sağlamalıdır. Kalite Komisyonunun yetki, görev ve sorumlulukları açık
şekilde tanımlanmalı ve kurumda kalite kültürü yaygınlaştırılmalıdır.)
A.2.1. Kalite Komisyonu Kurumun Kalite Komisyonu tanımlı ve aktiftir, kurum çalışanlarınca bilinir ve paylaşılır; İç KG sisteminin
oluşması ve gelişmesinde etkin rol alır. Gerçekleşen etkinlikleri irdelenmektedir. Kalite El Kitabı tipi, politika
ayrıntılarının dokümante edildiği, kolayca erişilebilen ve sürekli güncellenen bir kaynak bulunmaktadır. KİDR
hazırlama ve onaylama, kullanma süreci, işleyişi; varsa başka değerlendirme süreçleri paylaşılmaktadır ve
gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
A.2.2 İç kalite güvencesi mekanizmaları (PUKÖ çevrimleri, takvim, birimlerin sahiplenmesi) PUKÖ çevrimleri itibarı ile takvim yılı temelinde hangi işlem, süreç, mekanizmaların devreye gireceği,
nasıl-kim-kime-neyi ileteceği (planlanan akış şeması) belirlidir. Sorumluluklar ve yetkiler tanımlanmıştır.
Gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.Takvim yılı temelinde verilen işlem, süreç, mekanizmaların üst yönetim,
fakülteler, öğretim elemanları, idari personel, öğrenciler, vb katmanları nasıl kapsadığı belirtilmiştir.Takvim
yılı temelinde tasarlanmayan diğer kalite döngülerinin tüm katmanları içerdiğinin kanıtları belirtilmiştir,
gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
A.2.3 Liderlik ve kalite güvencesi kültürü Rektörün KG bilinci, sahipliği, heyecanı ve kurum iç KG sisteminin oluşturulmasına liderlik etmesi doyurucudur.
Aynı şekilde birimlerde liderlik anlayışı ve koordinasyon kültürü yerleşmiştir. Kurumsal süreklilik güvenceleri
ve nasıl çalıştığı, deneyim birikimlerinin oluşma hızı, kalite kültürü geliştirme hızı takip edilmekte ve
irdelenmektedir. Geri bildirim, izleme, içselleştirme fırsatları ve üst yönetimin bunlara katkısı sürekli
değerlendirilmektedir. Öğretim elemanları kalite güvence sistemini ve etkinliklerini sahiplenmektedirler.
A.3.Paydaş Katılımı (Kurum, iç ve dış paydaşların kalite güvencesi sistemine katılımını ve katkı vermesini
sağlamalıdır.)
A.3.1 İç ve dış paydaşların kalite güvencesi, eğitim öğretim, araştırma geliştirme,  yönetim ve
uluslararasılaşma süreçlerine katılımı
İç ve dış paydaşların karar alma ve yönetişim süreçlerine katılım mekanizmaları, iyileştirme süreçlerine
katılım mekanizmalarının nasıl planlandığı, uygulandığı belirlenmiştir. Gerçekleşen katılımın etkinliği,
kurumsallığı, sürekliliği irdelenmektedir. Uygulama örnekleri
mevcuttur.
İç kalite güvencesi sisteminde özellikle öğrenci ve dış paydaş katılımı ve etkinliği mevcuttur. Gerçekleşme
değerlendirilmektedir.
A.4.Uluslararasılaşma (Kurum, uluslararasılaşma stratejisi ve hedefleri doğrultusunda yürüttüğü faaliyetleri
periyodik olarak izlemeli ve sürekli iyileştirmelidir.)
A.4.1.Uluslararasılaşma politikası Uluslararasılaşma politikası, -Erasmus ve diğer değişim programları( öğrenci, staj, akademik personel, idari
personel); -Diploma programlarına kayıtlı uluslararası öğrenci; -Maaşlı uluslararası akademik personel; -Araştırma
takımları, projeleri, yayınları çerçevesindeki uluslararası araştırmacı; değişik bilim alanlarındaki ortak
araştırmalar; -Uluslararası ağlar ve organizasyonlar; -Müfredatın uluslararası yaklaşımlarla uyumu; -Ortak diploma
programları etkinlikleri. konularını ele alır ve kurum hedeflerini ve stratejilerini, süreç ve mekanizmalarını,
organizasyon yapısını,  zamanlamayı, geliştirme çerçevesini özetler.
A.4.2 Uluslararasılaşma süreçlerinin yönetimi ve organizasyonel yapısı  Uluslararasılaşma süreçlerinin yönetimi ve organizasyonel yapısı kurumsallaşmıştır. Kurumun
uluslararasılaşma politikası ile uyumludur, hiyerarşik bağlantıları iyi tanımlı ve etkindir.
A.4.3 Uluslararasılaşma kaynakları Uluslararasılaşmaya ayrılan kaynaklar (mali, fiziksel, insan gücü) belirlenmiş, paylaşılmış,
kurumsallaşmıştır, izlenmekte ve değerlendirilmektedir.
A.4.4 Uluslararasılaşma perfomansının izlenmesi ve iyileştirilmesi Uluslararasılaşma performansı izlenmektedir, izlenme mekanizma ve süreçleri yerleşiktir, sürdürülebilirdir,
iyileştirme adımlarının kanıtları vardır.
B.1.Programların Tasarımı ve Onayı (Kurum, yürüttüğü programların tasarımını, öğretim programlarının
amaçlarına ve öğrenme çıktılarına uygun olarak yapmalıdır. Programların yeterlilikleri, Türkiye Yükseköğretim
Yeterlilikleri Çerçevesi’ni esas alacak şekilde tanımlanmalıdır. Ayrıca kurum, program tasarım ve onayı için
tanımlı süreçlere sahip olmalıdır.)
B.1.1.Programların tasarımı ve onayı Program tasarımları kurumun eğitim-öğretim politikası doğrultusunda yapılmaktadır. Tasarım ve onay süreçleri
tanımlıdır ve aynen uygulanmaktadır.  Dış paydaşlar program tasarımı sürecine dahildir, bu süreçler kurumsal ve
sistematikdir; danışma kurulları etkili, istihdam edilebilirlik hedefini gözeten, staj ve işe girme sürecine destek
veren platformlar oluşturmaktadır.  Programın çift anadal ve yan dal politikası nettir ve uygulanmaktadır.
B.1.2. Program amaçları, çıktıları ve programın TYYÇ (veya EQF) uyumu Programların amaçları ve programların öğrenme çıktıları (kazanımları) oluşturulmuş, kamuoyuna ilan
edilmiş, TYYÇ veya EQF uyumu belirtilmiştir.Kazanımların ifade şekli öngörülen bilişsel seviyeyi (Bloom seviyesini)
açıkça belirtmektedir. Program çıktılarının gerçekleştiğinin nasıl izleneceğine dair planlama yapılmıştır,
özellikle alana ait olmayan (generic) çıktıların irdelenme yöntem ve süreci ayrıntılı belirtilmektedir.
B.1.3. Ders kazanımlarının program çıktıları ile eşleştirilmesi Derslerin öğrenme kazanımları tanımlanmış ve program çıktıları ile ders kazanımları eşleştirmesi
oluşturulmuştur. Kazanımların ifade şekli öngörülen bilişsel seviyeyi (Bloom seviyesini) açıkça belirtmektedir.
Ders öğrenme kazanımlarının gerçekleştiğinin nasıl izleneceğine dair planlama yapılmıştır, özellikle alana ait
olmayan (generic) kazanımların irdelenme yöntem ve süreci ayrıntılı belirtilmektedir.
B.1.4. Programın yapısı ve ders dağılım dengesi (Zorunlu-seçmeli ders dağılım dengesi; alan ve meslek bilgisi
ile genel kültür dersleri dengesi, kültürel derinlik kazanma, farklı disiplinleri tanıma imkanları)
Müfredat yapısı zorunlu-seçmeli dengesini gözetmekte, meslek- meslek dışı dengesini gözetmekte,  kültürel
derinlik ve farklı disiplinleri tanıma imkanını (genişlik) vermektedir. Ders sayısı ve haftalık ders saati
öğrencinin akademik olmayan etkinliklere zaman ayırabileceği seviyeye çekilmiştir.
B.1.5. Öğrenci iş yüküne dayalı tasarım Tüm derslerin AKTS değeri web üzerinden paylaşılmakta, öğrenci iş yükü takibi ile doğrulanmaktadır. Staj ve
mesleğe ait uygulamaları öğrenme fırsatları mevcuttur ve yeterince öğrenci iş yükü ve kredisi çerçevesinde
değerlendirilmektedir. Gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
B.1.6. Ölçme ve değerlendirme Öğrenme kazanımı, müfredat, yöntem ve ölçme- değerlendirme uyumu (Bigg’s constructive alignment)
gözetilmektedir.
B.2. Öğrenci Kabulü ve Gelişimi (Kurum, öğrenci kabullerine yönelik açık kriterler belirlemeli; diploma, derece
ve diğer yeterliliklerin tanınması ve sertifikalandırılması ile ilgili olarak önceden tanımlanmış ve yayımlanmış
kuralları tutarlı ve kalıcı bir şekilde uygulamalıdır.)
B.2.1 Öğrenci kabulü ve önceki öğrenmenin tanınması ve kredilendirilmesi (Örgün eğitim, yaygın eğitim ve
serbest öğrenme yoluyla edinilen bilgi ve beceriler)
Öğrenci kabul kriterleri iyi tanımlanmış, duyurulmuş, tutarlı; uygulamalar şeffaftır. Diploma, sertifika, vb
belge isterleri titizlikle takip edilmektedir, eksikli, kusurlu işlemin bulunmamasının güvencesi verilmiştir.  Önceki
öğrenmenin (örgün eğitim, yaygın eğitim ve serbest öğrenme yoluyla edinilen bilgi ve becerilerin) tanınması ve
kredilendirilmesi yapılmaktadır.  Uluslararasılaşma politikasına paralel hareketlilik destekleri, öğrenciyi teşvik,
kolaylaştırıcı önlemler bulunmaktadır ve hareketlilikte kredi kaybı olmamasına yönelik uygulamalar vardır.
B.2.2. Diploma, derece ve diğer yeterliliklerin tanınması ve sertifikalandırılması Yeterliliklerin onayı, mezuniyet koşulları, mezuniyet karar süreçleri iyi tanımlıdır (açık, anlaşılır,
kapsamlı ve tutarlıdır) , kamuoyu ile paylaşılmıştır,  izlenmektedir ve güvence altına alınmıştır.
B.3. Öğrenci Merkezli Öğrenme Öğretme ve Değerlendirme (Kurum, öğrencilerin öğrenim süresince programların
amaç ve öğrenme çıktılarına ulaşmasını sağlamalı, bu süreçte aktif öğrenme strateji ve yöntemleri içeren
uygulamalar yürütmelidir. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinde de öğrenci merkezli ve yeterlilik temelli bir
yaklaşım benimsenmelidir.)
B.3.1 Öğretim yöntem ve teknikleri  (Aktif, disiplinlerarası çalışma, etkileşimli, araştırma/öğrenme
odaklı)
Sınıftaki ders verme metodolojisi aktif, etkileşimli, öğrenme odaklıdır. Disiplinlerarası, bütünleyici
(integrative),  vaka /uygulama temelinde öğrenmeyi öncelikleyen yaklaşımlara yer veren yöntemler kullanılır. Bilgi
aktarımından çok derin öğrenmeye odaklanılmıştır. Bunların planlanması, uygulanması, kontrol edilmesi ve gereken
önlemlerin alınması sistematik olarak değerlendirilmektedir. Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin araştırmaya
katılımı müfredat, yöntem ve yaklaşımlarla desteklenmektedir. Gerçekleşmeler değerlendirilmektedir.
B.3.2. Ölçme ve değerlendirme (Öğrencilerin özelliklerine ve öğrenme düzeylerine göre farklılaştırılmış
alternatif ölçme yöntem ve tekniklerine yer verme gibi)
 Ölçme ve değerlendirmenin sürekliliği (çok sınav, bazıları süreç odaklı (formatif); ödev, proje,
portfolyo,…) sağlanmakta, çıktı temelli değerlendirmeye geçilmektedir. Ders kazanımları ile sınav sorularının
eşleştirilmesi yapılmaktadır. Bu iyileştirmelerin duyurulması, uygulanması, kontrolü, hedeflerle uyumu ve alınan
önlemler irdelenmektedir.
B.3.3. Öğrenci geri bildirimleri (Ders-öğretim üyesi-program-genel memnuniyet anketler, talep ve öneri
sistemleri)
Öğrenci görüşü (ders, dersin öğretim elemanı, diploma programı, hizmet ve genel memnuniyet seviyesi, vb)
sistematik olarak alınmakta, etkin kullanılmakta ve sonuçları paylaşılmaktadır. Kullanılan yöntemlerin geçerli ve
güvenilir olması, verilerin tutarlı ve temsil eder olması sağlanmıştır.             Öğrenci
şikayetleri ve/veya önerileri için muhtelif kanallar vardır, öğrencilerce bilinir, bunların adil ve etkin
çalıştığı denetlenmektedir. Mazeret sınavı, bütünleme sınavı uygulamaları iyi tanımlı ve adildir.
B.3.4. Akademik danışmanlık Öğrencinin akademik gelişmesini takip eden, yön gösteren, akademik sorunlarına destek olan bir danışman öğretim
üyesi bulunmaktadır; etkinliğinin takibi ve iyileştirme adımları vardır ve gerçekleşme irdelenmektedir.
B.4.Öğretim Elemanları (Kurum, öğretim elemanlarının işe alınması, atanması, yükseltilmesi ve ders
görevlendirmesi ile ilgili tüm süreçlerde adil ve açık olmalıdır. Öğretim elemanlarının eğitim-öğretim
yetkinliklerini sürekli iyileştirmek için olanaklar sunmalıdır.)
B.4.1. Atama, yükseltme ve görevlendirme kriterleri Öğretim elemanı atama/ görevlendirme süreçleri, kriterleri kamuoyuna açıktır. Uygulamanın kriterlere uygun
olduğu kanıtlanmaktadır. Öğretim elemanı ders yükleri, ortalama, saçılım şeffaf olarak paylaşılır. Kurumun
öğretim üyesinden beklentisi (standart- kişiye ait?) bireylerce
bilinir.
Kadrolu olmayan öğretim elemanı seçimi ve yarıyıl sonunda performanslarının değerlendirilmesi şeffaf, etkin ve
adildir; kurum eğitim-öğretim ilkelerine ve kültürüne uyumsuz elemanların devamı
engellenmiştir.
Akran değerlendirmesi, öğrenci değerlendirmesi  ve öğretme portfolyosu yöntemi kullanarak eğitimde kalitenin
değerlendirilmesi yapılır. Bu değerlendirmeler öğretim elemanının sorumluluk üstlenmesi kararlarına ışık
tutar.
B.4.2 Öğretim yetkinliği (öğretim kadrosunun eğitimi)(Aktif öğrenme, ölçme değerlendirme, yenilikçi
yaklaşımlar, materyal geliştirme, yetkinlik kazandırma ve kalite güvence sistemi)
Tüm öğretim elemanlarının etkileşimli-aktif ders verme yöntemlerini öğrenmeleri ve kullanmaları için
sistematik eğiticilerin eğitimi etkinlikleri (kurs, çalıştay, ders, seminer,vb) ve bunu üstlenecek/ gerçekleştirecek
öğretme-öğrenme merkezi (CTL) yapılanması vardır, performansı izlenmekte ve değerlendirilmektedir.
B.4.3 Eğitim faaliyetlerine yönelik teşvik ve ödüllendirme Kendini geliştirmek isteyen öğretim elemanları için ‘yaratıcı eğitim fonu/ teaching innovation fund’;
yarışma ve rekabeti arttırmak üzere ‘iyi eğitim ödülü / best teaching award’ gibi teşvik uygulamaları
vardır. Eğitim-öğretimi önceliklendirmek üzere yükseltme kriterlerinde yaratıcı eğitim faaliyetlerine yer
verilir.
B.5. Öğrenme Kaynakları (Kurum, eğitim – öğretim faaliyetlerini yürütmek için uygun kaynaklara ve altyapıya
sahip olmalı ve öğrenme olanaklarının tüm öğrenciler için yeterli ve erişilebilir olmasını güvence altına
almalıdır.)
B.5.1 Öğrenme kaynakları Öğrencilere yönelik yapılar (sınıf, laboratuvar, kütüphane, stüdyo), ders kitapları, insan kaynakları
(öğrenme desteği (tutor), danışmanlık hizmeti) ihtiyaca uygun nitelik ve nicelikte vardır, erişilebilirdir ve
öğrencilerin bilgisine sunulmuştur.
B.5.2.Sosyal, kültürel, sportif faaliyetler Öğrenci toplulukları, etkinlikleri, onların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerine mekan, mali ve rehberlik
desteği vardır. Ayrıca sosyal, kültürel, sportif faaliyetleri yürüten ve yöneten  idari örgütlenme mevcuttur.
Gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
B.5.3 Tesis ve altyapılar (Yemekhane, yurt, teknoloji donanımlı çalışma alanları, mediko vs.) Tesis ve altyapılar (yemekhane, yurt, teknoloji donanımlı çalışma alanları; sağlık, ulaşım, bilişim
hizmetleri)  ihtiyaca uygun nitelik ve nicelikte vardır, erişilebilirdir ve öğrencilerin bilgisine sunulmuştur.
B.5.4.Engelsiz üniversite Planlanan ve uygulanan engelsiz üniversite  unsurları belirtilmiştir, gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
B.5.5.Rehberlik, psikolojik danışmanlık ve kariyer hizmetleri Rehberlik ve psikolojik danışmanlık, kariyer merkezi hizmetleri vardır, erişilebilirdir ve öğrencilerin bilgisine
sunulmuştur. Yeterliliği takip edilmektedir.
B.6. Programların İzlenmesi ve Güncellenmesi (Kurum, programlarının eğitim-öğretim amaçlarına ulaştığından,
öğrencilerin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verdiğinden emin olmak için mezunlarını düzenli olarak izlemelidir.
Programlar periyodik olarak gözden geçirilerek güncellemelidir.)
B.6.1.Program çıktılarının izlenmesi ve güncellenmesi *Ders kazanımlarının izlenmesi ve güncellenmesi,
Hazırlık okullarındaki dil eğitim programlarını da kapsamaktadır.Ders kazanımlarının izlenmesi planlandığı
şekilde gerçekleşmektedir. Bu sürecin işlemesi ve sonuçları tartışılmaktadır.  Önlem alma ve iyileştirme
adımları belirtilmektedir. Güncelleme ihtiyacı ve sonuçları değerlendirilmektedir.
Her program ve ders için ilgili kazanımlar listesi öğrenci ile paylaşılmaktadır. Ders profilleri ve izlence
(syllabus) kullanılmaktadır. Program amaçlarının ve öğrenme çıktılarının izlenmesi planlandığı şekilde
gerçekleşmektedir. Bu sürecin işlemesi ve sonuçları tartışılmaktadır. Önlem alma ve iyileştirme adımları
belirtilmektedir. Güncelleme ihtiyacı ve sonuçları
değerlendirilmektedir.
Ders kazanımlarının izlenmesi planlandığı şekilde gerçekleşmektedir. Bu sürecin işlemesi ve sonuçları
tartışılmaktadır.  Önlem alma ve iyileştirme adımları belirtilmektedir. Güncelleme ihtiyacı ve sonuçları
değerlendirilmektedir.
Eğitim öğretim ile ilgili istatistiki göstergeler (her yarıyıl açılan dersler, öğrenci sayıları, başarı
durumları, geri besleme sonuçları, ders çeşitliliği, lab-uygulama-  , lisans/lisansüstü dengeleri, ilişki kesme
sayıları/nedenleri, vb) peryodik ve sistematik şekilde izlenmekte, tartışılmakta, değerlendirilmekte,
karşılaştırılmakta ve kaliteli eğitim yönündeki gelişim
sürdürülmektedir.
Program akreditasyonu planlaması, teşviği ve uygulaması vardır; kurumun akreditasyon stratejisi belirtilmiş ve
sonuçları tartışılmıştır. Akreditasyonun getirileri, iç kalite güvence sistemine katkısı
değerlendirilmektedir.
İngilizce yetkinliğinin geliştirilmesi planları, uygulamaları, sonuçların değerlendirilmesi ve alınan önlemler
belirtilmektedir. İngilizce hazırlık okulu yapılanması ve performansı değerlendirilmektedir.
B.6.2.Mezun izleme sistemi Mezunların işe yerleşme, eğitime devam, tatminkar maaş alma, işveren/ mezun memnuniyeti gibi istihdam bilgileri
sistematik ve kapsamlı olarak toplanmakta, değerlendirilmekte, kurum gelişme stratejilerinde kullanılmaktadır.
C.1. Araştırma Stratejisi (Kurum, stratejik planı çerçevesinde belirlenen akademik öncelikleriyle uyumlu, değer
üretebilen ve toplumsal faydaya dönüştürülebilen araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütmelidir.)
C.1.1 Kurumun araştırma politikası, hedefleri ve stratejisi  Kurumun araştırma politikası, hedefleri ve stratejisi tartışılarak saptanmıştır (politika ifadesi kurumun
araştırmaya yaklaşımını, önceliklerini, eğitim fonksiyonu ile olan ilişkisini, öğretim üyelerinden beklenen
araştırma yoğunluğunu, araştırmayı geliştirme için nasıl bir yönetimi benimsediğini, araştırma destek birimleri
ve gelişme hedeflerini, kurumsal araştırma tercihlerini, kurumun önde gelen araştırma odaklarını, kısa ve uzun
vadede erişilmek istenen mükemmeliyet merkezlerini, kurumun özellikle beyan etmek istediği araştırma vurgularını
içermektedir); kurum çalışanlarınca bilinen, benimsenen, sürekliliğine güvenilen, yazılı, paydaşlarla
paylaşılmış metindir. Kurumun misyonu ile uyumludur ve araştırma kararlarını ve etkinliklerini yönlendirir.
C.1.2 Araştırma-Geliştirme süreçlerinin yönetimi ve organizasyonel yapısı Araştırma yönetimi stili (karışmayan ile müdahaleci spektrumun neresinde konumlandığı), motivasyon ve
yönlendirme işlevinin nasıl tasarlandığı, kısa ve uzun vadeli hedeflerin net ve kesin nasıl tanımlandığı,
araştırma yönetimi ekibi ve  görev tanımları belirlenmiştir; uygulamalar bu kurumsal tercihler yönünde
gelişmektedir. Araştırma yönetiminin etkinliği, başarısı, iç ve dış koşullara uyumu değerlendirilmektedir.
C.1.3 Araştırmaların yerel/ bölgesel/ ulusal kalkınma hedefleriyle ilişkisi Araştırmaların yerel/ bölgesel/ ulusal kalkınma hedefleriyle ilişkisi, sosyo-ekonomik-kültürel katkısı;
rekabetin düzeyi (ulusal/uluslararası); bu profilin kurum içinde bilinirliği, sürekliliği, sahiplenilmesi
irdelenmektedir.
C.2. Araştırma Kaynakları (Kurum, araştırma ve geliştirme faaliyetleri için uygun fiziki altyapı ve mali
kaynaklar oluşturmalı ve bunların etkin şekilde kullanımını sağlamalıdır. Kurumun araştırma politikaları, iç ve
dış paydaşlarla iş birliğini ve kurum dışı fonlardan yararlanmayı teşvik etmelidir.)
C.2.1 Araştırma kaynakları: fiziki, teknik, mali Kurumun fiziki, teknik ve mali araştırma kaynakları misyon, hedef ve stratejileriyle uyumlu ve yeterlidir.
C.2.2. Üniversite içi kaynaklar (BAP) Araştırmaya yeni başlayanlar için üniversite içi çekirdek fonlar vardır ve erişimi kolaydır. Araştırma
potansiyelini geliştirmek üzere proje, konferans katılım, seyahat, uzman daveti destekleri, kişisel fonlar, motivasyonu
arttırmak üzere ödül ve rekabetçi yükseltme kriterleri vardır.  Yıllar içindeki değişimi; bu imkanların
etkinliği, yeterliliği, gelişime açık yanları, beklentileri karşılama payı irdelenmektedir.
C.2.3.Üniversite dışı kaynaklara yönelim (Destek birimleri, yöntemleri) Misyon ve hedeflerle uyumlu olarak üniversite dışı fonlara yönelme desteklenmektedir. Bu amaçla çalışan destek
birimleri ve yöntemleri tanımlıdır ve araştırmacılarca iyi bilinir. Gerçekleşen uygulama irdelenmektedir.
C.2.4. Doktora programları (mezun sayıları, eğilimler) ve post-doc imkanları Doktora programı kayıtlı ve mezun sayıları, gelişme trendi izlenmektedir. Doktora okulu yapılanması,
bütünleşik yaklaşımlar mevcuttur. Doktora sonrası (post-doc) imkanları vardır, kendi mezunlarını işe alma
(inbreeding) politikası nettir.
C.3.Araştırma Yetkinliği (Kurum, öğretim elemanlarının araştırma yetkinliğinin sürdürmek ve iyileştirmek
için olanaklar sunmalıdır.
C.3.1. Öğretim elemanlarının araştırma yetkinliği ve araştırma yetkinliğinin geliştirilmesi Araştırma kadrosu doktora oranı, nerelerden alındığı; kümelenme/uzmanlık birikimi mevcudiyeti, araştırma
hedefleri ile örtüşme konularının analizi, hedeflerle uyumu
irdelenmektedir.
Kurumun odak alanlarının üniversite içi bilinirliği, üniversite dışı bilinirliği; uluslararası görünürlük,
uzmanlık iddiası konularının analizi, hedeflerle uyumu sistematik olarak analiz edilir.
C.3.2.Ulusal ve uluslararası ortak programlar, ortak araştırma
birimleri
Kurum içi işbirliklerini, disiplinlerarası girişimleri, sinerji yaratacak ortak girişimleri özendirecek
mekanizmalar mevcuttur ve etkindir. Ortak araştırma veya doktora programları, araştırma ağlarına katılım, ortak
araştırma birimleri varlığı, uluslararası işbirlikleri, ulusal işbirlikleri gibi çoklu araştırma faaliyetleri
tanımlanmıştır, desteklenmektedir ve sistematik olarak irdelenerek kurumun uzmanlık iddialarının temeli
oluşturulmaktadır.
C.4. Araştırma Performansı (Kurum, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini verilere dayalı ve periyodik olarak
ölçmeli, değerlendirmeli ve sonuçlarını yayımlamalıdır. Elde edilen bulgular, kurumun araştırma ve geliştirme
performansının periyodik olarak gözden geçirilmesi ve sürekli iyileştirilmesi için kullanılmalıdır.)
C.4.1. Öğretim elemanı performans değerlendirmesi Her öğretim elemanının (araştırmacının) araştırma performansını paylaşması beklenir; bunu düzenleyen
tanımlı süreçler vardır ve tüm paydaşlarca bilinir. Araştırma performansı yıl bazında izlenir, değerlendirilir,
kurumsal politikalar doğrultusunda kullanılır. Çıktılar, grubun ortalama değerleri, saçılım şeffaf olarak
paylaşılır. Performans değerlendirmelerinin sistematik ve kalıcı olması sağlanmıştır.
C.4.2. Araştırma performansının değerlendirilmesi ve sonuçlara dayalı iyileştirilmesi Kurum araştırma faaliyetleri yıllık bazda izlenir, değerlendirilir, hedeflerle karşılaştırılır, sapmaların
nedenleri irdelenir. Performans temelinde teşvik ve takdir mekanizmaları kullanılır. Rakiplerle rekabet, seçilmiş
kurumlarla kıyaslama (benchmarking) takip edilir. Performans değerlendirmelerinin sistematik ve kalıcı olması
sağlanmıştır.
C.4.3. Araştırma bütçe performansı Araştırma bütçesinin yıllar içinde değişimi, toplam içindeki payı; devletten gelen ödenek/ ulusal yarışmacı
fonlar/ uluslararası yarışmacı fonlar bileşenlerindeki değişimler izlenmektedir. Kurum misyon ve hedefleriyle bu
büyüklüklerin uyumu, başarılar/ başarısızlıklar değerlendirilmektedir.
D.1.  Toplumsal Katkı Stratejisi (Kurum, toplumsal katkı faaliyetlerini sahip olduğu hedefleri ve stratejisi
doğrultusunda yerel, bölgesel ve ulusal kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde yürütmelidir.)
D.1.1. Toplumsal katkı politikası, hedefleri ve stratejisi Kurumun toplumsal katkı politikası (kurumun yaklaşımını bir bütün olarak irdeleyen ve -Sosyal sorumluluk
(ücretsiz hizmetler; sosyal ve kültürel yaşama katkı; üniversitenin şehir hayatına katkısı; bilimin topluma
tanıtılması, sevdirilmesi), -Bilgi ve teknoloji transferi (endüstriye yapılan sözleşmeli araştırma, danışmanlık,
hizmet, proje; kamu kurumlarına yapılan sözleşmeli araştırma, danışmanlık, hizmet, proje; politika geliştirmeye
katılım, uzmanlık paylaşımı) , -Girişimcilik, spin-off/ yenilikci şirketler, -Fikri mülkiyet, patent, lisans -Tesis
yönetimi (kira gelirleri, laboratuvar hizmetleri, vb), -Yaşam boyu öğrenme çerçevesinde eğitim, kurslar, sertifikalar,
diplomalar, -Diğer kuruma has konuları ele alarak bunların kurum hayatındaki yerini, hedeflerini, stratejilerini,
mekanizmalarını, organizasyon yapısını, yıllık bütçelerini veya oranları, yıllar içindeki eğilimi, geliştirme
çerçevesini özetleyen metin) vardır. göstergeleri, izleme ve hedeflerle karşılaştırma,  iyileştirme
mekanizmaları) vardır. Hedef ve stratejileri belirlenmiştir.
D.1.2. Toplumsal Katkı Süreçlerinin Yönetimi ve Organizasyonel Yapısı  Toplumsal katkı süreçlerinin yönetimi ve organizasyonel yapısı kurumsallaşmıştır. Kurumun toplumsal katkı
politikası ile uyumludur, hiyerarşik bağlantıları iyi tanımlı ve etkindir.
D.2. Toplumsal Katkı Kaynakları (Kurum, toplumsal katkı faaliyetlerini sürdürebilmek için uygun nitelik ve
nicelikte fiziki, teknik ve mali kaynaklara sahip olmalı ve bu kaynakların etkin şekilde kullanımını
sağlamalıdır.)
D.2.1. Kaynaklar Toplumsal katkı etkinliklerine ayrılan kaynaklar (mali, fiziksel, insan gücü) belirlenmiş, paylaşılmış,
kurumsallaşmıştır, izlenmekte ve değerlendirilmektedir.
D.3. Toplumsal Katkı Performansı (Kurum, toplumsal katkı stratejisi ve hedefleri doğrultusunda yürüttüğü
faaliyetleri periyodik olarak izlemeli ve sürekli iyileştirmelidir.)
D.3.1.Toplumsal Katkı Performansının İzlenmesi ve İyileştirilmesi Toplumsal katkı gerçekleşme seviyesi ve performansı izlenmektedir; izlenme mekanizma ve süreçleri yerleşiktir,
sürdürülebilirdir; iyileştirme adımlarının kanıtları vardır.
E.1. Yönetim ve İdari Birimlerin Yapısı (Kurum, stratejik hedeflerine ulaşmayı nitelik ve nicelik olarak güvence
altına alan yönetsel ve idari yapılanmaya sahip olmalıdır. Yönetim kadrosu gerekli yapıcı liderliği üstlenebilmeli,
idari kadrolar gerekli yetkinliğe sahip olmalıdır.)
E.1.1. Yönetim modeli ve idari yapı Kurumdaki yönetim modeli ve idari yapı (yasal düzenlemeler çerçevesinde kurumsal yaklaşım, gelenekler, tercihler);
karar verme mekanizmaları ve gücün odaklanması, kontrol ve denge unsurları; kurulların çoksesliliği ve bağımsız
hareket kabiliyeti; paydaşların temsil edilmesi; öngörülen model ile gerçekleşmenin karşılaştırılması, modelin
kurumsallığı ve sürekliliği bilinir/ yerleşmiştir/benimsenmiştir. Vakıflarda Mütevelli heyet, devlette rektör
yardımcıları ve danışmanların (üst yönetimin) çalışma tarzı, yetki ve sorumlulukları, akademik bünye ile
iletişimi; yaşanan üst yönetim tarzının hedeflenen kurum kimliği ile uyumu bilinir/ yerleşmiştir/benimsenmiştir.
Bunlar yayımlanmış ve işleyişin paydaşlarca bilinirliği sağlanmıştır. Organizasyon şeması ve bağlı olma/ rapor
verme ilişkileri; görev tanımları; iş akış süreçleri vardır ve gerçeği yansıtmaktadır. Bunlar yayımlanmış ve
işleyişin paydaşlarca bilinirliği sağlanmıştır.
E.1.2. Süreç yönetimi Tüm etkinliklere ait süreçler tanımlıdır, süreçlerdeki sorumlular, iş akışı, yönetim, sahiplenme
yazılıdır; kurumca içselleştirilmiştir. Süreç yönetiminin başarılı olduğunun kanıtları vardır.
E.2. Kaynakların Yönetimi (Kurum, insan kaynakları, mali kaynakları ile taşınır ve taşınmaz kaynaklarının
tümünü etkin ve verimli kullandığını güvence altına almak üzere bir yönetim sistemine sahip olmalıdır.)
E.2.1. İnsan kaynakları yönetimi Hem akademik hem idari personel ile ilgili kurallar, süreçler vardır, kurum içinde iyi bilinir, uygulamalar
şeffaftır. Eğitim ve liyakat öncelikli kriterdir. Yetkinliklerin arttırılması temel hedeftir. Çalışan
(akademik-idari) memnuniyeti/şikayeti/önerilerini ölçmek ve izlemek amaçlı anketler, mekanizmalar vb.
geliştirilmiştir, uygulanmakta ve sonuçları değerlendirilmektedir.
E.2.2. Finansal kaynakların yönetimi Temel (max 10) gelir kaynakları ve gider kalemleri tanımlanmıştır ve yıllar içinde izlenmektedir, benzer
kurumlarla karşılaştırılmaktadır. En azından toplam Cari Bütçe ( gelir)  = Devlet eğitim katkısı (merkezi
bütçeden gelen ve araştırma-geliştirme kategorisindeki faaliyetlere ait olmayan tüm gelirler) + öğrenci gelirleri
(kaynağı öğrenci olan tüm gelirler: 1. ve 2. öğretim, tezsiz YL, yaz okulu, hizmetler/harçlar, yemek- barınma
ücreti,vb) + araştırma gelirleri (devletten  merkezi bütçe içinde gelen+ulusal tahsis(yarışmasız projeler)+ ulusal
yarışmacı araştırma destekleri+uluslararası araştırma destekleri) [özel hesap, döner sermaye, vakıftan gelen veya
başkaca muhasebeleştirilen] + toplumsal katkı gelirleri (tıp, dişçilik vb. fakültelerin sağlık hizmeti geliri[döner
sermaye veya başkaca muhasebeleştirilen]+ mühendislik, mimarlık vb fakültelerinin bilgi ve teknoloji transferi /
projeler/ uygulamalar geliri [döner sermaye veya başkaca muhasebeleştirilen] + erişkin eğitimi/ yaşam boyu eğitim
gelirleri + kira gelirleri+ laboratuvar/deney/ölçüm vb gelirler [özel hesap, döner sermaye, vakıftan gelen veya
başkaca muhasebeleştirilen] + bağışlar (devlet dışı,  şartlı veya şartsız olarak üniversiteye aktarılan
kaynak) ayrıntısında izlenmektedir ve kurum profili ile
ilişkilendirilmektedir.
Cari Bütçe ( gider)  = personel giderleri (SGK giderleri dahil) + eğitim giderleri (öğrencilere ilişkin giderler,
beslenme, barınma, sağlık, kültür, spor giderleri, + araştırma giderleri (araştırma kategorisindeki tüm eylem ve
etkinliklere ait giderler: üniv içi araştırma destekleri+ üniv dışı araştırma projeleri) [özel hesap, döner
sermaye, vakıftan gelen veya başkaca muhasebeleştirilen] + toplumsal katkı giderleri (toplumsal katkı kategorisindeki
tüm etkinliklere ait giderler: sürekli eğitim, bilgi ve teknoloji transferi, sosyal sorumluluk etkinlikleri, vb) +
yönetim giderleri (tüketim mal ve malzeme alımları, yolluklar, hizmet alımları, küçük onarım (menkul ve
gayrimenkul)  [özel hesap, döner sermaye, vakıftan gelen veya başkaca muhasebeleştirilen] Yatırım Bütçesi (
gider)  = gayri menkul + makina
techizat
ayrıntısında izlenmektedir ve kurum profili ile ilişkilendirilmektedir.
E.3. Bilgi Yönetim Sistemi (Kurum, yönetsel ve operasyonel faaliyetlerinin etkin yönetimini güvence altına alabilmek
üzere gerekli bilgi ve verileri periyodik olarak topladığı, sakladığı, analiz ettiği ve süreçlerini iyileştirmek
üzere kullandığı entegre bir bilgi yönetim sistemine sahip olmalıdır.)
E.3.1. Entegre bilgi yönetim sistemi Kurumun önemli etkinlikleri ve süreçlerine ilişkin veriler toplanmakta, analiz edilmekte, raporlanmakta ve stratejik
yönetim için kullanılmaktadır (kurumsal araştırma birimi). Akademik ve idari birimlerin kullandıkları Bilgi Yönetim
Sistemi entegredir ve kalite yönetim süreçlerini besler.
E 3.2. Bilgi güvenliği ve güvenilirliği Bilgi Yönetim Sistemi güvenliği, gizliliği, güvenilirliği sağlanmıştır. Buna ait kanıtlar hazırdır.
E.4. Destek Hizmetleri (Kurum, dışarıdan aldığı destek hizmetlerinin uygunluğunu, kalitesini ve sürekliliğini
güvence altına almalıdır.)
E 4.1. Hizmet ve malların uygunluğu, kalitesi ve sürekliliği Kurum dışından tedarik edilen hizmetlerin tedarik süreci, uygunluk ve kalite kriterleri tanımlanmıştır,
uygulanmaktadır. Performans ve memnuniyet kontrolleri yapılmaktadır.
E.5. Kamuoyunu Bilgilendirme ve Hesap Verebilirlik (Kurum, eğitim – öğretim programlarını ve araştırma-geliştirme
faaliyetlerini de içerecek şekilde tüm faaliyetleri hakkındaki bilgileri açık, doğru, güncel ve kolay ulaşılabilir
şekilde yayımlamalı ve kamuoyunu bilgilendirmelidir. Kurum, yönetim ve idari kadroların verimliliğini ölçüp
değerlendirebilen ve hesap verebilirliklerini sağlayan yaklaşımlara sahip olmalıdır.
E.5.1. Kamuoyunu bilgilendirme Kamuoyunu bilgilendirme ilkesel olarak benimsenmiştir, hangi kanalların nasıl kullanılacağı tasarlanmıştır,
erişilebilir olarak ilan edilmiştir ve tüm bilgilendirme adımları sistematik olarak atılmaktadır. Kurum web sayfası
doğru, güncel, ilgili ve kolayca erişilebilir bilgiyi vermektedir; bunun sağlanması için gerekli mekanizma
mevcuttur.
E.5.2. Hesap verme yöntemleri Kurumsal özerklik ile hesap verebilirlik kavramlarının birbirini tamamladığı bilinci mevcuttur. İçe ve dışa
hesap verme yöntemleri kurgulanmıştır ve uygulanmaktadır. Sistematiktir, ilan edilen takvim çerçevesinde
gerçekleştirilir, sorumluları nettir. Alınan geri beslemeler ile etkinliği değerlendirilmektedir. Kurumun bölgesindeki
dış paydaşları, ilişkili olduğu yerel yönetimler, diğer universiteler, kamu kurumu kuruluşları, STK’ lar,
sanayi ve yerel halk ile ilişkileri değerlendirilmektedir.
22 ölçüt 58 alt ölçüt

 

Olası bir akreditasyon sürecindeki kurum ziyareti ve değerlendirmesi yukarıda ifade edilmeye çalışılan  “özlenen seviyeden” farklılıklar/ sapmalar gösterebilecektir. Sapmalar PUKÖ çevriminin kapatılmasındaki eksiklikler olabileceği gibi, ilgili alt ölçütün içeriğinin tam olarak kapsanmaması, kurumca alt ölçütün dar yorumlanması da olabilir. Olası sürtüşmeleri en aza indirebilmek üzere böyle durumları çalışmak, kararları nasıl etkileyeceği hususunda fikir geliştirmek adına aşağıda (ilk 18 alt ölçüte ait) olası eksiklikler listelenmiştir.

 

hangi durumda ne oranda kesinti/ indirim yapılmalıdır?

A.1.1. a, Misyon ifadesi var ama jenerik, kuruma özel değil; yol gösterici değil. Düzenlemelere yansımıyor ve uygulamalarla uyumlu değil.  b, Bilinirlik kısıtlı. Paylaşılan/ sahiplenilen  bir ifade yok. c, SP var ama mecburiyetten hazırlanmış. Ayrıntıları yok.  d, Önceki SP’ın yönlendirmesi yok. e, Yıllık gerçekleşmeler sadece bütçe temelinde takip edilmekte, ilgili kurullarda tartışılarak önlem alınmamakta.
A.1.2. a, Beş etkinliğin tamamı mevcut değil, bir kısmı var. b, Olanlar paylaşılan/ bilinen ifadeler değil. c, Tüm unsurlar tarif edilmemiş veya politika ifadesi olarak bir mesaj içermiyor.  d, Olan politika ifadelerinin somut sonuçları, uygulamalara yansıyan etkileri yok. Örnekleri sunulmamış.
A.1.3. a, Göstergeler listesi var ancak temel/ anahtar seçimi (KPI) belirgin değil. b, İç KG sistemi ile ilişkilendirilmemiş. c, Yıllar içindeki değişimin politikaları yönlendirdiğine dair kanıtlar yok.     d, KPI hedefleri yok. Rakiplerle karşılaştırma yok.
A.2.1. a, KK tanımlı ancak çalışmaları üniversite kamuoyunu yönlendirici, etkileyici, etkin ve sonuç alıcı değil. b, KEK gibi bir referans dokümanı yok. c, KIDR hazırlama KK içine hapsolmuş.         d, Başka değerlendirme süreçleri / akreditasyonlar ile ilişkisi yok. Kurumun kalite yolculuğunda sahip rolü oynayamıyor.
A.2.2 a, Zamanlama olarak sistematik yaklaşım yok.  b, Kapsam olarak tüm yapılar PUKÖ çevrimine dahil olamamış.  c, Sorumluluklar belirgin ve üstlenilmiş değil. d, Takvimin işlediğine ait veri ve kanıtlar yok.
A.2.3 a, Rektör KG konusunu önemsemekte ama işi delege ederek yürütmekte. b, KG liderliği kurumun güç dengeleri içinde gerilerde. c, Kurumsal süreklilik gündemde değil. d, Kalite kültürü oluşumu kendi hızı ve mecrası içinde gelişmekte, özel ihtimam yok. Öğretim elemanları olayı sahiplenmiyor.
A.3.1 a, İç paydaşların karar alma süreçlerine katılımı sınırlı. b, Dış paydaşların karar alma süreçlerine katılımı yok/ sistematik ve kurumsal değil.       c, İç KG sisteminde öğrenci ve dış paydaş katılımı sistematik ve kurumsal değil.
A.4.1. a, Uluslararasılaşma bileşenlerinin/unsurlarının tamamı politika metninde kapsanmamış, bir kısmı var (kurum önceliği olarak değil, bilinçsizlik veya ilgili bileşen farkındalığı eksikliği şeklinde). b, Olanlar paylaşılan/ bilinen ifadeler değil.   c, Olan politika ifadelerinin somut mesajları, sonuçları, uygulamalara yansıyan etkileri yok. Örnekleri sunulmamış.
A.4.2 a, Organizasyon yapısı muğlak, mevcut yönetimin tarzı. b, Benimsenen yazılı politikayı destekler/ yönlendirir karakteri yok. c, Alt ve üst örgüt bağları kesin ve kurum genelinde bilinen değil.
A.4.3 a, Mali, fiziksel, insan gücü kaynakları ayrı ayrı dikkate alınmamış. b, Tüm kaynakların sistematik izlenmesi ve değerlendirmesi yok.
A.4.4 a, Performans izlenmekte ama sistematik değil, süreçleri yerleşik değil, ihtiyaç hissedildiğinde. b, Performans-hedefler karşılaştırması yok.   c, İyileştirme adımları sistematik değil, kanıtları sunulmamış.
B.1.1. a, Eğitim politikası- program tasarımları ilişkisi yok. b, Tasarım ve onay süreçlerinin tanımlandığı şekilde, istisnasız ve tam olarak, uygulandığına ait kanıtlar yok. c, Dış paydaş rolü bölümler arasında çeşitlilik gösteriyor. d, ÇAP, YAP ve benzeri esnek uygulamalar yerel ve farklı kapsamda/netlikte. e, Tasarım ve onay süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik veri toplama, irdeleme, revizyon çalışmaları yok.
B.1.2. a, Programların çoğunun öğrenme çıktıları var ama tamamının yok. b, Amaçlar yok veya program çıktıları ile ilişkileri belirsiz. c, TYYÇ veya EQF uyumu net değil, geçiştirilmiş.  d, İfade şekillerinin bazıları/ çoğu öngörülen bilişsel seviyeyi yansıtmıyor. e, İzlenme planları yok veya kısmi, yüzeysel. Alana ait çıktıların izlenme planı var ama jenerik olanların yok.
B.1.3. a, Tüm derslerin öğrenme kazanımları tanımlanmamış. Özellikle zorunlu olmayan dersler itibarı ile sorun var( hangi kazanımlar ve program çıktılarının nasıl desteklendiği) . b, Tüm programlarda program çıktıları-ders kazanımları eşleştirmesi tamamlanmamış. c, Tüm ders kazanımlarının bilişsel seviyesi belirlenmemiş.  d, İzlenme planları yok veya kısmi, yüzeysel. Alana ait çıktıların izlenme planı var ama jenerik olanların yok.
B.1.4. a, Müfredat yapısı çoğunlukla zorunlu dersleri içermekte, seçmeli ders oranı kredi itibarı ile %10’un altında. b, Müfredat yapısı meslek/ bölüm dersleri ağırlıklı, kültürel derinlik ve farklı disiplinleri tanıma imkanı (genişlik) az (<%20).  c, Müfredattaki ders sayısı yüksek (> 50), ortalama haftalık ders saati aşırı (> 20)
B.1.5. a, Derslerin AKTS değeri ile ilgili yaygın şikayet var. b, Gerçek iş yükünün AKTS değeri ile uyumu kontrol edilmemekte. c, Staj düzenlemeleri iş yükünü yansıtmamakta.
B.1.6. a, Müfredatın yapısı ve derslerin tasarımı öğrenme kazanımları bilişsel seviyesi ile uyumlu değil. b, Derslerin bilişsel seviyesi o derste kullanılan ölçme değerlendirme yöntemi ile uyumlu değil.
B.2.1 a,  Kabul kriterlerinde duyurma ve tutarlılık eksikleri var.  b, Tüm diploma, sertifika, vb belge isterlerinin tamamlanma güvencesi yok.  c, Önceki öğrenmenin tanınması ve kredilendirilmesi eksik.  d, Uluslararasılaşma politikasına paralel hareketlilik destekleri, öğrenciyi teşvik, kolaylaştırıcı önlemler eksik ve hareketlilikte kredi kaybı riski var.

 

Alt ölçütlerin çoğu PUKÖ çevriminin kapatılmasının beklendiği hususlardır. Ancak az sayıda bazı alt ölçütler ağırlıklı olarak “planlama” aşaması itibarı ile irdelenmelidir. Özellikle ülkemizde şimdiye kadar hemen hiç gündeme getirilmeyen politika ifadelerinin anlamlı, mesaj içeren, ilgili etkinliğe ve uygulamalarına ışık tutan/ yol gösteren, paylaşılmış ve destek gören ifadeler olması o kadar önemlidir ki, ölçme ve önlem alma safhaları göreceli olarak az vurgu hak edebilir; en azından ilk yıllarda. Bu hususta  “Kurumsal Akreditasyon I” bölümündeki tablonun son kolonları PUKÖ vurgusuna atıfları içermektedir. Orada 4 bölüm ve 65 alt ölçüt kullanılmış olmasının genel yaklaşımı etkilemeyeceği beklenir.

 

Kurumsal akreditasyon ile kurumun iç kalite güvencesi sistemi ilişkisi uzun vadede kalite kültürünü yerleştirmek için önemlidir. Gündemi aşırı işgal eden akreditasyon vurgusu iç kalite güvencesi sisteminin önüne geçmemelidir; kurumun önceliği her zaman iç kalite güvencesi sisteminin etkin çalışması olmalı, dış değerlendirme ve akreditasyon onun doğal bir bileşeni, 5-6 yılda bir yapılan bir etkinliği olarak kurumsal politikada yerini almalıdır. Buna destek olarak, kurumsal akreditasyon:

  • 5-6 yıllık birikim/ trend üzerinde hassasiyetle durmalı, değişimi sorgulamalıdır.
  • sistematik, sürdürülebilir, sürdürülen uygulamaları esas almalı, tek defalık örnekleri yeterli görmemelidir.
  • etkinliklerin “sahiplerini” mutlaka sorgulamalı, sahiplilik seviyesini mümkünse onlarla görüşerek tespit etmeli, irdelemelidir. Sahipliliğin devamlılığını (yeni atanmış – yerleşik, yıllara dayanan deneyim ?) ve heyecanını (dört elle sarılma – kanıksamış hatta bıkmış sahipler?) sorgulamalıdır.

Üniversite Konseyi

Üniversite yönetimleri Avrupa’da son 20-30 yıla kadar ve hala tüm klasik meslekdaş yükseköğretim modellerinde akademik kurullar eliyle yürütülmüştür. Rektör meclis başkanı gibi, temsili ağırlığı yüksek, toplantıların yöneticisi, saygın, bu onurlu görevi kısıtlı bir süre kendi önceliklerini değil, kurumun geleneklerini dikkate alarak yürüten ve bu süre sonunda tekrar akademik konumuna/birimine dönecek olan bir profesör olmuştur. Zaten güç kurullarda olduğu için rektörün hesap vermesi gündemde değildi. Bu sistem kendi içinde tutarlı ve akademik değerlerle harmanlanmış olması nedeniyle yüzyıllar boyu süregelmiştir; ancak günümüzün yarışmacı, çok yönlü-çok karmaşık, küresel boyuttaki yükseköğretim sistemlerini yönetme kapasitesi azdır. Bu nedenle iş yönetimi tarzı yapılanmalar ve yetkili ama sorumlu üst yönetimler (rektör ve yardımcıları) ortaya çıkmıştır. Ülkemizde bu yöndeki başlangıç 1981 YÖK kanununa dayanmaktadır. Yetkili ve atanma yoluyla göreve gelen rektörlerin üniversiteleri hızla yönlendirmesi, etkin sevk ve idare etmesi, muasır medeniyete ulaşmada çevik bir yapının devreye alınmasını sağlaması ümit edilmiştir. Olmamıştır, çünkü yetkilerle uyumlu sorumluluk  durumu, yani sistemin denetle ve dengele yapı ve süreçleri yaratılamamış, bu nedenle üniversiteler kişisel başarılar ile kişisel yanlışlar arasında sıkışıp kalmıştır. Devlet üniversitelerinde rektörün hesap verebileceği tek mercinin YÖK olması, YÖK’ün üniversitelerle tek tek ilgilenmesinin imkansız olması, dolayısıyla tek tip düzenlemelerle işi götürmesi, sistemin tasarımındaki eksiklikler olarak karşımızda durmaktadır.

 

Bugün gelinen noktada her üniversitenin kendi yönetişim sistemini tercih etmesine ve bu doğrultuda yapılanmasına fırsat verilmelidir. Zaten sonsuz alternatif yoktur ve genel tarifler ve sınırlandırmalar yapılması kaçınılmazdır. Genel tariflerden biri üniversitelerin kendi üst kurullarıyla yönetilmesi, yani kendi YÖK’lerine sahip olmalarıdır. Rektörün hesap vereceği, ilgisi ve ihtimamı sadece o üniversite olan, topluma karşı o üniversitenin gelişiminden sorumlu olan bir sivil toplum kurulu (lay governance) oluşturulmalıdır. Vakıf üniversitelerindeki  Mütevelli Heyet karşılığı olan bu kurula Üniversite Konseyi denebilir (Board of Regents veya Governing Board) ; görevi kamu adına devlet üniversitesini gözetmekdir, sahiplenmektir, takip etmektir.

 

Kültürel olarak veya gelişmişlik seviyesi açısından ülkemizin böyle bir yapılanmaya hazır olmadığı söylenebilir. Üniversite konseyinin, özlendiği gibi üniversiteyi sahiplenen ve kişisel çıkarlardan ziyade kurum çıkarını öne alan bir yapı olmaması riski ve olumsuz deneyimleri mevcuttur. Ancak bir taraftan rektörün çok güçlenmesinin otokratik bir yönetime götürdüğü, etkin bir denetle-dengele mekanizmasının işletilemediği; diğer taraftan kurulların yönettiği meslekdaş sisteminde karar alma mekanizmalarının çok yavaş ve sahipsiz kaldığı, sorun çözmede başarısız olduğu yaşanarak görülmüştür. Rektörün hesap vereceği, (rektöre nazaran) daha kalıcı bir üst kurulun varlığı ve bu üst kurulun günlük akademik işleyişe asla müdahil olmaması kurgu olarak en doğru sistem addedilmektedir. En azından teorik temeli diğer alternatiflerden daha sağlamdır. Hepsinin başarısı nasıl uygulandığı noktasında düğümlenmektedir. Ülkemizin bu etapta tasarımı doğru bir sistemi doğru uygulama becerisini geliştirmesi beklenmelidir.

 

Burada emek ve zaman doğru Üniversite Konseyi kompozisyonunu oluşturmaya harcanmalıdır. Önemli paydaşların doğru oranda temsil edilmeleri sağlanmalı, görev alacak kişilerin deneyimlerinin üniversitenin misyon ve hedefleriyle uyumlu olması gözetilmelidir. Konseyle yönetim hakkında ülkede geçmiş deneyimin olmadığı dikkate alınırsa başlangıç koşullarına uygun bir öneri ile başlayıp, 10-15 yıllık uygulama sonrası bir revizyon düşünmek yerinde olacaktır. Olası bir öneri şöyledir:

 

Altı yıl için seçilen devlet memuru olma niteliğine sahip, toplumda temayüz etmiş ve aktif siyaset içinde olmayan 15 üyeden oluşan Konsey için :

  • Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu 6’şar aday önerir, Cumhurbaşkanı 3’er üye atar.
  • 8 aday Üniversite senatosunca önerilir, Cumhurbaşkanı 4 üye atar
  • Üniversiteye ilgi göstermiş, hizmet etmiş, bağış yapmış, ülkenin kültür, sanat ve iktisadi hayatında temayüz etmiş, toplumla Üniversite arasında köprü kurabilecek kişiler arasından Cumhurbaşkanı doğrudan 4 üye atar. 14 üyenin atadığı rektör Konseyin 15.üyesidir.

 

Üniversite Konseyine seçilecek kişilerin en belirgin kaynağı mezunlardır. Tabii olarak üniversiteye bağlı, üniversitenin başarısının doğrudan kendi (diplomasının, ait olduğu kurumun) başarısı olarak algılanacağı eleman havuzu etkili olarak kullanılmalıdır. Bu husus Senato önerisi yoluyla hayata geçirilebileceği gibi daha açık olarak da kompozisyon kriterlerine  yansıtılabilir.

 

Yükseköğretim sistemimizin en acil ihtiyacı olan çeşitlilik ilkesi çerçevesinde gelişmiş, kendi yönetişim sistemini tasarlayabilecek olgunlukta ve kararlılığında olan üniversitelere, yukarıda örnek olarak verilen öneri merkezde olmak üzere(yani farklı kanallardan üye seçimi korunaraktan) , farklılaşma imkanının tanınması doğru olacaktır. İç kalite güvencesi sisteminin çalışması, hesap verebilirlik , paydaş katılımı, performans değerlendirmesi gibi unsurların etkinliği bu gibi farklılıklara vize vermelidir.

 

Rektörün 6 yıl için Üniversite Konseyi tarafından atanması, Üniversite Konseyinin kendi tanımladığı arama süreci-arama komitesi yöntemini kullanması; atamanın yenilenebilir olması; görevden almanın da Üniversite Konseyince ancak 2/3 çoğunlukla olması; rektör yardımcısı sayısı ve görevlerinin Üniversite Konseyi’nce belirlenmesi (çünkü ‘sayının’ mali yansımaları vardır , ‘görev’ kurum kimliğine/ misyonuna bağlıdır) , isimlerin rektör tarafından belirlenerek Üniversite Konseyi’nce atanması ; dekanların rektörün önerisi ile Üniversite Konseyi’nce atanması veya arama süreci-arama komitesi yöntemi sonunda doğrudan rektör tarafından atanması diğer önemli hususlardır.

 

Kıta Avrupası geleneği 20-30 yıl öncesine kadar güçlü dekanlar/ fakülteler – zayıf rektör/ merkezi üniversite yapısı şeklinde idi. Fakültelerin bağımsız birimler olması, kendi adına bütçe almaları, akademik alan/ disiplin aidiyetinin yüksek olması bu güçlü dekanlar sistemini besleyen unsurlar idi.Ülkemiz de bu gelenekten geldiği için dekan ağırlığı hep yüksek oldu. Güçlü rektör yaratarak yetki ve sorumluluğu kurullardan kişilere aktaran 1981 YÖK yasası bile rektör ve dekanların zorunlu ders yükünü sıfırlarken rektör yardımcılarına beş saat ders yükü vermiştir; dekanları Üniversite Yönetim Kurulu ve Senato’da görevlendirirken rektör yardımcılarını sadece Senato’da yetkilendirmiştir. Bu gelenek üniversitelerin yeni rolleri, toplumun onlardan beklentileri ile uyumlu değildir. Strateji yönetimi, araştırma yönetimi, kalite güvencesi yönetimi gibi birçok etkinlik artık tamamen merkezi yürütülmektedir, kurumun bir bütün olarak çıkarlarının gözetildiği etkinliklerdir. Rektör yardımcılıklarının güçlü olduğu, temel etkinlikler itibarıyla dekan ve fakültelerin onlara bağlı olduğu bir yönetim sistemi geliştirilmelidir.

 

Bu sitedeki “Mütevelli Heyet” başlıklı yazıdaki hususların pek çoğu Üniversite Konseyi için de geçerlidir. Özellikle, en önemli görevleri burada tekrarlamak yararlı olacaktır: Üniversite Konseyi,

 

  • Kurumun misyonunu ve stratejik vizyonunu , uzun vadeli iş planını, temel performans göstergelerini  ve yıllık bütçe taleplerini onaylar
  • Rektörü atar  ve onun performansını izler.
  • Hesap verme ve kontrol sistemlerinin (mali ve işletme risk değerlendirmeleri dahil)  kurulmasını, çalışmasını sağlar ; iç şikayetlerin ve çıkar çatışmalarının ele alınış prosedürlerinin açık olarak belirlenmesini sağlar.
  • Kurumsal performansın, plan ve temel göstergelere uygun gelişmesini izler ve diğer kurumlarla karşılaştırır.

 

Paydaş Katılımı

Üniversitelerin paydaşları ile sürekli ilişki içinde olması dünyada genel doğru olarak kabul edilmektedir. Fildişi kule benzetmesi artık Avrupa’da bile terk edilmiştir. Genelde paydaş tanımı üniversiteyi etkileyen ve üniversiteden etkilenen grupları içerir. İç paydaş olarak yöneticiler, öğretim elemanları, idari personel (çalışanlar)ve öğrencilerin katılması; dış paydaş olarak işverenler, muhtelif sosyal gruplar ve devletin yer alması olağandır. Bu aktörler arasından özellikle öğrenciler, işverenler ve devletin rolüne eğilmek gerekir.

Yeni kamu yönetimi(new public management) yaklaşımı devletin tepeden yönetmesi, kontrol etmesi yerine kolaylaştırıcı rolüne geçmesi ve düzenlemeleri yeni oluşturulan paydaş yapılanmaları eliyle dolaylı olarak yapmasını getirmiştir. Bunlar Mütevelli heyet veya Üniversite Konseyi gibi üst kurullar, ulusal kalite ajansı gibi yarı bağımsız düzenleyici kuruluşlar, muhtelif değerlendirme komisyonları veya danışma kurulları olabilmektedir. Yönetişimde katılımcı (participatory) ve işbirlikçi(collaborative) yaklaşımlar vasıtasıyla daha etkili bir düzenleme mekanizması hedeflenmektedir. Paydaşların uzmanlıkları, deneyimleri ve beklentilerinin düzenlemelerin hesap verebilirliğine, meşruiyetine ve etkinliğine katkı sağlaması beklenmektedir. Dolayısı ile paydaşların basit ve doğrudan geri besleme kaynağı olmasından çok akademik hayatın çok yönlü düzenlemelerine katkı veren unsurlar olarak ele alınması beklenmelidir.

Paydaş görüşlerinin, yaklaşımlarının aynı kategori içinde bile büyük değişkenlikler göstermesi doğaldır. İşverenlerin veya mezunların üniversiteyi ilgilendiren hususlarda çok farklı düşünebilmeleri, örneğin mezun profili ile ilgili zıt beklentilerinin olması paydaş katılımının üzerinde çalışılmasına işaret eder. Kuşkusuz benzer ve yanlı görüşlerin toplanması kast edilmemektedir. Üniversitenin kendi kimliğini, misyonunu, hedeflerini bilmesi, benimsemesi, en azından tartışıyor olmasının, şeffaf ve hesap verebilir yapılanmasının, tüm paydaşları ile iletişimini geliştirmesinin bu mekanizmanın doğru kurgulanmasına hizmet edeceği açıktır.

Paydaşların karar verme mekanizmalarına nasıl katılacağı ayrıca düşünülmeli ve tasarlanmalıdır. 2547’ye sığınarak idari personel ve öğrencinin karar süreçlerinden dışlanması zamanın ruhuna aykırıdır. Üniversite danışma kurulu sayesinde dış paydaşların karşılıklı iş ilişkisinin dışında stratejik gelişmeye destek olmalarına fırsat verilmelidir. Peryodik ve gündemli toplantıların tutanaklarının tutulması ve paylaşılması, bu yapının kişisel değil kurumsal bir karakter kazanması ve üniversitenin topluma, toplumun üniversiteye katkısının sahiplenildiği bir üst kurul niteliğini kazanması benimsenmelidir.

Kalite Kültürü Geliştirmek

 

Kalite güvencesi (KG) yükseköğretimin gündeminde kendisine kalıcı bir yer edinmiştir. Yükseköğretim kurumları kendi iç kalite güvencesi sistemlerini kurmak zorunda olduklarını kabul etmiş, ulusal ve uluslararası kalite ajansları dış kalite değerlendirmelerini rutin olarak uygular olmuştur.

 

Dünya genelinde devletler/ hükümetler yükseköğretime ulusal zenginliğe katkı yapacak bir yatırım olarak bakmaktadırlar. Bu nedenle de yaptıkları yatırımın beklenen, istenen sonuçları olması için düzenlemeler yapmaktadır. Örneğin, istihdam edilebilirlik (mezuniyet sonrası işe yerleşme ve iş alanları değiştikçe farklı alanlara intibak edebilme) beklenen sonuçlardan biridir. Temel beceriler veya istihdam ile ilgili beceriler veya 21.yüzyıl becerileri adları altında vurgulanan alana ait olmayan, genel beceriler mesleki beceriler ve bilgi transferinin önüne geçmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla eğitim-öğretim sisteminin bu gelişmeye duyarlı olması istenmektedir.

 

Yerel, bölgesel iş dünyasının ihtiyacı olan yarışmacı kapasitenin geliştirilmesi, sanayinin yenilikçi atılımlar yapmasına destek olunması yükseköğretimden beklenen bir başka sonuç olmaktadır. Farklı uzmanlıkların geliştirilmesi ve iletişim ve işbirliği kanallarının çalışır tutulması gerekmektedir.

 

Örnek olarak verilen bu iki beklenen sonuç dışında onlarca konuda klasik, geleneksel akademik özdenetimin yeterli olmaması nedeniyle kalite güvencesi mekanizmaları istenir ve kullanılır olmuştur. Bir kısmı mecburen mekanik olan, bürokratik unsurları içerebilen kalite güvencesi sistemlerinin etkili ve sürekli olması için kalite kavramının yükseköğretim kurumlarında konuşulur, tartışılır, günlük hayatın normal parçası, sahiplenilmiş, içselleştirilmiş olmasına ihtiyaç vardır.  Henüz bu aşama kıta Avrupası ve ülkemizde gerçekleşmemiştir. Akademik personelin KG ile ilgili çekinceleri şu noktalarda yoğunlaşmaktadır[1] :

 

  • Dayatma ve reçete algısı,
  • Mekanizmaların bürokratik karakteri,
  • Akademik çabalarla uyumlu olmadığı düşüncesi,
  • Kişisel ve organizasyonel davranışlarla ilgili hedeflenmeyen sonuçları olabilmesi riski,
  • Denetlemek, düzenlemek, standardize etmek ile ilişkilendirilmesi,
  • Daha çok izlemek/kontrol etmek, daha az gelişme sağlamak için olduğu algısı,
  • İş yönetimi dilinin ve ideolojisinin kullanılması tedirginliği,
  • Tam manasıyla eğitim süreçlerinin esasına hitabeden prosedürleri temel almadığı eleştirisi.

 

Kurumdaki kalite güvencesi sisteminin iyi çalışması da yetmeyebilir; yıllar içinde kalite değerlendirmesinde daha başarılı olmanın gerçekten üniversitenin misyon ve hedeflerine ait etkinliklerin kalitesinin iyileşmesinden mi, yoksa değerlendirme sistemine alışmaktan mı (yani oyunun nasıl oynandığını öğrenmekten mi) kaynaklandığını anlamak zordur.

 

Portekiz’de uygulanan ankette akademik personel kaliteyi engelleyen en önemli iki unsuru şöyle tanımlamıştır[2]:  i) akademik bünyenin kültürel ve psikolojik açıdan hazır olmaması, ii) yapısal/ yönetişim temelli eksiklerin bulunması.

 

Kültürel ve psikolojik unsur kalite kavramına dönük paylaşılan değerler, beklentiler, kararlılıklar kümesinin tam gelişmemiş olması anlamındadır. Tüm etkinliklerdeki (eğitim-araştırma-topluma hizmet) yoğunluk ve aşırı iş yükü, pasif olmak/ ilgi duymamak, eğitim yetersizliği, iletişim eksikliği, güvensizlik gibi konuların engel teşkil ettiği bildirilmiştir.

 

Yapısal/ yönetişim temelli eksikler ise kurum yönetimine, liderin davranışına, karar verme mekanizmalarına, iç kalite güvencesi sistemine, kurumun mali  durumuna, altyapıya, kaynaklara ve destek hizmetlerine ait engeller olarak görülmektedir. Bunların dışında, ulusal yükseköğretim politikaları, yetersiz kamu mali desteği, üniversiteye gelen öğrencilerin altyapı eksikliği, dış kalite güvencesi sistemi ve Bologna sistemi de kısmi engeller olarak değerlendirilmektedir.

 

Portekiz özelinde elde edilmiş olan bu bulguların ülkemiz için de geçerli olduğu düşünülmelidir. Üniversite yönetimleri iç kalite güvencesi sistemlerini geliştirirken bu bulguları dikkate almak ve ona göre davranmak durumundadır.

 

Üniversiteler kendi iç kalite güvencesi sistemlerini ve kalite kültürlerini kurarak “gelişme/ iyileşme için kalite” anlayışını yerleştiremedikleri durumlarda dış paydaşların şeffaflık/ hesap verme/ eşik standartların üstünde olma çağrılarına ve devletin kalite kontrol gücüne uymak zorunda kalmaktadır (Birleşik Krallık, İsveç, Finlandiya örneklerine ABD katılma yolundadır). Kalite güvencesi, normalde üniversitenin kendi inisiyatifi ile yapması gereken, yani orta vadede yarışmacı olabilmek ve iyi öğrenciyi, iyi öğretim elemanını çekebilmek için tercih etmesi akılcı olan bir etkinliktir. Bunu dışarıdan empoze edilen neoliberal bir uygulama olarak algılamak doğru değildir. Rektörlerin kısa dönemi aşamayan ufukları, akademik bünyenin kolaycı davranışı, değişimi görmezden gelmesi kalite güvencesinin sahipliğini, maalesef, üniversite dışı güçlere bırakmıştır. Sonuçta bu etkinliğe “üniversite dışı iradenin empoze ettiği bürokratik yaptırımlar” olarak bakma refleksi doğmuştur.

 

Yükseköğretimin içinde bulunduğu çalışma ortamının yarattığı koşullar ağırdır:

  • Ulusal önceliklerin güvenlik, sağlık, okul öncesi eğitimine kayması,
  • Öğrenci talebinin kitle eğitimine dönüşmesi,
  • Öğretim elemanlarının kitle eğitiminin getirdiği yükle başa çıkmak, dijital teknolojilere duyarlı olma zorunluluğu, ekonominin motoru olma sorumluluğu, bölgesel/ toplumsal katkı sorumluluğu, yani tüm değişen beklentilere cevap verme durumunda kalması,
  • Yönetişimde artan kurumsal özerklik karşılığında hesap verme ve paydaş katılımı beklentileri, değişik gelir ve giderlerin bütünleşik yönetimi ve fon yaratma, pazarlama ve markalaşma baskısı

yadsınamayacak yükler getirmiştir. Yükseköğretim kurumları etkin bir İKGS kurup işletmeyi ve bunu rutin akademik hayatın bir parçası haline getirmeyi beceremeden yukarıda sayılan yüklerle baş edemeyeceklerdir. Bu yükler son 30 yılın getirdiği komplikasyonlardır, buna paralel kalite yönetimine ihtiyaç vardır; kalite güvencesi sisteminin getirdiği yükler/ faaliyetler değildir. Kalite güvencesi yük değil, yüklerle başetme yöntemidir.

 

Hedef, kurumda bir kalite kültürü oluşturmaktır. Bu hedefe ilerlerken “öğrenen” bir kurum olmak büyük katkı sağlayacaktır. Yorke ideal bir öğrenen kurum özelliklerini şöyle tanımlamaktadır[3]:

 

  • paylaşılan vizyonu vardır
  • olaylara reaksiyon göstermek yerine onları etkilemeyi/yönlendirmeyi tercih eder
  • takım halinde çalışır ve çeşitli beceri ve nitelikleri birarada değerlendirir
  • sistemi bir bütün olarak düşünür
  • kısa vadeli üstünkörü çözümlerden kaçınır
  • nereden gelirse gelsin iyi fikrin galip gelmesine izin verir
  • alternatif bakış açılarına değer verir, onları kullanma kapasitesine sahiptir
  • lider rolünün insandan insana değiştiğini ve o andaki lider ile sınırlı olmayacağını kabul eder
  • güven ilişkileri çerçevesinde çalışır
  • yaptıklarında dürüsttür
  • üyelerine saygı gösterir
  • uzmanlığının nerede olduğunu bilir ve onu kullanır
  • uyumdan çok bağlılığı/ sorumluluğu teşvik eder
  • üyelerini kişisel ve ortak çıkar adına becerilerini geliştirmeye teşvik eder
  • otoriter rejim değildir ama otoriteyi zayıflatmaz
  • çözüm sürecini komisyon çıkmazına sokmaz
  • oyun oynama yöntemini kullanmaz
  • savunmaya geçme yöntemini kullanmaz
  • kendi propagandası ile kendini aldatmaz
  • uygulamalarını başkaları ile karşılaştırır (benchmark)
  • uygulamalarını derin düşünür/yansıtarak değerlendirir
  • gelişmeye adanmıştır
  • en önemlisi, bireysel ve kolektif deneyimlerden öğrenmesini bilir.

 

Kalite kültürü, kaliteyi kalıcı olarak geliştirmeye yönelik ve şu iki farklı unsuru kapsayan örgüt kültürünü tanımlar: (i) kaliteye yönelik paylaşılan değerleri, inançları, beklentileri ve bağlılığı içeren kültürel ve psikolojik unsur, (ii) kaliteyi geliştirecek ve bireysel gayretleri düzenleyecek tanımlı süreçleri içeren yapısal ve yönetimsel unsur. (Quality Culture refers to an organisational culture that intends to enhance quality  permanently and is characterised by two distinct elements: on the one hand, a cultural/psychological element of shared values, beliefs, expectations and commitment towards quality and, on the other hand, a structural/managerial element with defined processes that enhance quality and aim at coordinating individual efforts(EUA [4])). Yapısal ve yönetimsel unsurlar kalite güvencesinin alanı olmakta ve tabiatı gereği üstten alta (top down) yayılmakta, kültürel ve psikolojik unsur ise alttan üste (bottom up) gelişen süreçlere işaret etmektedir.

 

Kalite kültürünün ölçümlenmesine yönelik çabalar azdır. Hildesheim ve Sonntag[5] kalite kültürü boyutlarını liderlik, iletişim, katılım, kalite amaçları, adanmışlık, kalite değerleri, güven, sorumluluk, tanınma, bilgilendirme olarak sıralamış ve aşağıdaki şekilde modellemişlerdir. Kalite kültürü envanteri adı altında iki anket kullanarak yapısal-yönetimsel unsurlar ile örgütsel- psikolojik unsurları saptamaya gayret etmişlerdir.

 

 

Kalite kültürünün oluşması için kalite ve kalitenin gelişmesine yönelik yaygın adanmışlığın bulunması gerekir. Kurum liderinin niyet ifadesi veya kurumda kurgulanmış/uygulanan bir kalite güvence sisteminin varlığı tabii ki ön koşuldur. Kalite görevlileri eliyle rutin veri toplamak, değerlendirmek, önlem almak kurumda bir kültürün yerleşmesine (yaygın benimseme, hayat tarzı oluşturma) yardımcı olsa da yetmemektedir. Tüm personelin, özellikle öğretim elemanlarının kalitenin anlamını bilmeleri, kaliteyi iyileştirme çabasına katılmaları, bunu zorunlu olduğu için değil, doğru buldukları, daha iyi bir kurum olmanın yolu olduğu için yapmaları, böyle yaptıklarında eğitim-öğretim, araştırma vb etkinliklerin daha etkin, verimli, üretken olduğunu görmeleri, kısacası kalite düşüncesinin uygulamaların tümüne nüfuz etmesi beklenir.

 

Kalite kültürünün oluşması için kalite ölçüm, izleme, denetim mekanizmalarının göstermelik veya üstünkörü seçilmemesi, uygulanmaması beklenir. Öğrenci değerlendirme verilerinin tutarlığı ve temsil etme kabiliyeti, kullanılan yöntemlerin geçerli ve güvenilir olması, yani bilimsel kanıtların kullanılması zorunludur.

 

Mevcut işleri daha iyi yapmak yerine radikal farklı yöntemlere yönelmek gerekebilmektedir. Yorke[6] örnek olarak, dersteki anlatımı (lecture) daha iyi yapmak yerine hiç anlatıma girmeden başka yöntemlere (vaka temelinde eğitim?) başvurmayı göstermektedir. “işi doğru mu yapıyoruz” sorusu yerine “doğru işi mi yapıyoruz” sorusunu tercih ederek yöneten koşulların sorgulanmasını önermektedir; öğrenen kurum olarak yükseköğretimdeki zorlukları aşmak için hem iç hem dış paydaş memnuniyetini optimize edecek koşulları sağlamayı, hatta dış paydaşlara öncelik tanımayı vurgulamaktadır. Birimlerin (bölümlerin) kurum politikasını nasıl desteklediklerini göstermeleri giderek daha fazla talep edilmektedir.

 

Kurumun ‘iç kalite güvencesi sistemi’ ile ‘kalite kültürü’ kavramları birbirlerini tamamlamaktadır; KG sistemi kalite yolculuğunun daha başlarındaki, süreç ve prosedürlere daha çok ağırlık verilen, yönetilmesi gereken etkinliklere işaret ederken; kalite kültürü, yerleşmiş, benimsenmiş, kurumun kendi refleksleri ile yürüttüğü kalite döngülerini kapsar. Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) kalite kültürü temalı üç değişik etkinlik ve bunların sonuçlarını kapsayan raporlarla konuyu irdelemiştir. İç kalite güvencesi sistemi göreceli olarak daha fazla şablonları, genel ve yaygın kabul edilen yöntem ve süreçleri kullanırken, kalite kültürü aşamasında kuruma has ortam, sosyal ve kültürel yapı, akademik koşullar, kurumun misyon ve duruşu çerçevesinde evrilen, gelişen ölçüm ve döngüler öne çıkmaktadır. Bu süreci desteklemek adına ‘EUA publication 2012: Examining Quality Culture Part III’ raporundaki bir seri soru aşağıya alıntılanmıştır.

 

Temel ilkeler açısından:

  • Kurumsal KG politikasının temel ilkeleri neler? Kurumdaki herkes bunları benimsiyor mu? Sadece kağıt üzerinde mi, yoksa somut eylemlere dönüşüyor mu?
  • KG dokümanlarında çok aşikar olduğu için herkesin görmezden geldiği pasajlar var mı? Evet ise, ne amaçla orada duruyor?
  • Kurumunuzda konuşulmasına gerek bile olmayan, dolayısıyla hiçbir zaman tartışılmamış olan ilkeler var mı? Evet ise, herkes bu ilkeleri aynı şekilde mi yorumluyor?
  • Mevcut KG uygulamaları değişik aktörler ve paydaşlarca nasıl algılanıyor? Onlar ne anlam çıkarıyorlar? Farklı anlamlar ve yorumlar varsa bu nereden kaynaklanıyor?
  • KG politika ifadeleri ve enstrumanları kurumda nasıl geliştirildi? Değişik aktörler ve disiplinler arasında tartışma fırsatı oldu mu?
  • KG etkinliklerinin ve değerlendirmelerin sonuçları ve çıktıları değişik aktörlerce nasıl kullanılıyor ve bu, o aktörlerin öncelikleri hakkında ne söylüyor?
  • Kalite kültürü ve kalite güvencesi sistemindeki fikir ayrılıkları/ çatışmaları ile nasıl başediliyor? Açık tartışma ve doğrudan diyaloglar  için yeterince fırsat var mı? Değişik fikirler nasıl değerlendiriliyor?

 

Stratejiler açısından:

  • Önemli olan ne ve kimin görüş açısından? Söylem ve gerçek arasında fark var mı?
  • Kurum kimliği ve değerleri strateji dokümanına yansımış mı, yoksa doküman ideal/ hayali bir kurum için hazırlanmış gibi mi?
  • Stratejik hedefler iç yapıyı, süreçleri ve çıktıları iyileştirme ile gösterge ve sayıları iyileştirme farkını teslim ediyor mu?
  • Misyon ifadesi ve stratejilerin muhatabı kim? Bunlar kurum elemanları ve temel aktörler için anlamlı ve kabul edilebilir mi?
  • Kurum kültürü değişime ne kadar açık? Stratejiler, kurumun ve kurumun içinde bulunduğu çevrenin değişme imkan veya ihtiyacına cevap verebilir mi? Çıkan anlaşmazlıkları çözme kapasitesi var mı?
  • Strateji dokümanı ile gerçek organizasyon ve prosedürlerin ilişkisi nasıl?
  • İç ihtiyaçlar ile dış kalite güvencesi gereklilikleri için farklı stratejiler mi var? Hangisinin önceliği var? Yapıcı olarak nasıl dengelenebilir?

 

Enstrüman/ araçlar açısından:

  • Kullanılan araç ve uygulamalar kendilerine yarar sağlaması düşünülen paydaşlara/ aktörlere uygun geliyor mu? Hayır ise, neden?
  • Araçlar kurumun KG felsefesi ile uyumlu mu, ters mi? Örneğin politika güven ve gelişme üzerine kuruluyken kontrol mantığının kullanılması..
  • Kurumdaki her KG etkinliğinin net ve açık bir amacı var mı? evet ise, esas yararlanan kim: öğrenci, akademisyen, yönetim, YÖK ve bakanlıklar, değerlendirme kuruluşları veya tamamen farklı bir kesim?
  • Araç ve uygulamalar arasında ‘ezelden beri böyle yapıldığı’ için veya ‘herkes böyle yapıyor’ diye kullanılanlar var mı?
  • KG sistemi içinde en önemli görülen araç ve uygulamalar neler? Olmasa da olur denebilecekler var mı?
  • Toplanan veri ve bilgiyi kim ve ne için kullanıyor? Veri kullanılmıyor ise, veri kalitesinden dolayı mı yoksa takip (follow up) süreçlerinden dolayı mı?

 

Bu soruların bazıları bir kurum için anlamlı olurken, diğerleri başka bir kurum özelinde düşünülmek durumunda olacaktır. İçinde bulunulan ortam (context) seçimi yönlendirecektir.

 

Kalite yaklaşımı ortak tavırları içerdiği kadar farklı görüşleri de içermektedir. Bu konulara kafa yoran ve uygulamaların içinde olan uzmanları izleyerek her birinden kendi ulusal ve kurumsal yaklaşımlarımızı şekillendirmek üzere faydalanmalıyız. Profesör Jethro Newton’un[7] şu saptamaları yol gösterici olmaktadır:

“Etkin bir KG sistemi,

  • Rolleri, sorumlulukları, prosedürleri açık seçik tanımlar,
  • Kurumsal amaç ve hadefleri destekler,
  • Karar verme mekanizmasını bilgilendirir,
  • Bireysel önyargılardan muaftır,
  • Zaman içinde tekrar edilebilir,
  • Tüm kurum çalışanlarını dahil eder,
  • Kurumsal standartları ve kabul edilebilir kanıtları içerir,
  • Sürekli gelişmeyi harekete geçirir.

Kalite kültürü geliştirmek için koşullar şunlardır:   

  • Her seviyede kaliteye açık ve aktif taahhüt,
  • Özdeğerlendirme yapmaya istekli olmak,
  • Sağlam düzenleyici çerçeve; net ve tutarlı prosedürler,
  • Kalite kontrol ve kalite güvencesine yönelik sorumluluklar,
  • Geri bildirim alma vurgusu,
  • İyi uygulamaları keşfetme ve yayma alışkanlığı,
  • Problem çözmede hızlı yönetim adımları.

 

Kalite politikası ile ilgili öğrenilen dersler:

  • Kalite “itiraz kaldırır”- yarışan düşünceler, söylemler kaçınılmazdır.
  • Tek ayrıntılı plan (blueprint) yoktur; her vaka ortamın kısıtlarına göre şekillenir.
  • Kalite ‘beyaz sayfa ‘ değildir.
  • Politikaların planlanmış çıktıları ile uygulama sonucu ortaya çıkan kazanımları farklı olur.
  • Politikaların icrasında kayma/ boşluk olabilir; akademisyenler kalite politikasının ‘üreticisi’ ve ‘şekillendiricisi’dir.
  • ‘Konumlanma’ – kalite ön sıradaki aktörlerin kaliteyi nasıl yorumladıkları ve inşa ettiklerine göre şekillenir.

 

Kalite yönetimi ile ilgili öğrenilen dersler:

  • Belirsizlikle başetmeyi öğren – kalite yönetimi karmakarışık bir iştir.
  • Hesap verme ve gelişme/ iyileşme uzlaştırılabilir mi?
  • Yükseköğretim organizasyonları rasyonel, yönetilebilir varlıklar mıdır – kalite yöneticisi değişimin kahramanı mıdır, yoksa pasif kurbanı mı?
  • Değişimi etkin yönetmek için kurum lideri çalışma iklimini değerlendirmek ve buna göre kararlı tepki vermek durumundadır.”

 

[1] Sónia Cardoso, Maria J. Rosa and Bjørn Stensaker,“Why is quality in higher education not achieved? The view of academics”, Assessment & Evaluation in Higher Education, 2016, Vol.41, No. 6, 950–965.

[2] Aynı eser, s.956

[3] Mantz Yorke, Developing A Quality Culture In Higher Education, Tertiary Education and Management 6: 19–36, 2000.

[4] EUA 2006 Quality Culture in European Universities: A Bottom-up Approach. Report on the Three Rounds of the Quality Culture Project 2002-2006. Brussels: European University Association

[5] C. Hildesheim, K.Sonntag, The Quality Culture Inventory: a comprehensive approach towards

measuring quality culture in higher education,  Studıes In Hıgher Educatıon, 2020, VOL. 45, NO. 4, 892–908

[6] Mantz Yorke, Developing A Quality Culture In Higher Education, Tertiary Education and Management 6: s.27, 2000

[7] Jethro Newton, 1st European Forum for Quality Assurance,  Munich, 24th November 2006

Kurumsal Akreditasyon – I

Bu platformda Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun ulusal kalite ajansı olduğuna vurgu yaparak bir müddet sonra akreditasyon/ başarılı-başarısız ayrımı yapmasına ihtiyaç duyulacağı belirtilmiştir. Kalite güvence sistemleri aracılığı ile kurumlara farklı payeleri vermek ve kamuoyuna bu farklılığı anlatmak gerekeceği ifade edilmiştir. Böyle bir gelişmeye hazırlık olarak şu ana kadar uygulanan metrikler çerçevesinde bir ön çalışma sunulmaktadır. Dört bölüm (kalite güvencesi sistemi, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, yönetim sistemi) içinde 65 ölçüt kullanarak yükseköğretim kurumlarından akredite olmak için beklenebilecek performans, bir öneri olarak, sunulmaktadır (YÖKAK’ın KİDR hazırlama rehberi sürüm 1.4 metninde 93 ölçüt kullanmasına rağmen bu sayının azaltılmasının mümkün olması nedeniyle ve önceki sürümde 122 olan ölçüt sayısının 93’e azaltılması eğiliminin devam edeceği beklentisi ile burada 65 ölçüt ile yetinilmiştir).

 

Her bir ölçütün yanına beklenen minimum standart bilgisi girilmiştir. Ölçüte ait satırın son kolonu bu ölçütün puanını göstermektedir. Farklı ölçütlerin farklı önemi, ağırlığı olduğu kabul edilmelidir. Hem ölçütün göreceli önemi hem de yazılan standarta erişimin zorluğu değerlendirilerek bir puan üretilmiştir. Eğer yükseköğretim kurumu yazılı minimum standarta erişmiş ise tam puanı, eksik olduğu takdirde kismi bir puanı almalıdır. Her bölümdeki puanların toplamı 80 dir. Akredite olmak için her bölümden en az 50/80 puan almak talep edilebilir.

 

Her ölçütün ağırlıklı (olmazsa olmaz) içeriği planlama mı, uygulama mı, kontrol etmek mi, önlem almak mı sorusunun cevabı PÜKO ibaresi altındaki kolonlarda belirtilmiştir. Yükseköğretim kurumuna ışık tutmak amacıyla, gereksiz telaşa kapılmamak adına konmuştur ve akreditasyon süreci ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Sadece P içeren ölçütler/satırlar Planlama bilgisini mutlaka içermelidir;  eğer varsa Uygulama, Kontrol veya Önlem kolonu girişleri de tabii ki yapılmalıdır.

 

2019 itibarı ile mezun veren tüm yükseköğretim kurumları “dostca” değerlendirme sürecinden geçmiş olacaktır. Artık ‘sonuçlarının yaptırımlar içerdiği’ bir değerlendirme aşamasına geçme zamanıdır. Geçmiş dört yılda yapılanın tekrarı Kalite Kurulunun etkisini aşındırır. Bazı akademisyenlerin mevcut uygulama ile yetinilmesi, gereken mesajların Kurum Geri Bildirim Raporlarından alınabileceği yönündeki görüşleri tartışılmak durumundadır. “Dostca değerlendirme” yaptırım için kullanılamaz, hukuki mevzuat engel olur. Değerlendirme ifadesi esnek bir ifadedir. Genelde “iyileşme için destek” anlamına kullanılmaktadır. Bu nedenle raporların lisanı ve üslubu takımdan takıma çok tutarlı olmasa da bu mekanizma akademik hayatta kullanılır ve yararlı olur. Tavsiyeler gramla tartılmaz, çünkü gerek yoktur; yargı içermez. Halbuki süreç eğer yargı, yaptırım içerecekse hem standartların ne olduğu ayan beyan ortaya konmalıdır, hem de bu standarda uygun yaşandığının kanıtı aranmalı ve değerlendirilmelidir. Standartların ne olduğu temelde YÖK’ün yetkisinde olmalıdır. Tabii ki Kalite Kurulunun mevcut uzmanlığı ve deneyimi bu standartların konmasında  dikkate alınmalı, ortak çalışma ile sonuca gidilmelidir. Ama nihayetinde yetki ve sorumluluk YÖK’tedir. Bir yandan bu standartlarda anlaşma zorluğu, diğer yandan üniversitelerin kendini hazır hissetmemesi, yaptırımların ne olacağının belirsizliği, hatta yaptırımlara siyasi müdahale olasılığı yargı / sonuç içeren uygulamalarda çekingenlik yaratmaktadır. Ülkemiz bunları aşmak durumundadır. Kısaca akreditasyon olarak nitelendirilen bu sürece ilişkin ölçütler dizisi ve değerlendirme rehberi aşağıdaki matriste örnek olarak toplanmıştır; tabii ki geliştirilebilir. Bu içerik yanında doğru işleyiş için onun kadar önemli ‘ortam tasarımı’ olacaktır; hakemlerin performansı, sürece dış müdahale, itirazların değerlendirilmesi ve YÖK ile eşgüdüm gibi…

 

Hakem havuzunun sürekli ve etkili eğitilmesi, Kalite Kurulunun ilkelerini içselleştirmiş olması, adil ve kurumlar arası fark yaratmayan (eşit ve tutarlı) uygulamaları yapabilmesi çok önemli husustur. Kurumların ve kişilerin sürece müdahale etmesine asla müsaade edilmemesi, değerlendirme sonuçlarının şeffaf olması ve ciddi getirilerinin/ önlemlerinin hissedilmesi ulusal yükseköğretim sisteminin iyileşmesi için zorunlu önlemlerdir.

Hakem havuzunun katılımcı çalıştaylarda vaka tartışmaları, örnekleri değerlendirmeleri, hakemlerin aklına/ başına gelen ters durumların masaya yatırılarak ortak tavır ve politikalar geliştirilmesi, takım başkanı-üyeleri ilişkilerinin açık açık tartışılması, yaşanan güzel ve çirkin örneklerin irdelenmesi, havuzdakilerin ortak amaç ve yöntemleri benimsemesinin vazgeçilmezliğinin vurgulanması tüm akreditasyon sürecinin/ sonuçlarının sağlığına doğrudan etki edecektir. YÖK binasında yapılan bilgilendirme toplantıları yerine bir otelde ve tüm gün, hatta iki gün, sosyalleşme fırsatlarının bolca olduğu, sindirerek öğrenilen bir atmosferde bu çalışmaları yapmak düşünülebilir.

 

Akreditasyon sonuçlarına itiraz/ temyiz için tamamen ayrı, saygın, bağımsız ve uluslararası uzmanların çoğunlukta olduğu bir kurula ihtiyaç vardır.

 

Kalite Kurulunun akreditasyon hizmetini vermesi dostca değerlendirme hizmetini sürdürmesine engel değildir. Gelişme aşamasındaki kurumların bu uygulamadan kazanacakları beceriler olacaktır. Hakem havuzunun gelişmesi için de iyi bir fırsat olabilir.

 

Mütevelli Heyet

Üniversitenin en yetkili kurulunun, o üniversitede akademisyen olmayan, toplumu veya kurucuları temsil eden kimselerce oluşturulmasını içeren yönetişim şekli (lay governance) ülkemizde mütevelli heyet sistemi olarak adlandırılır. Esasen kar amacı olmayan özel/ vakıf üniversiteleri için geliştirilmiş olan mütevelli tanımı (trustees) o üniversiteye bir şeyler vakfetmiş kişilere verilen yetkiyi belirtmektedir. Devlet üniversitelerinde karşılığı daha ziyade Üniversite Konseyi (Governing Board veya Board of Regents) şeklindedir ve devlet adına kamu çıkarını kollayan toplumda temayüz etmiş kişilerden oluşur.

 

ABD’deki klasik tepe yönetimi olarak benimsenmiş bulunan “lay governance” giderek dünyanın diğer ülkelerine yayılmaya başlamıştır. Bunun en temel nedeni (bu web sayfasında tekrar tekrar vurgulanan) üniversitelerin içinde bulundukları ortamın müthiş bir değişim göstermesidir. Geleneksel, meslekdaş (collegial) yönetim biçiminden iş dünyası yöntemlerine daha yakın, güçlü liderlerden oluşan (managerial) tarza kayılmaktadır. Akademik özyönetimin içe dönük perspektifi yükseköğretimin piyasa koşullarıyla rekabet etmekte zorlandığı için güç giderek kurullardan kişilere geçmektedir. Burada altı çizilmesi gereken konu, bu değişime direnmekten çok değişimin getirdiği olumsuzlukları dengeleyecek mekanizmaların oluşturulması ve etkin çalıştırılmasıdır.

 

Ülkemizde vakıf üniversiteleri görünürde böyle bir sistemi kullanmaktadır. Mevzuat, en az yedi kişiden oluşan Mütevelli heyetin, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapmasını, atamalarını, terfilerini ve görevden alınmalarını onaylamasını, yükseköğretim kurumunun bütçesini kabul etmesini ve uygulamaları izlemesini, öğrencilerden alınacak ücretleri tespit etmesini söyler. Her ne kadar Mütevelli heyet yetkilerini uygun gördüğü ölçüde başkana, rektöre veya yükseköğretim kurumunun diğer organlarına devredebilirse de pratikte ne Mütevelli Heyet Başkanları ne de YÖK denetçileri buna sıcak bakmamaktadır. Mali hususların ve üniversitenin vizyon, misyon, stratejik hedeflerinin Mütevelli heyetçe yürütülmesi doğal iken, akademik personelin atama ve terfilerine karışması doğru değildir; mali yapı ile ilgili olarak kadro sayısı veya açılacak kadro cinsi tabii ki Mütevelli heyet kararı gerektirebilir ama kişi adı soyadı itibarı ile onay mekanizması akademik değerlendirmelere Mütevelli heyetin karışmasını getirebilir, sakıncalıdır. Zaten Mütevelli kültürünün pek yerleşmediği ülkemizde üniversitelerin akademik yapılarının daha özenle korunmasında yarar vardır.

 

Ülkemizde Mütevelli heyet eşittir Mütevelli heyet başkanı, anlayışı hakimdir. Onun da günlük akademik işlere karışması yaygındır (micro-management). Uygulamanın beşiği olan ABD’de, üniversite mütevelli heyetleri derneğinin hazırlamış olduğu “Çok Etkili Kurulların 10 Alışkanlığı” metni şu önerileri getirmiştir (https://www.agb.org/ ):

  1. Katılımcı Bir Kültür Oluşturun (tüm konuların ayrıntılı tartışılması ve tüm üyelerin aktif katılımına fırsat verilmesi)
  2. Güvene Dayalı İlkeleri Sürdürün (özen, bağlılık ve uyum ilkeleri çerçevesinde kurumun özel durumu ve önceliklerini dikkate alarak bağımsız ve sağduyulu davranılması)
  3.  Rektör ile Sağlıklı Bir İlişki Yürütün (kurulun vizyon, misyon ve stratejik yönlendirme seviyesinde ve günlük işlerden uzak bir yönetim benimsemesi ve engelleyici değil, ortak anlayışıyla çalışması)
  4. Etkin Bir Başkan Seçin (üyelerin saygısını kazanmış, akademik kültürü bilen ve sayan, kurumun konumuna ve sorunlarına vakıf, dinamik ve tutkulu olması)
  5. Güçlü Bir Yönetişim Komisyonu Oluşturun (üye seçimi, kurul yapılanması, hesap verebilirliği, performans değerlendirmesi gibi kurulun iç işleyişinin sahiplenilmesi)
  6. Uygun Yetkileri Komisyonlara Devredin (Uzmanlık gereketiren konularda derinlemesine araştıran, kurula öneriler geliştiren ve belirli alanların takipcisi konumunda olacak komisyonların kullanılması)
  7. Stratejik Risk Faktörlerini Dikkate Alın (işletme risk yönetimi çerçevesinde tercihlerin risk toleranslarının takip edilmesi)
  8. Akademik Kalite İle İlgili Gereken Gözetimi Yapın (eğitim-öğretim ile ilgili verilen sözlerin yerine getirilmesinin, akademik kalite göstergelerinin takibinin, mali durumun izlenmesi kadar önemli kabul edilmesi)
  9. Paylaşımcı Yönetişim İlkelerini Uygulayın (takım çalışması ve çoklu paydaş süreçlerini önemseyerek iç paydaşlarla etkileşimi artırıcı platformların değerlendirilmesi)
  10. Hesap Verebilirlik İlkesine Odaklanın (kurulun maliyet ve kazanımlara paralel olarak kurumsal özerklik ve akademik özgürlük itibarı ile de hesap verebilmesi)

 

Ülkemizde Mütevelli heyet –öğretim üyeleri ilişkisi pek sağlıklı değildir. Öğretim üyeleri genelde devlet üniversitelerinden gelen daha fazla kaynak talebi alışkanlığını, samimi bir tasarruf -verimlilik – hesap verebilirlik bilinci eksikliğini giderememiş durumdadır. Mütevelli heyet akademik yaşamın özelliklerini pek anlamamış gibidir; üniversiteye giriş-çıkışlarda kart basma uygulayan, saat 17:00 de kapılarını kapayan vakıf üniversiteleri mevcuttur. Kar amacı güden özel üniversite kategorisinin yasal olarak bulunmaması nedeniyle kafalar karışmaktadır. Mütevelli heyet –öğretim üyeleri ilişkisinde en hassas konu güven tesisidir. Süreklilik, kararlılık gerektiren zor bir süreçtir güven tesisi ve maalesef pek de önemsenmemektedir. Karşı tarafın hassasiyetlerini, problemlerini, tutkularını anlamak ve özen göstermek gerekir. Üniversite performansının  Mütevelli heyet  tarafından izlenmesinden doğal bir şey yoktur; ancak bu, kurumsal süreçler, yapılar yoluyla, yerleşik bir sistemin parçası olarak yapılmalıdır (yıllık özdeğerlendirme raporları kullanılması, örneğin).

 

Diğer bir sorun, mütevelli heyetin rektörü atlayarak öğretim üyelerine muhatap olmaları, bazıları ile gayri resmi bilgi alış-verişine girişmeleri; bazı öğretim üyelerinin de rektörü atlayarak doğrudan Mütevelli heyet başkan veya üyelerini çıkarları yönünde etkilemeye çalışmalarıdır. Kurumsal ve sistematik etkileşim kanalları vasıtasıyla ve etik ilkeleri sürekli gündemde tutarak bu sorunun giderilmesi önerilir.

 

Kar amacı güden özel üniversitelerde “patron/ işin sahibi” kavramı geçerli olabilir. Bu kurumlar zaten kar amaçlı ticari müesseselerdir ve ilgili meslek eğitimini ucuza vermek üzere kurulmuşlardır; öğrencisi müşteri, öğretim elemanı veya idari personel çalışandır. Kar amacı olmayan vakıf üniversiteleri prensipte aynen devlet üniversiteleri gibi akademik değerler ve yaklaşımlar çerçevesinde çalışır (Kaliforniyadaki  Berkeley Üniversitesi ile Stanford Üniversitesinin  akademik duruşları aynı, birbirleriyle yarışmaları efsanevidir,  ama  biri devlet diğeri kar amacı olmayan özel üniversitedir). Ayırıcı faktör devlet veya özel değil, kar amacı gütmek veya gütmemek olmaktadır. Gerçek vakıf üniversitesi mütevellileri  patrona tavsiyelerde bulunan bir heyet değil, aynı yetki ve sorumlulukla üniversitenin gelişmesi için beraberce çalışan ve başkan kadar kurumu sahiplenen üyelerden oluşan bir kurul olmalıdır.

 

Anglo-sakson sisteminde tüm üniversitelerin bir üst kurul (yukarıda üniversite konseyi veya mütevelli heyet olarak adlandırılan kurul) tarafından yönetilmesi yerleşik bir uygulamadır. Yıllar içinde olgunlaşmış, mekanizmaları, süreçleri, yetki ve sorumlulukları ilgili taraflarca benimsenmiştir. Birleşik Krallık Yönetişim Kodu[1] (genel kaynakça bölümünde bulunabilir) sistemin nasıl çalıştığını anlatmaktadır. Mütevelli Heyet,

  • Kurumun misyonunu ve stratejik vizyonunu , uzun vadeli iş planını, temel performans göstergelerini ve yıllık bütçeyi onaylar
  • Rektörü atar  ve onun performansını izler.
  • Hesap verme ve kontrol sistemlerini (mali ve işletme risk değerlendirmeleri dahil)       kurulup çalışmasını sağlar ; iç şikayetlerin ve çıkar çatışmalarının ele alınış prosedürlerinin açık olarak belirlenmesini sağlar.
  • Kurumsal performansın, plan ve temel göstergelere uygun gelişmesini izler ve diğer kurumlarla karşılaştırır.

Tabii buradaki en hassas nokta bu kurulu oluşturan insan yapısıdır. Bağımsız, politize olmamış, sadece üniversitenin çıkarı doğrultusunda (yani kişisel, politik veya üçüncü sahıs çıkarı değil) karar verebilecek akil, deneyimli kişileri bulmak ve görevlendirmek kolay değildir.

 

Vakıf üniversitelerinde zorunlu olması nedeniyle ülkemizde üst kurul uygulamasının geliştirileceği nokta bu adreslerdir. Ancak rutin yıllık vakıf üniversiteleri denetimleri ve YÖK’ün mütevelli listesini onaylaması mütevelli kültürünün oluşturulmasına hizmet etmemektedir. En azından kuruluş aşamasında zorunlu bir kurs verilerek veya yılda bir defa böyle bir fırsat yaratarak bu kültürün gelişmesine  zemin hazırlamak gerekir. Etkileşimli çalıştaylar düzenlemek, bireysel soruları aydınlatmak, vaka bazında tartışmak düşünülmelidir. Kar amacı güden veya gütmeyen üniversite ayrımının bir maddesi kurumu patron veya üst kurulun yönetmesi olabilir.

 

 

[1] Guide for Members of Higher Education Governing Bodies in the UK, Committee of University Chairmen 2004, ISBN 1-902369-16-5

Personel Gelişimi Politikası

Kurum, elemanlarına kendilerini geliştirmek ve işleriyle ilgili bilgi ve becerilerini artırmak üzere gereken kaynak ve tesise erişim imkanı sağlar.

Kurumun hedeflerine erişmesine katkı yapmaya yönelik olarak elemanların bilgi ve becerilerini sürekli geliştirmeleri, kendi kariyer gelişimlerini aktif olarak düzenlemeleri, bireyi güçlendiren, aynı zamanda takım ruhunu ve ortak misyona sahip çıkma duygusunu yücelten eğitim ve uygulamalara katılmaları kurumun gelişme stratejisinin önemli bir ayağıdır. Beş yıllık Stratejik Planda ve Kurum Yönetişim Ilkeleri çerçevesinde kurumun yaklaşımları, tercihleri, hedefleri, kaynakları ayrıntılı olarak değerlendirilir. Olası ilke, örgüt ve kapsam metinleri aşağıdadır.

İlkeler:

Kurum, bu amaca yönelik olarak:

  1. Açık ve net yapılar ve prosedürler ilan eder, yetki ve sorumlulukları paylaşır.
  2. Orta vadeli planlara ve performans değerlendirme politikalarına uygun kurs, seminer, çalıştay ve eğitimler düzenler.
  3. Bu imkanların kullanılmasını kolaylaştırıcı adımları atar (mesai düzenleme alternatifleri, eğitim ve sınav izinleri, konferans, kısa kurs, seminer katılım payları, ilgili seyahat giderleri,vb) .
  4. Hedef kitlelere hitap eden özgün programlar sunar.
  5. Stratejik önceliklere dönük “yukarıdan aşağıya” planlama ve uygulamalar yanında, çalışanlardan gelen talepleri değerlendiren “aşağıdan yukarıya” yaklaşımları dikkate alır.
  6. Çalışan profilinin “olmazsa olmaz” becerilerinin sürdürülebilmesi için kuruma yeni katılanlara yönelik rutin yıllık eğitim çalışmalarını yapar.
  7. Eğitim fırsatlarını etkin ve çoklu iletişim kanalları ile tüm çalışanlara zamanında duyurur.

 

Örgütlenme:

Kurumun büyüklüğüne göre şekillenecek örgüt yapısı en basitinden bir Komisyon olarak oluşturulabilir. Personel Gelişim Komisyonu (Staff  Development Committee) her fakülteden bir temsilci, merkezi birimlerden (özellikle IK’dan) temsilciler ve işi en başta sahiplenecek bir Personel Gelişim yöneticisinden ( Staff Training and Development Officer) kurulabilir. Organizasyon şemasında tanımlanmış bir üst-ast ilişkisinin belirlenmesi, görev tanımlarının yazılı olması unutulmamalıdır.

 

Kapsam:

Öğretim üyesi gelişimi için öngörülem etkinlikler şöyle sıralanabilir:

  • Özelde aktif, etkileşimli ders verme yöntemlerinin, genelde kalite güvencesi olan eğitim-öğretim etkinliklerinin işlendiği/ öğretildiği programlar,
  • Araştırma konferans ve toplantılarına katılım destekleri,
  • Kurum İç Kalite Güvence sisteminin  uygulanmasına yönelik tanıtım ve çalışmalar,
  • Bir üst kademeye atanma çalışmalarına destek,
  • Sabatik (7. Hizmet yılında ücretli görevlendirme) uygulamasının yürütülmesi.

İdari personel için:

  • Genel beceri ve yeteneklerin geliştirilmesi, yabancı dil yetkinliğinin artırılması,
  • Dar gruplarda uzmanlık becerilerinin derinleştirilmesi
  • Kurum İç Kalite Güvence sisteminin  uygulanmasına yönelik tanıtım ve çalışmalar,

Akademik lider ve üst yönetici konumundakiler  için:

  • Yükseköğretimdeki özerklik, hesap verebilirlik, yönetim sistemleri, yönetişim, kalite güvence, araştırma yönetimi, kaliteli eğitim, stratejik yönetim, ve benzeri konulardaki gelişmeleri yansıtan, iyi örnekleri sunan ve tartışan programlar, seminerler, çalıştaylar
  • Uluslararası yükseköğretim yönetimi konferans ve etkinliklerine katılım destekleri,

 

Rutin personel gelişimi dışında ele alınmasında yarar olan bir husus üniversitelerin yetişmiş, deneyimli, uygulama cephesini yaşayarak öğrenmiş olan iş dünyasının ve sanayinin değerli elemanlarını kullanabilmeleridir. Temel derslerde olmasa bile üst sınıflarda ve özellikle seçmeli kategorilerinde zanginlik yaratmak üzere bu kaynak değerlendirilmelidir. Hem ders veren sanayici işe yaradığını hissederek, hem de öğrenci farklı uygulama detaylarını öğrenerek ve gerçek hayat koşullarını tadarak memnun kalacaktır. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bu yöndeki deneyimler çok başarılı olmuştur. Ders verenlerin ücret almaksızın katkıları olağandır. Kurum kültürü, eğitim politikası kısmi zamanlı statüde dışarıdan gelen kişilere aktarılmalıdır. Standart altı uygulamaları önlemek üzere oryantasyon programları önerilir. Eski mezunların görev alması her bakımdan kazan-kazan çözümleri olmaktadır.

 

Personel gelişimi başlığı altında değerlendirilebilecek diğer husus doktora eğitimi olmaktadır. Geçmiş yıllarda tez danışmanı ile doktora adayı arasına hapsolmuş doktora eğitimi küreselde giderek Kuzey Amerika modeli olan yapılandırılmış şekle dönüşmüştür. Israrla vurgulanan gelişmeler

  • Tez danışmanlığı kalitesine dikkat etmek,
  • Doktora programlarının uluslararası boyutunu geliştirmek (doktora adaylarının ve tez danışmanlarının uluslararası hareketlilik ve ortak programlar yoluyla işbirlikleri mekanizmalarından yararlanmaları),
  • Çok disiplinliliği artırmak,
  • Akademik dünya dışı, özellikle endüstri ile işbirliğini geliştirmek,
  • Doktora okulu uygulaması ile standardizasyon getirmek (eşik değerlerin istisnasız sağlanması) şeklindedir.

“Doktora Okulu” uygulaması Avrupa’nın yeni benimsediği, Kuzey Amerika’nın uzun yıllardan beri uygulayageldiği bir yaklaşımdır. Farklı doktora programlarını ve öğrencilerini birarada tutmanın disiplinlerarası yaklaşımları pekiştirdiği de (cross fertilization) bilinmektedir. Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA- https://eua.eu/ ) doktora eğitimi ile ilgili çok sayıda çalışmaya imza atmıştır. Teke tek doktora öğrencisi-tez danışmanı ilişkisi giderek takım temelli yaklaşıma dönüşmektedir. Bir adayın veya bir grup adayın farklı araştırma özgeçmişleri olan danışmanlar takımı ile çalışması gündeme gelmektedir.

Ülkemizde doktora eğitiminin hem nicelik, hem de nitelik sorunu vardır. Grafikte görüldüğü üzere doktora öğrencisi sayılarına göre mezun sayısı düşüktür ve doktora mezunlarının kalitesi gelişmeye muhtaçtır. TÜBİTAK ve YÖK burslarının (100/2000 programının) çok önemli destekler olduğu görülmektedir. Kurumların bu fırsatları nasıl değerlendirdiği ve başka ne gibi destekler üretebildikleri incelenmelidir. Şeffaflık, işbirliği, ortaklık, hareketlilik gibi kavramların doktora eğitimi çerçevesinde ne kadar uygulandığı kalite güvencesi olarak değerlendirilmelidir. Araştırma odaklı olmayan üniversitelerin doktora eğitimleri, özellikle çok sayıda doktora programı açarak program sayısından az mezun üreten üniversitelerin performansı sorgulanmalıdır. İçten besleme (inbreeding) kaliteyi fevkalade düşürmektedir.

Doktora öğrencilerinin devlet üniversitelerinde ar-gör olarak, vakıf üniversitelerinde ar-gör kadrosuna atanmadan eğitim-öğretim faaliyetlerine destek verdikleri bilinmektedir. Bu destek bir yere kadar onların akademik hayatı tanımaları, tecrübe kazanmaları için yararlıdır. Ancak çoğunlukla doktora öğrencileri bu yükler altında ezilmekte, kendi araştırmalarına ve tezlerine gereken zamanı verememektedir. Bu nedenle 100/2000 gibi burslar hayati olmaktadır. Bilindiği üzere gelişmiş ülkelerde doktora öğrencileri doktora hocasının araştırma projeleri ile desteklenir ve hem projenin ilerlemesine katkı verir hem de tezini yürütmüş olur.

Üniversitelerimizde doktora öğrencileri ve onların yapmakta oldukları tezleri, desteklenme kaynakları, beklenen bitiş tarihi, vb veriler paylaşılmamaktadır. Mevcut doktora öğrencilerinin destek yapıları şeffaf olarak gündeme taşınmadan bu kaynakları çeşitlendirmek, kuvvetlendirmek mümkün gözükmemektedir. Yükseköğretimimizin yumuşak karnı olarak tanımlayabileceğimiz doktora eğitiminin mevcut parametrelerinin bilinmesi çözüm üretimi için yeterli olmasa bile gerekli olduğu kesindir.

Performans Maaş İlişkisi

Üniversitelerin kalitesini çok iyi yansıtan bir ölçüt öğretim üyelerine verdiği maaş olmaktadır. Ülkemizde bu yaklaşım vakıf üniversiteleri için aynen geçerlidir; hatta devlet üniversiteleri için de dolaylı olarak söylenebilir. Aşağıdaki öneriler daha çok vakıf üniversitelerine yönelik düşünceler olarak değerlendirilmelidir.

 

Giriş maaş seviyesi kadar performansa göre yıllık maaş artışları da öğretim üyesi cezbetmenin ana unsurlarından biri olmaktadır. Yıllık maaş artışlarında enflasyon oranı dışında, akademisyenlerin performansına göre bir iyileştirme yapılması ülkemizde yaygın değildir; olanlar atama ve yükseltme kriterlerine benzeyen ve araştırma ağırlıklı (araştırma çıktısını dikkate alan) değerlendirme yöntemleridir. Misyonları açıkca “araştırma öncelikli olmak” yönündeki üniversiteler için bu yaklaşım anlaşılırdır. Ancak böyle bir imkan ve kararlılık  içermeyen çok sayıda üniversite kolaycılık veya tanıtım/reklam gibi nedenlerle araştırma çıktısını performans için kullanmaktadır.

Burada hem eğitim, hem araştırma /topluma hizmet bileşenlerini içeren bir sistem kullanılması önerilecektir. Eğitim-öğretim performansını ölçmek zordur ancak gereklidir. Bunun dışında akademik yaşamın gereksinimlerine cevap verebilmek de teşvik edilmelidir. Performans tablosunda yer verilen hususlar bir anlamda üniversitenin değerleri olmalıdır. Olası bir tablo şöyle düzenlenebilir (yüzde olarak):

  1. eğitim-öğretim faaliyetlerinin değerlendirilmesi                        30
  2. araştırma faaliyetlerinin değerlendirilmesi                                  30
  3. topluma hizmet faaliyetlerinin değerlendirilmesi                         8
  4. öğrenci memnuniyeti                                                                         7
  5. akademik takvime uyum                                                                   7
  6. akademik personelde aranan beceriler                                          5
  7. üniversiteye hizmet                                                                            6
  8. yönetici değerlendirmesi (bölüm bşk, dekan, provost)                7

Değerlendirme bölüm başkanı- dekan -provost  tarafından yapılabilir. Rektörün doğrudan rol alması önerilmez. O, doğabilecek ihtilafların hakemliğini üstlenebilir.

Araştırma (md 2) hariç her öğretim üyesi aynı kriterler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Araştırma faaliyetleri fakültelerin (bu grupların kendi içinde yeterince homojen olduğu varsayımıyla) kendileri için geliştirdikleri  ve Senato’nun onayladığı kriterler üzerinden yapılmalı ve ortalama puan ile normalize edilmelidir; atama ve yükseltme kriterlerinden farklı ve daha ayrıntılı olabilir.

Olağandışı durumlarda bu kriterlerden tamamen bağımsız,  olumlu veya olumsuz, Mütevelli Heyet başkanı ve rektörün ortak gerekçeli kararı olmak ve bu kararın toplantı tutanaklarında yer alması koşulu ile değerlendirme yapılabilmelidir.

Beş yıllık uygulamanın değerlendirilmesini takiben bu puanlamanın tekrar gündeme alınması ve tartışılması  yerinde olacaktır. Üniversitenin misyonuna hizmeti, performansı yüksek olanların hak ettikleri farklılığı yakalayabilmeleri ve kurum vicdanında adil algılanması özellikle masaya yatırılmalıdır.

Yukarıda verilen tablonun ayrıntıları kurum tercihlerine göre şekillendirilebilir:

1. eğitim-öğretim faaliyetlerinin değerlendirilmesi (geçerli maddeleri kullanın)  30
Syllabus/ izlence ilan edilmiş ve dağıtılmış mıdır? tüm bilgileri içermekte midir?
Derse devam, zamana dikkat/punctuality? Danışma saati/Office hour uygulaması?
Ders değerlendirme süreci işletilmiş mi? (öğrenci anketi  (Ek1.10) ve ders değerlendirme formu (Ek 1.4)  uygulanmış mı?)
Ortak derslerde işbirliği var mı?
Ders dosyası tamam mı? (syllabus/ izlence, Ek 1.4, Ek1.10, aktif ders verme yöntemleri, değerlendirme/ notlandırma yöntemi, öğrenme kazanımları izlenmesi/ kontrolü,  öğrenci iş yükü ölçümü)
Akran değerlendirmesi (peer observation)uygulanıyor mu?
Öğretme ve Öğrenme Merkezi imkanları ve diğer gelişme fırsatları kullanılmış mı?
Öğretim üyesinin kendini değerlendirmesi (self evaluation) – ders portfolyoları, ödül(best teaching award), proje (teaching innovation fund), … mevcut mu?
En az bir tasarım stüdyosuna tam zamanlı olarak giriyor mu?
Yarıyıl sonunda not değişikliği sunmak durumunda kalıyor mu?
 
2. araştırma faaliyetlerinin değerlendirilmesi  30
Fakülteler kendi araştırma kriterini belirler, buna göre puan alan öğretim üyelerinin performansı ortalama puan ile normalize edilir. Yıllık kriterler veya 3 yıllık kayan/sari ortalamalar kullanılabilir.  

 

3. topluma hizmet faaliyetlerinin değerlendirilmesi  8
İlgili meslek kuruluşlarında, iş yerlerinde vb uzmanlık yansıtan konuşmalar yapmak
Bilgi ve teknoloji transferi gerçekleştirmek
Sertifika, kurs gibi gelir getirici etkinliklere katılma
Sözleşmeli araştırmalar yürütmek
 Diğer topluma hizmet etkinliklerini yürütmek
4. öğrenci memnuniyeti    7
Bahar ve Güz yarıyıl sonu anketleri (Ek1.10) sonuçlarının irdelenmesi
5. akademik takvime uyum   7
Ara notların öğrencilere açıklanması
Final notlarının termin/ koşullarına uyum
Yıllık Öğretim Üyesi Raporunun (Annual Faculty Report)zamanında hazırlanması
Bölüm özdeğerlendirme raporunun sunulması
 
6. akademik personelde aranan beceriler  5
 Disiplinlerarası ortamda çalışabilme yeteneği-kararlılığı
 IT ve Internet alanlarında üst seviyede beceri
 Öğrenci merkezli eğitim ilkesini içselleştirmek
 Geniş yelpazedeki pedagojik yöntemleri tanımak ve kullanmak
 Rehberlik ve akademik danışmanlık (danışman anketi)
 Öğrenci grup çalışmalarını kolaylaştırma becerisi
 Takım çalışmasına yatkınlık, iletişim becerisi (komisyonlar, kurullar)
 Proje liderliği becerisi
 Mesleki olarak kendini geliştirme zorunluluğunu hissetmek
7. Üniversiteye hizmet 6
Komisyonlarda/ kurullarda görev-başarı
Öğretme ve Öğrenme Merkezi  çerçevesinde hizmet içi eğitim vermek, seminer-çalıştay düzenlemek
Öğrenci toplulukları danışmanlığı
 Diğer üniversiteye hizmet etkinlikleri
8. yönetici değerlendirmesi (bölüm bşk, dekan, provost);S vs 7
sahiplenme, devam, görev anlayışı, gelecek vaadi, …..??
 TOPLAM  100

Özdeğerlendirme Raporu

“Özdeğerlendirme raporu” ifadesi nerede kullanıldığına göre değişir. Temelde bir birimin veya kurumun kendini değerlendirmek amacıyla hazırladığı rapordur. Bu nedenle raporun şu aşağıdaki konulara uygun olması beklenir:

  • betimleyici olmaktan çok analitik, eleştirel ve değerlendirici olması,
  • uygulama ayrıntılarının kurumu/birimi anlamak için gereken minimum seviyede olması,
  • güncel ve gerçek bilgileri içermesi,
  • her iddianın en az bir kanıt ile desteklenmesi,
  • güçlü yönlerin tanımlanması ve gerekçelendirilmesi,
  • zayıf yönlerin saklanmaması, tersine, tanımlanması ve nasıl iyileştirileceğinin tartışılması,
  • zayıf ve güçlü yönlerin (hangi etkinlik/fonksiyon ile ilgisine bakmaksızın) her zaman eğitim-öğretime etkisinin değerlendirilmesi,
  • özdeğerlendirme raporunun daha kapsamlı bir değerlendirme sürecinin parçası olduğunun dikkate alınması,
  • reklam, tanıtım amacını veya görüntüsünü taşımaması, yuvarlak ve genel ifadelerden kaçınılması,
  • bölümlerinin başka kişilerce yazılması nedeniyle rahatsız edici üslüp farkları ve tekrarları içermemesi,

 

Özdeğerlendirme raporları değişik seviyelerde hazırlanabilir: öğretim üyesi tarafından bireysel bazda, ders veya diploma programı bazında, disiplin/ ıuzmanlık alanı için, bölüm bazında, fakülte bazında, herhangi bir idari birim bazında (öğrenci işleri) veya kurum genelinde olabilir. Bu web sitesinde bahsi gecen özdeğerlendirme raporları KİDR; dış değerlendirme kuruluşları için hazırlanan (EUA gibi) raporlar ve iç kalite güvence sistemi bileşenleri olan bölüm ve üniversite yıllık özdeğerlendirme raporlarıdır. Bölüm özdeğerlendirme raporları deklare edilen standartlara uygun bir akademik yaşam sürdürüldüğüne dair bölümün bir önceki yıla ait kanıtlarını, analizlerini üretmesidir ( kalite guvence sistemi OV. 2017). Burada bölüm çekirdek birim olarak algılanmıştır ve öğretim üyelerinin yıllık faaliyetlerine dayanan, bu verilerin bölüm seviyesinde birleştirildiği, irdelendiği, paylaşıldığı bir doküman kastedilmektedir. Üniversite özdeğerlendirme raporu ise çekirdek birimlerden gelen kanıt, analiz ve iyileştirmelerin süzülerek kurum geneli için hazırlanan yıllık değerlendirmedir. KİDR bu üniversite özdeğerlendirme raporu veya onun kısaltılarak (25-30 sayfa) Yükseköğretim Kalite Kuruluna gönderilen halidir. Geçmiş bir yılı analiz eder, üniversitenin ne yapmak istediğini veya nasılyaptığını değil, bir yıllık uygulama sonunda ürettiği ölçümleri ve bu ölçümlerin değerlendirilmesi ile atılan değişim/ iyileştirme adımlarını tartışır. Sayıları vermek dışında onları yorumlamak, anlam kazandırmak, trend analizleri yapmak, daha önce konmuş hedef veya kriterler ile karşılaştırmak, rakiplerle – ortaklarla karşılaştırmak, sayısal olmayan etki ve ortamları değerlendirmek üzere kurgulanır.

Üniversite yıllık özdeğerlendirme raporu ile KİDR arasında ince bir fark vardır, olmalıdır. Her ne kadar yukarıda KİDR’ın bu özdeğerlendirme raporunun özeti, kısaltılmış şekli olduğu belirtilmiş ise de fark, raporun gayesi ile ilgili iki farklı duruşun getirdikleridir. Özdeğerlendirme raporları “öğrenmek” veya “ikna etmek” üzere hazırlanabilir. Üniversite yıllık özdeğerlendirme raporu kurum iç kalite güvence sisteminin parçası olarak ve “öğrenmek” üzere düzenlenir; kurumun durumunu öğrenerek ilgili iyileştirme adımlarını atabilmesi içindir. KİDR merkezi otoriteyi ikna etmek üzere, diğer bir deyişle hesap verebilirlik gayesiyle hazırlanır; zaten merkezi otoritenin (Kalite Kurulunun) formatına göre hazırlanır. Martin Trow[1] ikisinin aynı anda yürütülmesini tavsiye etmez; böyle yapmaya çalışan kurumların zaman içinde kendi özgün yapı ve davranışlarını yitirerek ortak, merkezi koşullara, beklentilere esir düşeceğini söyler. Bu nedenle kurumların üniversite yıllık özdeğerlendirme raporunu bilinçli bir gayretle KİDR’a dönüştürmeleri, ancak öğrenme süreçlerinde kendi özdeğerlendirme raporlarını kullanmaları önerilir.

 

Dış değerlendirme kuruluşları için hazırlanan (EUA-IEP gibi) özdeğerlendirme raporları yıllık karakterde olmayıp hem kurumu tanıtan hem de analiz eden, değerlendiren yapıdadır. Bu nedenle PUKÖ döngüsünün tüm bileşenlerini içermek durumundadır. Yani hem kurumun ne yapmak istediğini/ planladığını, hem nasıl yaptığını/planları nasıl uyguladığını, hem de yukarıda KİDR için tarif edilen ölçme ve önlem alma süreçlerini kapsar. Tabii bu nedenle daha yüzeysel, sadece ana konuları raporlayan, çok gereken ayrıntıya ancak eklerde yer veren yapıdadır.

[1] Trow, M. (1996) ‘Trust, markets and accountability in higher education: A comparative perspective’, Higher Education Policy 9(4): 309–324.

Tam maliyet muhasebesine geçiş çalışmalarını yapmak

Geleneksel bütçe tekniği tek tek birimlerin veya etkinliğin maliyeti hakkında bilgi vermemektedir; tüm personel aynı kalemde, tüm güvenlik aynı kalemdedir ve kütüphane işletmenin masrafını, örneğin,  veya psikoloji bölüm  maliyetini bilmek mümkün değildir. Etkin stratejiler geliştirebilmek, kaynak dağılımını optimize etmek , gelirleri en verimli şekilde kullanabilmek ve AB projelerinin mali yapısına uyum sağlamak amaçlarıyla Tam Maliyet Muhasebesi, TMM,  (Full Cost Accounting= Full Economic Costing= Transparent Approach To Costing) yöntemi önerilmektedir. Kurumdaki genel maliyetler yanında her organizasyonel birimin toplam maliyete katkısını ve sunduğu hizmetin/etkinliğin maliyetini bilmek  üniversitenin rekabetçi üstünlüğünü saptayabilmesi için değerli olmaktadır. TMM ile el ele giden etkinlik temelli maliyetleme (Activity Based Costing, ABC) 1997-98 yıllarında ABD’de, 2000 yılında İngiltere’de ortaya çıkmış, 2010’lar itibarıyle Birleşik Krallık, İrlanda, Hollanda, İsveç, Avusturya da uygulanagelmektedir. Ülkemizdeki durum bir doçentlik çalışması çerçevesinde ele alınmıştır (Badem 2014[1]).

Geleneksel yöntem ile etkinlik temelli maliyetleme (ABC) arasındaki çarpıcı farkı vurgulamak üzere aşağıda literatürden alınan iki basit örnek verilmektedir:

Ürün veya hizmet temelindeki maliyet bilgisi işletmeyi daha iyi anlamak ve yönetmek için yararlı bulunmaktadır.

Bir çok  kaynak/harcama “masraf yeri” mantığına göre doğrudan ayrıştırılabilir, yani buralarda harcama-masraf yeri ilişkisi nettir. Diğer harcamalar ise uygun dağıtım anahtarları kullanarak (dolaylı olarak) masraf yerleri temelinde bölünmek durumundadır. Bu dolaylı dağıtım bazen isabetli olmamaktadır. ABC yöntemi uygulandığında kaynaklar/harcamalar önce kurumun etkinliklerine çevrilir, sonra bu etkinlikler masraf yerlerine dağıtılır (tablo 1). TMM uygulamasındaki en zor adım akademik personelin zamanını ayrıştırarak masraf yerlerine aktarmaktır. Bu adım o kadar zordur ki TMM uygulamasından belirgin avantaj sağlamayı öngörmeyen kurumların (Kutu 1) bu işe hiç kalkışmaması daha doğru denebilir.

 

Tablo 1: Etkinlik temelli maliyetleme (ABC) uygulaması- şematik

Tablo 1’i ele aldığımızda, “Kaynaklar” kolonu temelde alışılmış bütçe hesap planını, yani masraf kalemlerini içerir. “Etkinlikler” tipik akademik yaşamın getirdiği etkinlik listesidir; kurumlar arasında ufak farklılıklar gösterebilir ama TMM uygulamasını etkilemez. “Masraf yeri” tanımı kritiktir, üniversitenin tüm masraflarını hangi birim/ süreç temelinde ayrıştırmak istemesine bağlıdır. Örneğin “Fakülteler” temelindeki masraf yeri tanımlaması, İngilizce eğitim veren üniversitelerde, hazırlık sınıfı eğitiminin fakülte masraflarına ilave edilerek hesaplanmasını; “Fakülteler + İngilizce Dil Okulu” şeklindeki masraf yeri tanımlaması ise hazırlık eğitiminin ayrı bir bütün olarak hesaplanmasını, fakülte masraflarına hazırlık sınıfı masraflarının yansıtılmamasını sağlar. Fakülteler yerine onları oluşturan Bölümler de masraf yeri olarak seçilebilir; ne kadar ayrıntıya girmek, zahmete katlanmak kararı baştan alınmak durumundadır. Masraf yerleri olarak birimler değil, süreç/ eylem takımı da seçilebilir. Eğitim, Araştırma, Topluma Hizmet, Yönetim, örneğin masraf yeri takımı olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken “Kaynaklar”ın toplamı = “Etkinlikler” toplamı = “Masraf yeri” toplamı olmasıdır. Eğer masraf yeri takımı olarak ikinci kolondaki etkinlikler takımı seçilirse tabii doğrudan o kolon istenen masraf yeri bilgisini üretmiş olur.

Yukarıda şematik olarak sunulan tablonun bir üniversite için uygulanması TMM using ABC TEDU dosyasında verilmiştir. Bu örnek tabloda, üniversitenin beş fakülte ve bir İngilizce Dil Okulundan oluşması ve bu birimlerin eğitim, araştırma ve topluma hizmet etkinlikleri temelinde irdelenmesi seçilmiştir. Tüm idari birim harcamaları, rektörlük ve diğer yönetim etkinlikleri, kütüphane, yaz okulu veya disiplinler arası etkinlikler ve benzeri etkinlik harcamaları bu 18 masraf yerine yansıtılmak zorundadır. Dağıtım anahtarlarına örnek olarak birkaç kaynağın etkinliklere ve masraf yerine aktarımı 2 no’lu kutuda geliştirilmiştir. Örnek tablo çerçevesinde diploma programlarının tek tek maliyetleri değil, fakülteye ait tüm programların ortak maliyeti takip edilebilir.

Masraf yeri olarak diploma programlarının eğitim maliyeti istendiği zaman, araştırma ve topluma hizmet fonksiyonlarını da anlamlı bir şekilde kapsayan masraf yerleri tanımlanması (örneğin bölümler veya fakülteler olabilir) gerekecektir (toplamın, kaynaklar toplamına eşit olması için). Örnek tablo itibarı ile, sadece Mühendislik Fakültesi diploma programları maliyeti elde edilmek istendiğinde “Mühendilik Fakültesi Eğitim” satırı yerine “MF bilgisayar mühendisliği programı”, “MF elektrik-elektronik mühendisliği programı”, “MF endüstri mühendisliği programı”, “MF İnşaat mühendisliği programı” , “MF makina mühendisliği programı” satırları ilave edilerek 18 değil, 22 masraf yeri temelinde bir dağıtım düzenlenmelidir. Programların sadece eğitim maliyeti olduğu; genelde akademik kadronun yer aldığı birim bölüm/ fakülte olduğundan, bölümün/ fakültenin programlardan gelen eğitim, kişilerden gelen araştırma ve topluma hizmet maliyetleri olduğu kabul edilebilir.

Kaynak – Masraf Yeri ilişkisi net/açık olan durumlarda (örneğin bilimsel araştırma projesi (BAP) harcamalarının kişi bazında bilinmesi durumunda), doğrudan ilgili birime (masraf yerine) aktarma yapılabilir. Bu durumda bu harcamanın bütünlük açısından ilgili etkinliğe de kaydedilmesi gerekecektir; aksi halde toplamlar tutmaz. Personelden kaynaklanan etkinlik veya masraf yeri payı doğrudan ilgili kaleme aktarılır (mimarlık bölümü öğretim üyesinin ilgili maliyetinin mimarlık eğitimine/ araştırmasına aktarılması gibi). Ancak bu aktarımda personelin kadrosu dışındaki birim/etkinlik paylarına dikkat edilmelidir (örneğin, makina mühendisliğinden bir öğretim üyesinin matematik dersi vermesi durumu veya bölüm kodlu dersi bölüm dışı öğrencilerin alması gibi). Bu ayrıntı 3 no’lu kutuda geliştirilmiştir.

Mevcut altyapı ve mekanın kullanılması, özellikle pahalı cihazların eskime payları, bakım-onarımları, enerji ihtiyacı, su, temizlik, güvenlik giderleri uygun dağıtım anahtarları kullanarak etkinliklere ve masraf yerlerine aktarılması normalde fark edilmeyen maliyetleri açığa çıkaracaktır. Mekan için fırsat maliyetlerinin dikkate alınması özellikle önerilir.

Akademik personel maliyeti üniversite bütçelerinin önemli bir kısmını oluşturur. Bu nedenle akademik personelin zamanını hangi etkinliklere ayırdığı mümkün olduğunca hassas saptanmalıdır. “Time measurements” veya “time allocation methodology” olarak adlandırılan işlem tam maliyet muhasebesinin en zorlu parçasıdır. Sistematik zaman çizelgesi (time sheet) doldurmaktan anket yoluyla veya mülakat ile bilgi toplamaya kadar uzanan geniş bir yelpazede öğretim elemanlarının zamanlarını etkinlikler arasında nasıl bölüştürdükleri saptanmaktadır. Diğer bir uç alternatif, tüm elemanların bir sonraki yıl için zamanlarını, bölüm başkanı/ dekan ile görüşerek örnek tablodaki etkinlikler gibi bir liste üzerinde bölüştürmeleri, yani geçmişte ne olduğu değil, gelecekte ne olması gerektiğinin kullanılmasıdır.

Kişinin kendi zamanını nasıl bölüştürdüğü hakkında somut bilgisi genelde yoktur. Akademisyenlerin zaman takibi yapmaları, sistematik olarak her gün hangi işine kaç saat ayırdığını not etmeleri, buna uygun yazılımlar kullanmaları nadirdir. Buna ek olarak ilkesel yaklaşımları da zaman raporlamasını zorlaştırmaktadır. Birçok akademik etkinliğin birbirleriyle ilintili olması ve akademik hayatın ‘normal’çalışma saatleriyle sınırlı olmaması zorluğu arttırmaktadır.

Sıkça tercih edilen bir yöntem, istatistiki örnekleme tekniği ile planlanmış, bir veya iki haftalık süreyi kapsayan 7/24 zaman dökümünün her bir öğretim elemanı tarafından doldurulmasıdır. Üç yıllık çevrimde farklı dönem bilgilerinin her yıl toplanması hedeflenmektedir.  TMMnin kullanılmasında yıllar içinde kurumsal tercihler geliştirilmeli, bünyeye en uygun zaman dökümü yöntemi saptanmalıdır; kurumun büyüklüğü, veri toplamaya yatkınlığı, yönetişim şekli, TMM uygulamasından beklentileri bu süreçte yönlendirici olacaktır. İç kalite güvence sisteminin bir unsuru TMM sistemi olmalıdır (PUKÖ döngüsü).

TMMnin yoğun olarak uygulandığı Birleşik Krallık’ta akademik personelin çalışma süresi yılda 1650 saat olarak alınmaktadır[2]. Haftada 37,5 saatten yılda 44 hafta çalışıldığı kabulü yapılmıştır. Gerçek çalışma saatlerinin daha yüksek olması beklenebilir ( Avustralya’da akademisyenlerin kısmi statüde çalışanlar dahil haftada ortalama 50,4 saat çalıştığı (standart sapma 11 saat); tam zamanlı akademik personelin çalışma saat aralığının 32 ila 100 olduğu) rapor edilmiştir[3]. Ülkemizde acaba bu sayı kaçtır? Burada önemli nokta toplam saaten çok oranların saptanarak maaliyetin etkinliklere sağlıklı aktarılması olmaktadır.

ABD Kansas State Üniversitesinde 2001 yılında yapılan bir çalışma 1190 öğretim üyesinin eğitim-araştırma-topluma hizmet ve yönetim/idari etkinlikler temelinde zamanlarını çok farklı olarak bölüştürdüklerini ortaya koymaktadır (Tablo 2).136 öğretim üyesinin hiç eğitim sorumluluğu gözlenmezken, 81’inin sadece eğitim-öğretim ile  meşgul olduğu,%22,3’ünün hiç araştırma yapmadığı, % 2,9’unun sadece araştırma yaptığı, 1010 öğretim üyesinin yönetim ile alakaları olmadığı,10 öğretim üyesinin sadece yönetim görevini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Üniversite yapısının çeşitliliğini yansıtan bu dağılımların üniversitenin misyon ve hedefleriyle örtüşme durumu ayrıca değerlendirilebilmektedir.

TMM uygulamasını başlangıçta giderler üzerinden yapmakta yarar bulunmaktadır. İlk 3-4 yıl, önceki yılın giderleri çerçevesinde mali sistemin analizi yapılabilir; sistemin doğru çalıştığına, istenen analizlerin yapıldığına, güvenirlik sorununun olmadığına kanaat getirdikten sonra, bir sonraki yılın bütçesini hazırlamak üzere kullanılabilir (bakınız: kutu 4).

Kurumsal planlama ve yönetime destek olacak, ileriye dönük yatırımları yönlendirecek sağlıklı ve tutarlı bilgi sağlamanın yanında TMM, üniversitenin etkinliklerinin fiyatlamada  (özellikle araştırma projeleri için doğru fiyatın tespitinde) ve kurumsal portfolyonun karmaşık etkinlikler içeriği durumlarda hesap verebilirlik beklentisine cevap olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde her iki husus da öncelikli olmasa bile sadece kurumsal planlama / yatırımlara ışık tutmak amacıyla benimsenmesi ümit edilir. Kutu 1’deki konuları açmanın nedeni kurumları TMM uygulamasından soğutmak değil, tam tersine en fazla yararın sağlanması için kurumun kendini iyi tanımasına/ tanımlamasına olan ihtiyacı vurgulamaktır; zor bir uygulamadan maksimum kazancın elde edilmesi gayretidir.

Kurumun sürdürülebilirlik temelinde yönetilmesi, yıldan yıla tüm etkinliklerde gerçek maliyetleri karşılayabilmesine ve fiziki, insani ve zihinsel altyapısına, stratejik plan ihtiyaçlarına ve paydaş beklentilerine uygun miktarda, yatırım yapmasına bağlıdır[2]. Bu da TMM uygulamasını cazip kılmaktadır.Şeffaflık ve hesap verebilirlik talepleri arttıkça TMM’ne olan ihtiyacın da artacağı beklenmelidir.

Tablo 2: öğretim üyesi zamanının dört genel etkinlik alanına dağılımı- Kansas State Güz 1999

[1] Yrd Doç Dr Ahmet Cemkut Badem “Üniversitelerde Tam Maliyetleme (Full Costing)” Umuttepe Yayınları, Kocaeli Üniversitesi, 2014

[2] “Transparent Approach to Costing, An overview of TRAC”, Hefce 2005

[3] John Kenny & Andrew Edward Fluck (2017) “Towards a methodology  to determine standard time allocations for academic work”, Journal of Higher Education Policy andManagement, 39:5, 503-523

Araştırma Yönetimi

2017 yılı ikinci yarısında YÖK Araştırma Üniversiteleri kategorisindeki devlet üniversitelerini belirledi. Bu seçimin anlamı adı geçen devlet üniversitelerine ilave bir misyon yüklemek, onlara verilen bütçe karşılığında (ve bu bütçeye konacak ek ödenekler çerçevesinde) bu üniversitelerden araştırma yoğun faaliyetler beklemektir. Ülkedeki araştırma üniversiteleri (Carnegie sınıflandırması anlamında) tabii ki devlet üniversiteleriyle sınırlı değildir. Bu anlamda bir gruplama yapılması, durum saptaması ve motivasyon açılarından daha isabetli olurdu; devletin yine sadece bütçesini kendi verdiği üniversitelerle ek sözleşme (onlara ek fonlama) yapma olanağı vardı.

 

Misyon farklılaşması doğrultusunda net bir adım atılmış olması ve araştırma potansiyelinin tanımlanması ve geliştirilmesi ortamının yaratılması son derece memnuniyet vericidir. Bu sürecin iyi yönetilmesi de en az başlaması kadar önemli olacaktır. Hem YÖK, hem ilgili üniversiteler sürecin başarısından sorumludur.

 

Araştırma yoğun üniversitelerin düşünmeleri zorunlu olan, bence diğer üniversitelerin de dikkate alması gereken bir konu ‘araştırma yönetimi’dir. Son 30 yılda, üniversitelerden beklentiler, onların yönetim modelleri, araştırmanın ülke ekonomisindeki yeri, araştırma ortamlarının özellikleri, araştırma yöntemleri, araştırmacı davranışları vb birçok konuda büyük değişimler yaşandı. Araştırma destekleri olağanüstü yarışmacı süreçleri içeriyor. 2000-2005 yıllarında yoğun olarak tartışılan araştırma yönetimi kavramı (Araştırma Yönetimi, 2004 ; Research Management, 2003)  artık rutin uygulamalar olarak karşımıza çıkıyor.

 

Araştırma yöneticisinin ilk işi herhalde kurumun bir araştırma politikasının olmasını sağlamasıdır. Zaten varsa, bunun yazılı, iyi bilinen, kurumun genel kabulünü almış bir metin olması sıradaki önceliktir. Araştırma politikası kurumun araştırmaya bakış açısını, önceliğini, eğitim fonksiyonu ile olan ilişkisini, öğretim üyelerinden beklenen araştırma yoğunluğunu, araştırmayı geliştirme için nasıl bir yönetimi benimsediğini, araştırma destek birimleri ve gelişme hedeflerini, kurumsal araştırma tercihlerini, kurumun önde gelen araştırma odaklarını, kısa ve uzun vadede erişilmek istenen mükemmeliyet merkezlerini, kurumun özellikle beyan etmek istediği araştırma vurgularını özetleyen bir metin olabilir. Aşağıdaki hususlara[i] da  politika metninde değinilmesi düşünülebilir. Ancak metnin kısa (yarım sayfa) ve öz (reklam içermeyen) olması, ayrıntıların ilgili kurumsal standartlar olarak geliştirilmesi önerilir.

  • Mükemmellik alanları ile ilgili ilke ve kararlar, kritik kütle, mekan, destek hizmetleri
  • Göreceli zayıf alanlar ile ilgili gelişme/ vazgeçme tercihleri, destek mekanizmaları
  • Kişisel(serbest) ve sözleşmeli araştırmanın konumu; niş alan yaklaşımı, tematik araştırma seçimleri; fonların (mali destek) dağılımı
  • Kalite ve performans değerlendirmesi; yarışmacı kültürün kurumdaki yeri ve önemi; sonuçların kullanımı
  • Beşeri bilim, sosyal bilim ve sanat dallarındaki araştırmaların kurum içi konumu, özgün yaklaşımlar
  • Çok disiplinli araştırmaların konumu, şekli, boyutu, teşvik unsurları
  • Doktora programları ve araştırma etkinliklerinin ilişkisi, doktora okulu yaklaşımı
  • İstihdam politikasının araştırma bağı, ilişkisi
  • Hareketlilik-uluslararasılaşma-araştırma ilişkisi, etkileşimi
  • Temel ve uygulamalı araştırmaya bakış; uygulamalı araştırma- inovasyon vurgusu, teşvik unsurları
  • Sözleşmeli araştırma, dış fon kullanılması, çıktıların yayımlanması kural ve prosedürlerinin varlığı ve bilinirliği
  • Teknoloji transferi politikaları: kuluçka merkezi, yeni firma kurma/ mevcutlarla ortaklık; banka ve risk sermayesi kuruluşları ile ilişkiler; üniversite, sanayi vakıfları ve sosyal dernek / organizasyonlar ile ilişkiler; patent ve lisanslama politikaları

 

Araştırma yöneticisi ülkemizde genelde rektör yardımcılıklarından biri olarak konumlandırılmaktadır. Yakın zamana kadar rektör yardımcılarının kalıcı, rektörden rektöre değişmeyen görev tanımlarının olmadığı, rektörün o dönem için dağıttığı görevleri yürüttüğü bir sistem varken, giderek daha kalıcı görev tanımlarının benimsendiği görülmektedir. ‘Araştırmadan sorumlu’ tanımının ne derece ‘araştırma yöneticisi’ yetki ve sorumluluklarını barındırdığı pek belli değildir. Bu kadronun araştırma konularında liderlik yapabilecek gücü içermesi doğaldır; ama temel fikir araştırma potansiyelini arttırmak üzere destekleyici baskı uygulayabilmek, katalizör görevi görebilmektir, araştırmacılara hizmet etmektir. Biraz karar verme, biraz ikna etme, biraz danışmanlık yapma, yol gösterme, çokca araştırma ortamını sahiplenme içerir. Rektöre ve tüm öğretim üyelerine şeffaf ve hesap verebilir olması, zaman zaman paydaşlarca değerlendirilmesi, denetim ve denge sisteminin beraberce kurgulanması gerekir. Araştırma Yönetimi biriminin ve yöneticisinin (research manager veya chief research officer) görev alanına giren konular şöyle sıralanabilir:

 

1.Araştırma ortamının hazırlanmasını üstlenmek

  • Kurumun araştırma potansiyelini, yörenin-ulusun araştırma farkındalığını, piyasaların araştırma ihtiyacını görmek
  • Araştırmaya yeterince zaman ayırabilmek (yani eğitim ve hizmet yükünün makul ölçülerde olması)
  • Uygun çalışma/araştırma atmosferinin yaratılması (yalnız değilsin.. .hepimiz aynı gemideyiz… tartışma grupları, seminerler, konferanslar, dersler, vb birliktelikler)
  • Üretken, örnek deneyimli araştırmacı mevcudiyetini arttırmak, yıldız araştırmacıları cezbedebilmek
  • Araştırma organizasyonunun iyi işlemesini ve idari , sekreterlik desteklerinin etkili olmasını sağlamak, dış fonların başvuru ve raporlama taleplerini karşılayacak destek yaratmak
  • Başka birşeyler değil de araştırma yapma teşviği/ motivasyonu verebilmek
  • Kurumsal araştırma bütünlüğünü koruyacak etik çerçevenin oluşturulmasını sağlamak
  • Yasal konularda, fikri mülkiyet hakkı düzenlemelerinde destek olmak
  • Üniversite ile kamu ve özel sektör arasında güçlü işbirliği köprüleri kurabilmek
  • Değerlendirme kriterlerinde henüz yer almamış, geleneksel “ürün” e dönük olmayan mode II araştırmaları vurgulamak ve desteklemek

 

  1. İhtiyaçları karşılamak
  • Gereken mekanı, zamanı ve esnekliği sunabilmek
  • Araştırma için kaynak aramak ve tahsis etmek
  • Araştırma destek fırsatlarını açıkca tanımlamak ve ayrıntılı dokümanları hazır tutmak
  • Dış kaynaklı araştırma fonlarına erişim hakkında bilgi vermek, rehberlik yapmak
  • Hareketlilik olanaklarına ( meslektaş, laboratuvar, kütüphane ziyareti, konferans katılımı gibi) makul destek vermek
  • Araştırma maliyetlerini derlemek ve destek arayışlarında etkin kullanılmasını sağlamak
  • Sanayi ile işbirliğine girebilmek için destek vermek
  • Aktif araştırmacılara moral destek ve öncelik vermek
  • Araştırmacıların kariyet planlamasına destek olmak
  • Modası geçmiş alanlardaki araştırmacılara ilgi ve heyecanlarını yenilemeleri için önayak olmak

 

  1. Kısa ve uzun vadeli hedefleri net ve kesin tanımlamak ve kurumsal politika ve değerlere bağlamak
  • Kurumların tüm faaliyetlerini kapsayan stratejik planları vardır. Bu plan çerçevesinde kurumun ve alt birimlerinin araştırma politikası ve stratejilerinin geliştirilmesini sağlamak
  • Kurumsal nişlerin, kurum önceliklerinin ve göreceli avantaj alanlarının tanımlanması çalışmalarına öncülük etmek
  • Odak alanların saptanmasına yardımcı olmak, bunu yaparken bazı esneklikleri kaybetmemeye özen göstermek
  • Bir dizi performans göstergelerinin seçilmesini, takip ve analiz edilmesini yönetmek; bunların hesap verebilirlik, görünürlük, karar verme ve kaynak aktarımı süreçlerinde kullanılmasını sağlamak
  • Araştırma merkezleri, araştırma enstitüleri oluşumuna destek olmak, teşvik etmek, kolaylaştırıcı –ön açıcı adımlar atmak
  • Disiplinler arası ve çok disiplinli araştırmaları özendirmek, sahiplenmek
  • Ortaklıkları, stratejik işbirliklerini vurgulamak, gerçekleşmesine destek vermek; araştırma ağları oluşumuna (networking) destek olmak, özendirmek, aracı olmak
  • Araştırma yönetimi konusunda bilgi ve know-how toplamak ve bu birimin temel görevleri ile beklenen koordinasyon görevleri açısından olgunlaşmasını sağlamak

 

  1. Kalite standartları koymak, sürdürmek ve performansı izlemek
  • Araştırma etkinliklerini besleyen öğrenci niteliğini ve niceliğini izlemek
  • İnsan kaynaklarını, fiziki ve mali kaynakları değerlendirmek
  • Araştırma çıktıları[1] ve kazanımlarını sistematik iç değerlendirmeye tabi tutmak, hem nitelik hem de nicelik ölçümlerini yapmak
  • Ulusal ve uluslararası görünürlük için dış değerlendirme süreçlerini yönetmek
  • Benzer kurumlarla karşılaştırma (benchmarking) uygulamalarını yönetmek
  • Araştırma yönetimi bilgi sistemi kurarak kurumsal performansı, özellikle öncelikli alanlardaki gelişmeleri takip etmek

 

  1. Araştırma başarılarını değerlendirmek ve geliştirici önlem almak
  • Kanıtları yorumlamak ve hazmetmek üzere platformlar yaratmak, değerlendirmeyi içselleştirmek
  • Performansın amaçlara yönelik olup olmadığının kontrolünü sağlamak
  • Aksayan, çalışmayan, eksik kalan konuları saptamak ve iyileşme yolları geliştirmek
  • Çapraz etkileşim (cross fertilization) olanaklarını değerlendirmek
  • Başarıları ödüllendirmek,
  • Sürekliliği izlemek, sağlamak
  • Başarılı ve girişimci araştırmacıları üniversiteye çekmek
  • Performansa dayanan bütçe anlayışını yerleştirmek

 

Araştırma yoğun misyonu benimsemiş üniversitelerin araştırma yöneticisi/ birimi/ organizasyonu (örgütlenmesi) kullanımı vazgeçilmez kurumsal bir kabiliyettir. Rekabetin gereği olarak, karmaşık küresel araştırma sisteminde var olabilmek adına. Araştırmanın ön planda olmadığı üniversitelerde de farkındalığı yaratmak, motivasyonu sağlamak, araştırma fonksiyonunun akademik hayattaki rolünü hatırlatmak, vurgulamak üzere sahiplenmek görevleri, başkaca kişilerce pek de sahiplenilmediği için çok önemli olmaktadır.

Araştırma yönetimi ile ilgili Helen Connell[2] ve Ellen Hazelkorn[3] tarafından yazılan iki OECD yayını ufuk açıcıdır.

 

Hem ülkemizde hem de Avrupa üniversitelerinin bir çoğunda kurum araştırma bütçesinin yıllar içinde takibi, bileşenlerinin göreceli ağırlıkları pek izlenmemektedir. Araştırma gelirlerinin yıllara dağıtılması, özellikle uzun yıllar süren projeler düşünüldüğünde kolay değildir. Hangi gelirlerin araştırma, hangilerinin topluma hizmet, sözleşmeli araştırma, uygulama, geliştirme olarak yorumlanması gerektiği kurumun geliştirmesi gereken bir beceridir. Değişim trendleri, gelir kalemlerinin araştırma hedef ve politikalarına uyumu, devlet katkısı- özel sektör katkısı- öz gelirler- ulusal projeler-uluslararası fonlar dengelerinin izlenmesi, hangi kalemlere öncelik verilmesinin daha isabetli olacağı, ileriye dönük projeksiyonlar, üniversite gelişme stratejileri ile araştırma potansiyelinin örtüşmesi, insan kaynakları politikası ile araştırma fırsatlarının ilişkisi gibi parametreler sistematik olarak değerlendirilmek durumundadır.

Araştırma yönetiminin temel işlerinden biri kurum içi araştırma fonlarının (desteklerinin/ ödeneklerinin) nasıl dağıtılacağı hususu olmaktadır. Genelde her üniversite kendi tarzını geliştirse da bazı yaklaşımlar daha öne çıkmaktadır: yeni başlayanlar için (yeni gelen genç araştırmacı olabileceği gibi, tecrübeli ancak bu araştırma alanına ilk defa giren de olabilir) kurum bir başlangıç fonu (seed money) temin etme fırsatı yaratır. Tabii bu fırsat yarışmacıdır ve iyi tanımlanmış ve sunulmuş projeler eliyle kullanılır. Değerlendirme çıtası düşük, başvurulan meblağlar kısıtlıdır. Başlangıç yapabilmek üzere, acil ihtiyaçları içerir. Geçmiş başarı olmadığı için kurum dışı yarışmalarda kazanma şansı düşük ama gelecek vaat eden kişilerin desteklenmesidir amaç. Eski adı araştırma fonu, şimdilerde BAP destekleri bu kategoridedir. Araştırmacıların, önceki projede başarılı olmak kaydıyla, birkaç defa bu yolla desteklenmeleri normaldir. Bunu takip eden aşama yarışmacı, kurum dışı-yurt içi fonlara yönelmektir. TÜBİTAK fonları, muhtelif bakanlıkların projeleri, özel sektör sözleşmeleri bu kategoriyi oluşturur. Bu fonlar daha zor ama daha kapsamlıdır. Son aşama/ uzmanlık göstergesi çok yarışmacı, yurt dışı fonlara yönelmektir. Kurum bütçesinin araştırmaya ayrılan ödeneklerinin bir bölümü başlangıç fonlarına/ yaygın araştırma desteklerine gidecekse, kalan bölümünün dış fonlardan sağlanan temel/uygulamalı/ sözleşmeli araştırma projelerinin sübvanse edilmesine harcanması önerilir. Bu sayede kurumlar ufak destekler sayesinde büyük araştırma gelirlerine erişme imkanını yaratabilirler. Benzer destek (matching fund) kullanımı da bunu içerir. Tam maliyet muhasebesi bu politikaların uygulanmasına uygun altyapıyı oluşturur.

 

Üniversitelerin araştırmaya bakış açıları farklılıklar içerir. Misyon çeşitliliği de zaten bunu gerektirir. Genelde temel etkinliklere paralel olarak, eğitim odaklı, araştırma odaklı ve topluma hizmet odaklı üniversite çeşitleri tanımlanabilmektedir. Araştırma odaklılık da tek bir modele işaret etmemektedir.

  • Araştırma yoğun (research intensive),
  • araştırma etkin (research active) ve
  • araştırma bilinçli (research informed)

modelleri bilim dallarının ne kadarında iddialı, ortalama kaç doktora mezunu verildiği, dış araştırma kaynaklarından sağlanan fonlar, adres olunan konuların/ mükemmellik merkezlerinin varlığı/ sayıları gibi ölçütler çerçevesinde odaklılığın derecesini göstermektedir. Araştırma yönetimi kurumun bu yelpazedeki yerini oluşturmakta en büyük yükü üstlenmek durumundadır.

 

 

[i] Tabatoni, P ve Barblan,A. “Principles and practice of strategic management in universities” CRE Guide, 1998

[1] Çıktı: yayın, konferans tebliği, …

Kazanım: tasarım, yazılım geliştirme, verilen diplomalar, inovasyonlar,…

[2] Helen Connell “University Research Management: Meeting the Institutional Challenge” OECD 2004

[3] Ellen Hazelkorn “University Research Management: Developing Reseach in New Institutions” OECD 2005

yükseköğretim yönetimi, sistemleri, geliştirilmesi konularını tanıtan, destekleyen kişisel platform | www.oktemvardar.com

Yukarı ↑